Son Dakika
22 Ağustos 2017 Salı

18 Nisan 2017 Salı, 16:46
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Milliyetçiler için teşkilatlanma zamanı

16 Nisan referandum sonuçları kesinlikle tartışmaya açıktır. YSK’nın seçimler devam ederken kanunlara aykırı bir şekilde aldığı kararın hiçbir açıklaması yoktur.

Bu gibi eylemlerin karşılığını, benzerlerini komünist rejimlerde ve Afrika demokrasilerinde görebilirsiniz.

YSK Başkanı’nın seçim sonuçlarıyla ilgili yapmış olduğu açıklamalar da tartışmaların büyümesine neden oldu. Gecenin ilerleyen saatlerinde yaptığı açıklamada aynen şunları söyledi:

“AK Parti temsilcisinin talebi üzerine, kurulumuz, sandık kurulu mührü taşımayan oy pusulası ve zarfların dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça geçerli sayılmasına karar vermiştir.”

Böyle bir açıklama, böyle bir mantık olabilir mi!

Oy ve zarflar nasıl mühürsüz bir şekilde dışarıdan getirilebilir, nasıl bunlar kabul edilebilir. Bu şekilde kullanılan oyların miktarı ne kadardır?

YSK Başkanı aynı konuşmasında 56 milyon oyun sistemlere yüklenmesinin zaman aldığını söyledi. Oysa 56 milyon sayısı toplam seçmen sayısının karşılığıydı, oy kullanan kişi sayısı 48 milyondu!

Milyonlarca insanın kafasında soru işareti varken, gazetecilerin sorularını kabul etmeden, koşar adım toplantıyı terk etmek ne demektir.

***

Tüm Türkiye, sonuçları Anadolu Ajansı’ndan takip etmek zorunda bırakıldı. AA ilk olarak yüzde 66 ile başlattığı “evet”i, yüzde 51 ile zor kapattı.

Bu girişimin mantığı nedir, ne amaçla “evet” saatlerce yukarıda tutulmuştur?

Ayrıca siyasi partilerin görevlileri sandık başında oyların sayımını beklerken, AA muhabirleri sandık başından nasıl kesin sonuçlar vermektedir?

Tartışmalar sürerken ve ülkenin neredeyse yarısı “hayır” derken, birdenbire zafer konuşmaları yapılmaya başlandı, konvoylar, kornalar, silah sesleri… “Hayır”ın ezici bir şekilde galip geldiği Manisa’da bile sabaha kadar kornalarla, çılgınlar gibi kutlamalar yapıldı.

4 büyükşehir kaybedilmiş, oylar bıçak sırtı ve tartışmaya açık bir haldeyken bu zafer çılgınlığı ne anlama gelmektedir. Bu zafer, düşmana karşı mı kazanılmıştır; bu konuşmalar, bu feryatlar kimlere karşıdır?

***

AKP’nin balkon konuşmaları da gelecek adına “normalleşme” ortamının olmayacağını net bir şekilde gösterdi. Anayasanın ilk dört maddesini hedef alan HÜDA-PAR’a teşekkür edildi, “hayır” diyenlere “aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış” bile denildi.

AKP’liler en büyük teşekkürü HDP’ye yapmalılar. Çünkü sonuçlar gösteriyor ki sadece Doğu ve Güneydoğu illerindeki HDP oylarından yarım milyona yakınlık bir destek aldılar.

AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt’un, “MHP ile bir sistem değişikliği ittifakına girildi ama Kürtlerle buradan geçildi, sonuç budur yani” sözleri her şeyi çok güzel özetliyor aslında.

“HDP gizli ‘evet’çi” derken tam da bunu kastediyorduk.

***

Oylamaya yönelik kanunsuzlukları bir kenara bırakırsak, referandum sonuçları çok önemli veriler ortaya çıkardı. 16 Nisan’dan önce siyasi partilerin tahmini oy oranlarına baktığımızda; CHP yüzde 24, HDP yüzde 6 civarındaydı… HDP oylarının yüzde 2’lik bölümünün AKP’ye kaydığını da hesaba katarsak. CHP+HDP toplamı yüzde 28 yapıyor.

Geriye yüzde 21’lik bir oy kalıyor. Bunun yüzde 1’ini Saadet Partisi oluştururken, partisi, teşkilatı olmayan MHP’lilerin oyu tam tamına yüzde 20 olarak görülüyor.

Etkinlikleri basılan, salonları karartılan, kürsüleri yıkılan, araçları saldırıya uğrayan, doğru düzgün bir kampanya bile yapamayan, medyanın yer vermediği milliyetçiler tam tamına yüzde 20’lik bir oyu organize etmişler.

Bu tarihi bir başarıdır. MHP’deki kongre sürecinde de anket firmaları değişim olması durumunda MHP’nin oy oranını yüzde 25 olarak gösteriyorlardı. Zaten, alelacele getirilen başkanlık dayatmasının MHP’deki kongre süreci ile ne kadar yakından ilgili olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

İşte bu gerçekle, bu verilerle bugünden yarına harekete geçilmek durumundadır.

Valilerin, Kaymakamların, Millî Eğitim Müdürlerinin ve hatta YSK başkanlarının “evet” için seferber olduğu bir ortamda, “hayır” cephesinin ve bilhassa bu cephenin içindeki milliyetçilerin aldığı oy, tarihi bir başarıdır.

Meslek büyüğümüz Arslan Bulut, dünkü yazısında “Evet’te de bir “hayır” vardır” dedi. Bu referandumun en büyük hayırı milliyetçi uyanışın organize bir hale gelmesidir. Şahsi menfaat hatasına düşmeden, kısır tartışmalardan uzak bir şekilde Türkiye’nin her bölgesinde teşkilatlanmak zorunluluktur. İlk hedef; gençlere, yaşlılara, kadınlara, üniversitelere, 7’den 77’ye tüm Türk milletine ulaşmaktır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz