Son Dakika
20 Ocak 2018 Cumartesi

16 Temmuz 2017 Pazar, 14:04
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

15 Temmuz gecesi Ülkücüleri kimler hedef gösterdi?

Türkiye, 15 Temmuz 2016’da çok farklı bir tehditle karşı karşıya kaldı.

O gece ve sonrasında yaşananlar sıradan bir darbe girişiminin çok ötesindeydi.

Türk silahlı kuvvetlerine siyaset kurumu tarafından yerleştirilmiş FETÖ’cü unsurlar “askeri darbe” görüntüsüyle devleti ele geçirmeye çalıştılar.

Bu badirenin milletçe el ele verilerek atlatılması büyük ve önemli bir başarıydı.  Çok güzel bir hava oluşmuş, aradaki kavgalar, tartışmalar unutulmuştu… Türkiye rahatlıyordu…

Ancak, 15 Temmuz’u takip eden günlerde oluşan birlik ve beraberlik ruhu aniden şekil değiştirmeye başladı.

Siyaset mekanizmasında; ideolojiler, değer yargıları, söylemler… Hepsi karmakarışık oldu… Bir araya gelmesi mümkün olmayan isimler birbirlerine koltuk armağan ederek Türkiye’yi rejim değişikliğine götürdüler.

Siyaset kurumu kesinlikle hesap vermedi, vermeye de niyetli gözükmüyor.

Darbeyi Araştırma Komisyonu’nun partizan raporu yeni tartışmaların fitilini ateşledi, kutuplaşmayı körükledi.

Gün be gün artan kutuplaşma iklimi ülkeyi 15 Temmuz öncesinden de kötü bir tabloya getirdi.

FETÖ’yü yönlendiren mekanizmanın Türkiye’yi küçümsediği çok açık…

FETÖ üzerinden gerçekleştirmek istedikleri darbe girişimleri başarılı olmadı ama oluşturdukları siyasi kültür Türkiye’yi kendi içinde iki ayrı kutba ayırmayı başardı!

15 Temmuz’u takip eden günlerde siyasi iktidara verilen mücadele desteği yüzde 90’ların üzerine çıkmıştı… Herkesin tek isteği “Üzerimize düşen ne varsa, el birliğiyle bunların kökünü kazıyalım” düşüncesiydi…

Ancak, yandaşlar daha 15 Temmuz gecesi Milliyetçi iradeyi hedef alarak ayrışmanın fitilini yaktılar. Ülkücülerin yasal kongre talebi FETÖ ile ilişkilendirilmeye çalışıldı. Meral Akşener ile ilgili yüzlerce mesnetsiz ve bir o kadar çirkin haberler üretildi. Hakaretler, tehditler, hedef göstermeler…  Bu hâlâ da devam ediyor.

Hiçbirinde başarılı olamadılar… Niyet ve amel kötü olduğu için yaptıkları tüm işler kendilerine dönmeye başladı… Bu bir bumerang etkisiydi… Yandaşlar kendi içinde kamplara ayrılıp “O FETÖ’cü, sen FETÖ’cüsün, bu FETÖ’cü…” diyerek işi sulandırdılar.

Bu sırada OHAL belirsizliği her geçen gün daha da büyüdü…

Cumhuriyet’in kurucu değerlerine saldırılar artarken, Araplaştırma projesi üzerinden demografik yapıya yapılan operasyon “ümmet” adı altında bastırıldı.

Daha ilk şok atlatılamadan ortaya çıkarılan referandum süreci tam bir dayatmaya dönüştü.

Devletin tüm gücünü arkasına alanlar, Türk devletinin yurtdışındaki itibarını ayaklar altına almak pahasına her şeyi yaptılar…

En nihayetinde ayrışma öyle bir hal aldı ki ana muhalefet partisi lideri “adalet istiyorum” diye yollara döküldü… Kemal Kılıçdaroğlu “Tek başıma kalsam da yürüyeceğim, isteyen bizimle gelir, parti kimliklerini kenara bırakan herkes katılabilirsözleriyle yola çıktı. Yürüyüş günden güne büyürken, yaklaşık 2 milyon kişinin katıldığı bir mitingle son buldu.

Devletin ilgili birimleri aynı dakikadan itibaren milyonlarca kişinin iradesini hiçe sayan manipülasyon çalışmalarına başladı.

Bu çirkin çalışmalar her geçen gün artarak devam ediyor.

Tam da bu noktada sormak gerekiyor

Bu ucuz numaralarla nasıl birlik olacağız?

“Bana ülkenin yarısı yeter” diyerek Türkiye’yi yönetmek isteyenler şaşaalarından, lükslerinden gram ödün vermeden geleceklerini sağlama alıyorlar.

***

15 Temmuz’daki kutlu direniş de o gecenin asil şehitleri de kalbimizin en özel yerindedir.

15 Temmuz Türk milletinin genetiğinde bulunan bıçağın kemiğe dayanması durumunda neleri başarabileceğinin en güzel örneğidir.

15 Temmuz’u kirli siyasetine âlet edip, siyasi rant peşinde koşanlar, büyük vebal alıyorlar…

Zor günde kalınca “Büyük Türk Milleti, Aziz Atatürk, Milliyetçi-Ülkücü kardeşlerim” diyenler, ayakları yere basar basmaz “Bunlar FETÖ’cü, bunlar ırkçı” diyorsa, biz onlarla aynı yolda yürüyemeyiz.

Dürüst olmayanın ideolojisi de değer yargısı da olmaz. Bu ikircikli, bu çelişkili karakterle hangi yola çıkacaksınız.

Bu hazin tabloda Türkiye’nin tek çıkış yolu, kurumsallaşan ahlaksızlığın millet eliyle tasfiye edilmesidir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz