Son Dakika
16 Kasım 2018 Cuma

30 Temmuz 2017 Pazar, 14:13
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Cennetteki Yıldızımız İbrahim Tanrıverdi

“Şırnak’ın Gömeç kırsalına bağlı Gabar Dağlarında teröristlerle çıkan çatışmadan 1 subay, 1 erbaş ve 1 er şehit olmuştur…”  haberleri geçerken tarihler 30 Temmuz 2015’i gösteriyordu.

“Nefes Vatan Sağolsun” filminin hafızalara kazınan repliği “Ölürseniz 45 saniyelik kahraman olursunuz” gibiydi her şey… Altyazılardan, internet sitelerinden 45 saniye-1 dakika içinde okuyor, başka haberlere geçiyorduk. İşte tam o dakikalarda, hiçbir zaman sönmeyecek ateş üç eve düşmüştü. Bizlerin 45 saniyede unutacağı acı haber, üç ailenin tüm yaşamını değiştirecekti.

PKK’lılarla çıkan çatışmada şehit düşen subayın adı İbrahim Tanrıverdi’ydi… Henüz 24 yaşındaydı… Türkiye’nin en zorlu coğrafyalarından birine gözünü kırpmadan gitmiş, “vatanı” için şehit düşmüştü.. Tanrıverdi ailesi çok zor şartlarda evlatlarını yetiştirmişti. Anne, evlere temizliğe giderek evlatlarını büyütmüş, baba, inşaatlarda çalışarak evine ekmek getirmişti…

Böyle zor şartlarda her biri pırlanta gibi 5 çocuk yetiştirmişlerdi… İbrahim de onlardan biriydi… PKK tarafından alçak bir tuzakla katledilen, çözüm süreci bahanesiyle “kaçakçıların taciz ateşinde şehit oldu” denilen Emre As’ın Harbiye’den dönem arkadaşıydı… Emre’nin şehit haberini aldığında gözyaşlarını tutamamış, “intikamını alacağız kardeşim” demişti…

***

Böyle bir evlattı İbrahim… Aslan gibiydi, yakışıklıydı, gençliğinin baharındaydı…

Anne Gafure Tanrıverdi, evladının adını yaşatabilmek için kitap yazmaya karar verdi. Sonra ailenin tüm bireyleri bu kitaba katkı sağladılar. En nihayetinde bugüne kadar okuyacağınız en etkileyici eseri ortaya koydular; “Cennetteki Yıldızımız”

Aygan Yayınları‘ndan çıkan kitabı, ailenin tüm bireyleri imzalayarak tarafıma gönderdiler. Kendilerine ne kadar teşekkür etsem az…

Kitap, annenin projesi olsa da İbrahim’in kardeşi Cengiz’in de büyük emekleri var. Ailenin tüm fertleri yaşadıklarını o kadar çarpıcı bir şekilde yazıya dökmüşler ki; okurken yutkunuyor, yüreğinize bir taş oturuyor sanki… Acıyı iliklerinize kadar hissediyorsunuz… O güzel insanların yerine kendinizi koyuyorsunuz “nasıl dayandılar” diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Her satırı tekrar tekrar okunması gereken bu muhteşem eserden bazı bölümleri paylaşmak istiyorum. İsimlerini bile bilmediğimiz on binlerce şehit ailesinin yaşadıklarından, hissettiklerinden pek çok parça bulacaksınız.

Ablası şehadet haberini aldığı anı anlatıyor:

“…On saniyelik mesafede aklımdan onca şey geçti ki eve girdiğimde onca kalabalık ‘ne alaka’ dedim, anlam verememiştim. Odaya girdiğimde Cengiz karşımda annemi tutuyordu. Eee Cengiz’e bir şey olmamıştı, aklıma bir an İbrahim gelmemişti. Anneme mi bir şey olmuştu? Ağlıyordu, bağırıyordu ama neden? Cengiz yanıma geldi, “Ne oluyor?” dedim “Yaralı mı, ne oldu bir şey olmadı değil mi?” demeye kalmadı, kalabalıktan biri: “İbrahim, şehit oldu” dedi. Ne kadar da kolay söyledi, koskoca demir yığınını sanki üzerime devirdi. Dağ gibi kardeşimi iki kelimede ifade etti. Neye uğradığımı şaşırdım.”

Kardeşi Cengiz Anlatıyor:

“İbrahim hep: ‘Bir gün ülke fena patlayacak! İki yılda sadece birkaç şehit verdiğimizle övündüğümüz, çözüm süreci sayılarını unutacağımız, artık hesaplayamayacağımız isimler mi?’ diyerek teröristleri nasıl görmezden geleceğiz diye endişeleniyordu. Her ölümün bir nedeni olduğu gibi hem devrenin ilk şehidi Emre’nin hem İbrahim’in hem de bu dönemde olan şehitlerimizin ölüm nedeni çözüm sürecidir. Çözüm süreci siyasetinin şehitleridir

…Aylar sonra bize, “Nasıl oldunuz toparlandınız mı?” gibi şeyler soranlar oluyordu. Biz “çok şükür” deyip geçiştirmeye çalışıyorduk. Aslında işin özü şu: hala ilk gün ki gibiyiz ne alıştık ne alışabildik… Alıştığımız tek şey, rol yapabilmek oldu. Üzüldüğümüzü belli etmemeye alıştık, gözyaşımızı kontrol etmeye alıştık…

…(Şehidin toprağa verileceği gün) İki babayiğit yanıma geldi ‘Abi biz Gömeç’ten geldik, İbrahim Teğmenin taburundanız’ dediler. Biri Astsubay biri er idi. O gün olay anında onlarda oradaymış. Yüzlerine baktım hala çatışma alanında gibiydiler, bir şey söylemediler sadece “Koruyamadık İbrahim Komutanımızı” dediler. Ben “Nasıl geldiniz? Bu psikolojiye yüreğiniz nasıl el verdi?” desem de onlar “Abi son görevimizi yapmamız lazımdı” deyip ağladılar. Olayın nasıl olduğunu sordum. Söyledikleri tek şey “İbrahim Teğmenimiz kahramanca savaştı, onunla gurur duyun!” dediler. “Astsubayım düşmana kurşun sıktı mı, sıkabildi mi?” diye sordum “sıktı abi” Deyince, “Başka da sorum yok” dedim…”

Bu kitabı anlatmaya satırlar yetmeyecek… Kahramanımızın ailesi tarafından yazılan bu eseri en kısa zamanda okuyun ve okutun… Allah hepsinden razı olsun.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz