Son Dakika
12 Aralık 2017 Salı

08 Aralık 2016 Perşembe, 13:08
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Eğitimden “Milli”yi çıkarmakla başarılı olunmuyormuş!

Anlaşılan o ki dünümüzü karartanlar, geleceğimizi de karartmakta kararlılar!

OECD ülkelerindeki öğrencilerin eğitim durumlarını değerlendiren ve 3 yılda bir yapılan “Uluslararası öğrenci değerlendirme programı” PISA raporu açıklandı. Sonuçlara göre Türkiye eğitim kalitesinde 2006 yılının gerisine düşmüş durumda.

Fen bilimleri, matematik ve okuma alanları olmak üzere üç ana kategoride yapılan değerlendirmelerde 35 OECD ülkesi arasında sondan ikinci olduk. Üç alanda da OECD ortalamasını yakalayamadık.

Çocuklarımızın iyi bir eğitim alamadıkları, okuma alışkanlıklarının olmadığı ve bu yüzden kabiliyetlerinin sınırlı kaldığı verilerle yüzümüze çarpıldı.

Rapor, dün 3 gazeteye manşet oldu. Çıkan sonuçların iyi değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi, eğitim sistemine ‘çekinceli’ eleştiriler getirildi. Yandaş medyada ise tek satır çıkmadı. Onların gündeminde Bahçeli-Yıldırım’ın sözleri üzerinden Başkanlık rejimi vardı. İçinde eğitimle ilgili tek bir maddenin olmadığı rejim değişiklikleri konuşuldu.

Rapor siyasetin gündemine girer mi bilinmez ama, CHP eğitimdeki bu tablo ile ilgili Meclis araştırması istedi. Tartışmaların büyümesi ve iktidarı ‘ısırması’ durumunda “Ey PISA sen kimsin ya…” söylemlerine, hemen arkasından gelecek “PISA’nın arkasındaki FETÖ finansmanı” haberlerine hazırlıklı olmalıyız!

Kim ne derse dersin, bu rapor; her fırsatta eğitimdeki milli söylemleri, milli müfredatları “dayatma” diyerek yasaklayan, okulları ideolojik bilgi üretme merkezleri olarak gören zihniyetin başarısızlığının en açık delilidir.

Demek ki çocukların sabahları “Ne mutlu Türk’üm diyene” diyerek memleketinin nasıl zor şartlarda kurulduğunu hatırlaması eğitimi geri bırakmıyormuş!

Bu ülkede andımızı okumak isteyenlere “hain” muamelesi yapıldı. Yetmedi üzerine küfür eden müdürler bile çıktı ve hâlâ görev başındalar!

Çözüm sürecinde ise PKK’nın taleplerini eğitime soktular. Daha Türkçeyi doğru düzgün öğretemedikleri çocuklara Kürtçe ve Arapça dersleri koydular. İlkokullu çocuğu aynı sırada oturduğu arkadaşından seçmeli ders yüzünden ayrı düşürüp “birlik-beraberlik” hamaseti yaptılar.

İmam-Hatiplerin yaygınlaşmasıyla “ahlaklı nesil” yetiştirileceği iddia edildi. Veliler, siyasi erklerin yönlendirmeleriyle çocuklarını imam hatiplere vererek adeta “dinî” görevlerini yerine getirdiler. Bir yandan da “O eski günler neydi, sabahın köründe çocukları okulun önünde dikip, andımızı okutturuyorlardı” denilerek memleketin kurucu unsurlarına saldırıldı. Şimdi ise yoğunluktan 40-50 kişilik sınıflarda ders yapılmaya çalışılıyor.

AKP’nin en az oyu üniversite mezunlarından aldığı ortaya çıkınca, liseden bozma üniversiteler kuruldu dört bir yana… Eğitim fakültelerinin sayısı bir anda patladı. Ancak ne hikmetse bu patlama öğretmen kadrolarına yansımadı. Niteliksiz eğitimciler dört bir yanı sardı. Daha geçtiğimiz günlerde İstanbul Ümraniye’de 7 yaşındaki çocuğu yanlış çizgi çiziyor diyerek döven, hakaret eden dengesizler türedi. Dahası hâlâ “öğretmen” diye o okullara gidip geliyorlar.

Nitelikli öğretmenlerin çoğu ise asgari ücretin yarısı paralara “ücretli öğretmenlik” adı altında sömürülüyor. Sigortaları bile yarım yatırılıyor. Kısacası devlet her yere eğitim fakültesi açarken, mezun olan eğitimcisine “ucuz iş gücü” gözüyle bakıyor.

Kolejlerin durumu ise tam garabet hali… Önce; dayağı, şiddeti geleneksel bir eğitim metodu gibi uygulayan cemaat ve tarikat okullarının önü açıldı. Garip eğitim yöntemleriyle yüz binlerce okumayan, sorgulamayan, korku dolu yüzlerle ortalıkta dolaşan çocuklar üretildi.

Sonra da FETÖ’cülerin dershanelerini ve okullarını temizlemek için özel kolejlere daha geniş imkanlar verildi. Ancak bu girişimlerin hiçbirisi denetlenmedi. Bu işletmelerin tek mantığı ucuz öğretmen ve paralı veli üzerine kurulunca başarı ancak öğrenci panolarına asılan resimlerde kaldı.

Tüm bunlar yetmedi üzerine yarım milyona yakın Suriyeli öğrenci eklendi. Önceki gün ortaya çıktı ki mültecilere dağıtılan ders kitaplarında; “Osmanlı işgalci-emperyalist bir devlet, İskenderun, Suriye sınırları içinde, Türkler ise düşman millet” olarak anlatılıyor! Skandal ortaya çıkınca kitapları toplamaya başladılar, ama bunları müfredata koyan, basan, hazırlayanlar için tek bir soruşturma açılmadı.

Niteliksiz insan oluşturarak, okulları ideolojik kamplar haline getirmek isteyen zihniyetin, memleketi getirdiği noktayı görüyoruz. Eğitimde dünyaya rezil olduk.

Anlaşılan o ki dünümüzü karartanlar, geleceğimizi de karartmakta kararlılar!

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz