Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi

02 Nisan 2017 Pazar, 17:13
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

‘Vatanım Sensin’ nereye koşuyor?

Yasama-yargı-yürütmeden sonra 4. güç olarak bilinen basının geldiği-getirildiği durum ortada…

Tek başına iktidarın yerini sağlamlaştırmasıyla aynı doğrultuda ilerleyen yayınlar ve medya sermayeleri vatandaşa doğrudan tesir ediyor. İnternetin birçok eve girmesine rağmen, özellikle Anadolu’da seçmen kanaatlerini belirleyen en önemli unsur hala televizyon…

Örneğin son dönem dış politikadaki; Avrupa ile yaşanılan kriz, El Bab operasyonları, Kerkük’te sözde bayrakların açılması gibi olaylarla ilgili doğru-düzgün bir yoruma, analize rastlayamıyoruz. Bunun tek nedeni “Hükümet bir şey der mi” korkusudur… Dolayısıyla yanı başımızdaki coğrafyada olan-bitenlerden bi haber hale getiriliyoruz.

Türk televizyonlarının en temel kaygısı olan “reyting ölçümleri” yerini tamamen “iktidar bir şey der mi” kaygısına bırakmış durumda. Özellikle reyting ölçümleme sisteminin objektifliğiyle ilgili tartışmalar bir türlü sonuçlanamıyor.

Son 10 yılda gündüz kuşağında evlendirme rezaletlerinin ahlak temelli duyarsızlaştırma operasyonuna nasıl imza attıklarını çok iyi biliyoruz. Şehit haberlerini vermekten imtina eden kanalların, yaptıkları sentetik yapımlarla açık bir algı operasyonu gerçekleştirdiği de ortada… Vatandaşa; “Düşünme, sorgulama, araştırma ve sana verilenlerle vaktini geçir” deniliyor.

Bu kapsamda Türk dizileri garabet halinde, adeta kanayan bir yara olarak her gün evlerin içlerine yerleşiyor…Şiddetin, silahın, tacizin olmadığı tek bir dizi bile yok… Özellikle kadın ve çocuk karakterlere uygulanan şiddet, toplumdaki asayiş olaylarına da olumsuz katkılar sağlıyor…

Böyle bir dönemde “Vatanım Sensin” isimli bir yapım ortaya çıktı. Halit Ergenç ve Bergüzar Korel’in başrollerini paylaştığı dizi, Yunanistan’ın İzmir’i işgali çerçevesinde yaşanan olayları Yunan ordusunun içine sızdırılan milli mücadeleci Binbaşı Cevdet gözünden anlatıyordu.

Özellikle ilk bölümlerdeki başarılı cast-mekan seçimi ve senaryo gücü ile reytinglerde üst sıralara çıktı. Sonra birdenbire bazı yandaş yazarlar tarafından “İzmir marşı çalıyorlar, çok fazla Atatürk’e atıf var, FETÖ’cü olabilirler” gibi eleştirilere maruz kaldılar… Seyircisi sahip çıktı, dizi daha da güçlendi…

Hedef kitle çözülmüştü… Yıllardır dizi izlemeyen ve medyada takip edebilecek hiçbir yapım bulamayan kitle; Vatanseverler, milliyetçiler, gençler, kadınlar, Atatürkçüler…

Neredeyse her fragmanda Mustafa Kemal Atatürk ve milli mücadeleye atıf yapılmaya başlandı.

Ancak son dönemde dizide çok enteresan gelişmeler yaşanmaya başladı. İzmir’e çıkmasıyla birlikte her yerde tecavüz, baskın ve açık bir soykırım girişiminde bulunan Yunan ordusu, yumuşak bir şiddete geçiş yaptı. Gerçekte yaşanılanların binde biri bile verilmedi.  “Yunan ordusu yıllar önce işgal edilen topraklarını geri almaya geldi” algısı oluşturulmaya başlandı.

Yunan komutanın oğlu Teğmen Leon karakteri ile milli mücadeleci Hilal’in aşkları gündeme getirilerek, dizinin oturtulduğu ana iskelet tamamen bozuldu. Milli mücadele ruhu yerini, “aşk engel tanımaz” mesajına bıraktı.

Son bölümle birlikte dizinin akıbeti büyük bir yol kazasına uğradı. Fragmanda milli mücadele, dizide ise Yunan ve hainlerin galip geldiği bir atmosfer oluşturuldu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ve milli mücadelenin felsefesine tamamen aykırı diyaloglar, tarihi gelişmeler ortaya çıktı.

Kuşçubaşı Eşref olarak dizide yer alan Eşref Paşa, ihanet içerisinde bir Osmanlı subayı tarafından katledildi. Oysa tarihte böyle bir olay yoktu.

Daha da kötüsü Yunan ordusuna biçilen rol… Son derece medeni, bakımlı, temiz ve görgülüler… Türkler ise sefil ve cahilce hareket eden bir kitle görünümünde…

General Cevdet’in kendisini belli etmemek için doğrudan Türk halkına mezalim yapması ise ne akılla ne de mantıkla izah edilebilir.

Öte yandan, izleyicide sürekli olarak Mustafa Kemal Atatürk beklentisi oluşturuluyor. Ancak ne hikmetse bu mesajlar sadece fragmanlarda kalıyor.

Son tahlilde “milli mücadeleyi” anlatma iddiasıyla ortaya çıkan yapım, Yunan’ı aklayan ve sıradan bir aşk hikayesine dönüşmüş durumda. Senaryonun izleyicinin aklıyla alay etmesi, son derece yakışıksız bir halin ortaya çıkmasına neden oldu.

Millî mücadeleyi, Yunan mezalimini görmek istiyorsanız, Anıtkabir’in müze bölümündeki fotoğraflarını yakından incelemenizi öneriyorum. Orada Yunan ordusunun gerçek yüzünü; köylerdeki yaşlılara kadar katleden bir orduyu, ihanet edenleri ve tarihi gerçekleri göreceksiniz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz