Son Dakika
26 Haziran 2019 Çarşamba

12 Nisan 2018 Perşembe, 09:04
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Trump’tan AK Parti açılımı gelebilir!

Hollywood sever ABD halkının, şovmen bir iş adamını ülke başkanlığına getirmesiyle siyasetin nasıl düzeysiz bir hale evrildiğini görüyoruz. Tutarsız açıklamalar, her an bir çılgınlık yapabilecek tavırlar… ABD’nin çok da alışık olmadığı bir siyaset yaşanıyor. Görevden alınan Beyaz Saray çalışanları, sürekli değişen güvenlik danışmanları… Ekonomik ve askeri açıdan etkin ve saldırgan bir yapıda olan ABD’deki bu değişim […]

Hollywood sever ABD halkının, şovmen bir iş adamını ülke başkanlığına getirmesiyle siyasetin nasıl düzeysiz bir hale evrildiğini görüyoruz. Tutarsız açıklamalar, her an bir çılgınlık yapabilecek tavırlar…

ABD’nin çok da alışık olmadığı bir siyaset yaşanıyor. Görevden alınan Beyaz Saray çalışanları, sürekli değişen güvenlik danışmanları… Ekonomik ve askeri açıdan etkin ve saldırgan bir yapıda olan ABD’deki bu değişim dünyayı da etkiliyor.

Trump’ın son tweetleri Suriye’ye açıkça bir askeri müdahaleyi ima ederken, Rusya’ya da “ayağını denk al” mesajını veriyor.

Trump ilk olarak “48 saat içinde Suriye hakkında çok önemli bir karar alacağım” mesajıyla yapacağı çıkışın ilk işaretlerini vermişti aslında.

Sorulması gereken asıl soru ise; “Trump’ın aniden değişen politikasının arkasında ne var, işler nasıl bu noktaya geldi?”

Ancak tek sesli hale getirilen Türk basını, konuşmaya korkan akademisyen ve siyasetçiler yüzünden doğru düzgün bir değerlendirme alamıyor, cevap bulamıyorsunuz.

Tüm bu enformasyon kısıtlamalarına rağmen, Clinton’un başkanlığı dönemini iyi hatırlamak gerekiyor. 1998 yılında Beyaz Saray’ı karıştıran Monica Lewinsky olayından sonra, ABD’nin gündemi aniden değiştirilmiş, Irak’ta kitle imha silahları olduğu iddia edilerek 4 günlük bir bombalama gerçekleştirilmişti.

O günlerde ABD basınında Monica olayı ne zaman patlak verse, konuyu kapatmak için Irak ve beraberinde Orta Doğu karıştırılıyordu. Clinton başkanlık süresini doldurduktan sonra Bush’un iş başına geldiği ABD, Irak’ı kararlı bir şekilde işgal edecekti.

İşgalin ana sebebini oluşturan kitle imha silahları ise bulunamamıştı. Hatta bırakın kitle imha silahlarını, Saddam’ın doğru düzgün bir ordusunun bile olmadığı anlaşılıyordu.

Trump da tıpkı Clinton gibi sorunlar yaşıyor. Önceki gün avukatının ofisi arandı, mahkemeler “anayasayı ihlalden dava açılması”na onay verdi.

İşte tam da böyle bir zamanda bu sefer bir başka Müslüman coğrafya Suriye’de kimyasal saldırı iddiaları ortaya atılıyor. Beşar Esad, “Biz kimyasal silah kullanmadık, uluslararası bağımsız bir kuruluş gelip araştırsın, gerçekler ortaya çıkarılsın” açıklaması yapıyor ama herhangi bir karşılık bulmuyor. Bu sırada Rusya, Esad’a destek vermeye devam ediyor. Hatta son gelen bilgilere göre Rus Hükümeti kimyasal silahları araştırmak üzere Suriye’ye gözlemci gönderecek.

Trump’ın iç politikada sıkışmasının yanında Suriye-Rusya-İran üçlüsünün hedef alınmasının bir başka sebebi daha var; ABD çıkarları!

Trump’ın siyasi çalkantısı olmasa bile ABD’nin Suriye’ye operasyon yapıp yapmayacakları çok daha evvelden bellidir. Pentagon bunun tüm planlamalarını, hesaplamalarını yapmıştır.

Son açıklama ve mesajlardan anlaşılıyor ki bu planlar biraz daha erkene çekilmiş durumda.

Suriye’deki çatışma ortamının durdurulması için Astana görüşmeleri çerçevesinde, Ankara’da bir araya gelen Erdoğan-Putin ve Ruhani de anlaşılan o ki, ABD’yi rahatsız etmiş durumda. Türk Lirası, Ruble ve Riyal’in bu görüşmeden sonra gün be gün değer kaybetmesi ABD’nin etkinliğini gözler önüne seriyor.

Bölgede kendilerinden habersiz oluşacak tüm birliktelikleri kırmaya hevesli olan ABD’nin kurmay aklı, mesajlarının tonunu Trump üzerinden sertleştiriyor.

Rusya ve İran’ı yanına çekemeyeceğini bilen ABD, Suriye üzerindeki saldırgan söylemlerini fiiliyata geçirmesi durumunda AK Parti’yi yeniden merkezine alabilir. Çünkü özellikle üslerin kullanımı ve bölgede güçlü bir NATO ordusunun yanında olduğunu bilme ihtimali Türkiye ile yakınlaşmayı zorunlu kılıyor.

Bu kapsamda, son dönemde dalgalı seyreden ABD-Türkiye ilişkileri bir anda düzelirse şaşırmayalım.

Hatta FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in iadesi bile gündeme gelebilir.

Gülen de bunu hissetmiş olacak ki son günlerde basın kuruluşlarına röportajlar vermeye başladı. Bir Finlandiya kanalına verdiği röportajdaki sözleri oldukça çarpıcıydı: “Eğer ben Türkiye’ye gidersem, beni bir hücreye koyarlar orada, günde 30 tane ilaç kullanıyorum, o ilaçları vermezler, değişik şeylerden dolayı bir hafta yaşarsınız ya yaşamazsınız hücrede bir gün cenazenizi bulurlar sizin o olur yani..”

15 Temmuz’dan sonra ilk kez bu denli endişeli bir söylem takınmış durumda.

Dolayısıyla Trump’un tweetlerini ciddiyetsiz bulmadan evvel ABD’nin bölge üzerindeki politikalarını ve değişen güç dengelerini iyi okumak durumundayız.

ABD kaynaklı Suriye’de aktif bir askeri operasyon düzenlenirse yandaş medyadan “Katil Esad, şimdi hesap zamanı” başlıkları eşliğinde Trump güzellemeleri görebiliriz.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

sakarya escort sakarya escort sakarya escort istanbul escort