26 Ocak 2018 Cuma, 18:16
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Sözde aydınlar, sözde STK’lar yine devrede!

Her ülkenin kendine has mizacı, genetik kodları ve kültürel geçmişi vardır.

Bu değerler manzumesi etrafında devletlerin yapıları, kimlikleri oluşur.

Almanların disiplini, İtalyanların sanatı, İngilizlerin yasa koyuculuğu gibi her milletin kendine has tecrübelerle bezenmiş geçmişleri var.

İşte bu izler ve değerler, günümüzde devlet yapılarında da kendilerini belli ediyor.

Türk devletinin ise “ordu-millet” çerçevesinde şekillenmiş bir tarihi, bir gerçeği var.

Binlerce yıllık geçmişinde, kuruluşunda; devletin temel felsefesi fetih geleneği, ordu düzeni üzerine inşa edilmiş.

İşte o yüzden Türk Silahlı Kuvvetleri tüm dış operasyon girişimlerine rağmen hala dünyanın sayılı orduları arasında gösteriliyor.

Son yıllarda Türk ordusuna karşı yürütülen kumpasların ve hemen devamında başlatılan çözüm süreci gibi saçmalıkların milletin psikolojisini nasıl alt-üst ettiğini gördük.

Kültürel mirasın adeta yerle bir olduğuna, birlik ruhunun ortadan kalktığına şahit olduk.

Şimdi yapılan hatalardan geri dönüldü.

“Türk milleti, Türk ordusu” gibi ifadeler rahatlıkla söylenebiliyor. Yakın bir zamana kadar bu sözleri söylemek, Türkiye içindeki farklı etnik kökene mensup insanları ötekileştirmek olarak algılanıyordu.

Afrin operasyonuna dikkatli bakın.

Son 15 yıldaki en büyük kamuoyu desteklerinden birini arkasına almış durumda.

Mehmetçik mutlu, insanlar mutlu…

Anadolu’nun dört bir yanında kurbanlar kesiliyor, Mehmetçik için dualar ediliyor.

Çok uzundur böyle bir birlikteliğe, böyle bir kenetlenmeye şahit olmamıştık.

Hatırlanacağı üzere 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında liderlerin Yenikapı’da verdikleri görüntü çok önemliydi.

Ancak hemen sonrasında siyasi kutuplaşma akıl almayacak boyutlara ulaştı.

Umarız ki bu duygulara, bu birlikteliğe siyasi kaygılarla ket vurulmaz.

Afrin operasyonu önemli bir karardı. Kararın yankılarını da hemen gördük. Özellikle Mehmetçiğin başarılı operasyonları sonrasında, PKK’nın dış ülkelerdeki paniği her şeyi özetliyor.

Fransa, İsveç, Belçika, Hollanda, ABD ve Almanya’da eylem üzerine eylem yapıyorlar.

Almanya Hannover Havalimanı’nda Türk yolculara saldıracak kadar gözleri dönmüş durumda. Ellerinde sopalar ve sözde paçavralarla en korunaklı havalimanlarından birinde bu saldırı yapılıyor. Alman görevlilerin göz yumduğu çok açık.

Dün önemli bir haber daha geldi. Henüz kesinleşmeyen iddialara göre; Almanya, Türkiye’ye Leopard tipi tankların satışını durdurdu. Son birkaç gündür Alman kamuoyunda buna ilişkin tartışmalar devam ediyordu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise “şimdilik netleşen bir durum yok” açıklaması yaptı.

Asıl sorun ise Türkiye’nin içindeki birtakım oluşumlarda…

Kendilerini “aydın, sanatçı” olarak tanımlayıp, gencecik çocukların teröre kurban gitmesine ses çıkarmayanlar, Afrin operasyonu sonrasında ortalığa saçıldı.

Bunun bir savaş olduğunu ve kazananın olmayacağını ileri sürerek, üst perdeden hamaset yapıyorlar.

Yalan söylüyorlar, samimi değiller ve vicdanlı hiç değiller.

Enteresan olan bir diğer nokta da bu sözde aydınların birçoğu çözüm sürecinde “akil insan” olarak tanımlanıyor ve bu görüşlerini hükümet politikası içinde yine tekrar ediyorlardı.

***

Türk Tabipleri Birliği (TTB), doktorların oylarıyla yönetiminin oluştuğu bir STK… Ancak ne hikmetse yıllardır PKK’nın tüm açıklamalarına destek veriyor, sık sık Öcalan’ın sağlık durumundan endişe ettiklerini açıklıyorlar.

Afrin operasyonu sonrasında da “Savaş, bir halk sağlığı sorunudur” diye akılalmaz bir açıklama yaptılar.

Kendilerine hatırlatalım; Beşiktaş’ta onlarca polisimizin şehit düştüğü birçok vatandaşımızın yaralandığı bombalı saldırıların failleri Afrin’deki terör kamplarında yetişip, Türkiye’ye gelmişlerdi.

Afrin’deki PKK’lılara sahip çıkanların, o zamanlar hiçbirisi ortalıkta gözükmüyordu.

Benzeri açıklamalar farklı STK’lardan da geliyor.

KCK’dan defalarca yargılanıp bir şekilde beraat eden KESK ve Eğitim-Sen operasyonları eleştirdi.

Mimarlar Odası da üzerine vazifeymiş gibi operasyonlara tepki gösterdi.

EMEP ve ÖDP zaten malum.

Bir de Türkiye’de kendilerini “yurtsever sol” olarak tanımlayan bir tayfa var, MLKP‘yi savunuyorlar.

İşte onların savunduğu “Solcu, yurtsever, cihatçı örgütlerle mücadele halinde” diye tanımladıkları MLKP, TSK’ya sözde savaş ilan etti.

Sonuç olarak kültürel mirasımıza, geçmişimize, kuruluş esaslarımıza dokunulmadığı sürece muhteşem bir ruha sahibiz.

Bu ruhu bölmek, parçalamak, yönlendirmek isteyenler var.

Yukarıda örneklerini verdiğimiz gibi.

İşte bu yüzden kendimizi iyi tanımalı ve artık ayarlarımızla, kültürümüzle oynanmasına müsaade etmemeliyiz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz