Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi

11 Nisan 2017 Salı, 18:38
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Başkanlığın gizlenen maddesi!

Referanduma sayılı günler kala, rejim değişikliğini getirenlerin bilinçaltı tamamen açığa çıktı.

Cumhurbaşkanı başdanışmanları, referandumdan “evet” çıkması durumunda yaşanacakların adeta fragmanını yayınladı.

Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başdanışman Şükrü Karatepe, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından basılıp, on binlerce kişiye ücretsiz dağıtılan Şehir Araştırmaları Dergisi’nin son sayısında, referandum sonrasında özerklik ve federasyonlu sisteme geçiş yapılması gerektiğini kaleme aldı. “Başkanlık sisteminde şehir yönetimi” başlıklı makalesinde, 23 eyalet ve 5 özerk bölgeden oluşan Çin örneğini veren Karetepe, Türkiye’nin bu modeli örnek alması gerektiğini öne sürdü:

Çin’de, şehirlerin bir kısmı farklı statülerde kuruluyor. Bütün politikalarını, ulusal birlik ve güvenliğe öncelik vererek oluşturan Çin, büyüyen ve gelişen şehirlerine yeni yönetim modelleri uyguluyor. Güvenlik kaygısıyla resmi açıklamalarda yüksek sesle dile getirilmese bile, Türkiye de bu süreçten etkileniyor.

Bu cümlelerin meali açık ve nettir: “Türkiye, Çin tipi özerk yapılı federasyon sistemine gidiyor. Bunu şu anda resmi olarak dile getirirsek güvenlik açıkları doğabilir.”

Başdanışman o denli planlı ve programlı bir şekilde her şeyi kaleme almış ki, en ince detaylarına kadar özerk yapıyı anlatıyor. Başkanlık sürecinde, Büyükşehir Belediye Başkanlarına yeni isimler verilmesi gerektiğini yazıyor:

“…Şehir yönetimi yeniden tanımlanmalıdır. Bu tanımlama yapılırken, büyükşehir belediye başkanına doğrudan ‘şehir başkanı’ veya ‘büyükşehir başkanı’ gibi bir ad verilmelidir. Bütün şehirde (30 büyükşehir) özel idarelerin kalkması ve iki başlı yürütmenin sona ermesi ise başkanlık sisteminin tam olarak kurulması yönünde atılan önemli bir adımdır.”

Başdanışman makalesinde, Fransız ihtilali sonrasında ortaya çıkan millî devletlerden dolayı Osmanlı tipi eyalet yönetiminin çöktüğünü, Türkiye’nin bugünkü sorunlarının temelinde de millî devlet yapısının olduğunu ima ediyor.

Yazıyı okuduktan sonra aklımızda doğrudan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın “İstanbul kendi kararlarını almalı, başka bir yere bağlı olmadan yönetilmeli” şeklindeki özerklik talebi geliyor. Hatırlanacağı üzere bu sözlere tek bir yalanlama, tepki gelmemişti. Demek ki miting meydanlarında “Kılıçdaroğlu’nun SSK günleri” diye videolar izletilirken, kapalı kapılar ardında bunlar konuşuluyormuş!

***

Anayasa değişikliğinin gizli mimarlarından biri olarak gösterilen bir diğer Başdanışman Mehmet Uçum ise twitter hesabından şu mesajı paylaştı: “Sessiz değil Halkımız gümbür gümbür bir Devrim yapıyor farkında mısınız. Halk kendi Devletini kurmak için adım atıyor, 16 Nisan Kutlu Olsun”

“23 Nisan Kutlu Olsun, 29 Ekim Kutlu olsun” mesajlarına bir atıftır bu yazılanlar… Cumhuriyet’e, Millet Meclisi’ne “güle güle” demektir aynı zamanda! En tehlikeli cümle ise “Halkın kendi devletini kurması…”

Kısacası deniyor ki, “Millî Mücadele kadroları ve Mustafa Kemal Atatürk’ün getirdiği Cumhuriyet, halk tarafından kurulmamıştır.”

***

Başdanışmanlardan konu açılınca bir diğer Başdanışman Adnan Tanrıverdi’nin sözlerini unutmak mümkün değil. Tanrıverdi, “Eyalet sistemi getirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin taşra teşkilatı ve devletin yönetim şekli tekrar düzenlenmelidir. Kürtlerin ve diğer etnik grupların kendi dillerini konuşma, geliştirme ve kendi dilinde eğitim yapma imkanı anayasa ile koruma altına alınmalıdır. Kürt kimliği tanınmalıdır. Türk ırkına mensup olmayan vatandaşlarımızda ve Kürtlerde devlete karşı aidiyet duygusunun oluşması ve gelişmesi için 1982 Anayasası’nın 66. Maddesi değiştirilmelidir” demişti.

TRT’nin yakın bir dönemde bölgelere göre çok dilli yayın yapacağını açıkladığını da hesaba katarsak, Başkanlık sistemi telaşının nasıl sistemli ve organize bir süreç olduğu daha net görülüyor.

AKP’nin 18 maddelik “evet” kitapçığında “Millî devlet ve üniter yapı”ya ilişkin tek bir madde bulunmamasının nedenini şimdi çok daha iyi anlıyoruz.

“İlk dört maddenin sigortasıyız” diyerek bu süreci başlatanlar Rabia işaretleriyle miting yaparken, 16 Nisan’da Türk millî devleti oylanacak!

Tüm bu söylemler göstermektedir ki, Türk kimliğinin ana unsur olarak tanımlanmadığı, ne idiği belirsiz bir devlet yapısına geçiş için büyük bir oyun oynanıyor. Hem de göz göre göre!

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz