Son Dakika
15 Aralık 2017 Cuma

10 Mart 2017 Cuma, 20:16
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Kaos üreterek “evet” mi çıkacak?

Partilerin, daha doğrusu AKP’nin referandum çalışmaları, devletin tüm imkanları seferber edilerek ve medyadaki sansür alanı genişletilerek devam ediyor.

“Evet” propagandasının sürükleyicisi AKP olurken, MHP’den gelen açıklamalar Erdoğan’a güzellemeler, Ülkücüler ve CHP’ye ise hakaretlerle geçiyor.

AKP’liler de bunu karşılıksız bırakmamak için Devlet Bahçeli’ye övgü üstüne övgü düzüyor.

Son bir haftada AKP’lilerin Bahçeli için söylediklerine şöyle bir göz atalım:

Binali Yıldırım, İzmir

“MHP ‘Önce memleketim ve milletim’ dedi ve AK Parti ile beraber bu anayasa değişikliğini yaptı. Buradan MHP’ye ve onun Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Terör örgütleri ‘Evet çıkarsa biz biteriz’ diyorlar. ‘Evet’ çıkacak siz de biteceksiniz. ‘Evet’ diyerek sizi de bitirecekler, Kandil’i de.”

Süleyman Soylu, Nazilli

“AKP ile MHP uzlaşarak ittifak kurdu. Kılıçdaroğlu, FETÖ, Murat Karayılan, Kandil, DEAŞ ve Almanya ile aynı dili konuşuyor.”

Recep Akdağ, Erzurum

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye devlet ve millet hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyorum, Bahçeli’nin ülkenin ihtiyacı için parti meselesini bir tarafa bırakarak memleket meselesine sahip çıkmayı mükemmel bir şekilde gösteriyor.”

Mehmet Şimşek, Burdur

“Türkiye’yi güçlü kılmak istiyorsak bu referandumun başarısı için çalışmamız lazım. MHP bunu gördüğü için destek verdi. Kim destek vermiyor belli. Geçen hafta Şırnak, Bingöl, Muş ve Gaziantep’teydim. Baktığınız zaman bölücü terör örgütü bu referanduma ‘Hayır’ diyor.”

Mehmet Müezzinoğlu, Bursa

“FETÖ aracılığıyla MHP içinde çatlak yaratmaya çalışanlar yine FETÖ aracılığıyla ‘hayır’cılık yapıyor. Bunların hepsini siyah beyaz gibi görüyoruz. Bir ‘hayır’cılık yapan da Cumhuriyet Halk Partisi.”

Ahmet Arslan, Kars

“Bakın Bahçeli 2002 hükümet ortağı, ne güzel hükümet ortağı başbakan yardımcısı. Baktı ki bunların kavgasının yüzünden ülke batıyor ‘ben istemiyorum böyle başbakan yardımcılığını’ dedi seçime götürdü. 2007’de 367 diye bir garabet çıkarttılar geldi Meclise dedi ki ‘Hayır aynı şeyi yapmayacağım ben Abdullah Gül’ü destekleyip Cumhurbaşkanı yapacağım.’ 7 Haziran’ı düşünün CHP ve HDP ile koalisyon kursaydı bu ülkenin ne duruma düşeceğini varın siz hesaplayın. ‘Hayır benim ülkemin menfaati bunu gerektirmiyor ben onların yanında durmayacağım.’ En son da iki başlılığın bu millete ne kadar zarar verdiğini bildiği için dedi ki ‘Hayır ben AK Parti ile ortak hareket edeceğim’.”

Sonuç

Ülkemizi yönetenlerin, rejimi değiştirirken yaptıkları propagandayı iyi okumak ve anlamlandırmak gerekiyor.

Eğer bu anlatımlardan; vatandaşın, devletin hayrına bir konu varsa hep beraber “evet” diyelim. Kimse yönetim sisteminden, yeni işleyişten bahsetmiyor. Farklı düşüncelere; “terörist, terör yandaşı” demekle, onu-bunu yaftalamakla “evet” oylarının artırılacağı düşünülüyor. Sistemin neler getirdiği, ülkeyi hangi konunun aydınlığa çıkaracağı konuşulmuyor. Bol hamaset, bol siyaset…

İşin enteresan tarafı ise; bir önceki anayasa değişikliğinde “Daha demokratik bir Türkiye garantisi verenler” demokratik haklarını kullanarak “hayır” toplantısı düzenleyenlere, konuşmalar yapanlara müsaade etmiyor. Afişler yırtılıyor, salonlar karartılıyor, kürsüler yıkılıyor…

“Hayır” diyen milliyetçileri; korkutmak, vazgeçirmek, baskı altına almak için tüm yöntemler kullanılıyor. Bunları yapanlara göz yumanlar, yasaları çalıştırmayanlar propagandalarına hiçbir şey olmamış gibi, tam gaz devam ediyor.

Yasaların göz göre göre çalıştırılmadığı, “hayır” demeyi düşünenlerin bile “terörist” ilan edildiği bir ortamda ülke karanlığa götürülmek isteniyor.

Kanunlar, yasalar uygulanmaz, kolluk kuvvetleri çalıştırılmazsa, devlet ortadan kalkar. Devlet, vatandaşlarının güvenliklerini garanti altına alamıyor, devleti yönlendirenler şiddeti destekleyenlere övgüler düzüyorsa, orada kaos doğar! 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz