Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar

15 Haziran 2016 Çarşamba, 17:38
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Ceketinin bir düğmesi yanlışlıkla açık kalan Ülkücü!

Milliyetçiliğin tarihi; verilen mücadeleler, ödenen bedeller, yaşanan gerginlikler ve heyecanlarla doludur. Milliyetçiliğin siyasi temsilcisi olarak yarım asra yaklaşan MHP tarihinde, ödenen bedeller terazinin bir kefesine koyulduğunda hiç şüphesiz ağır basacaktır.

Milliyetçilik; kendi kendinize sorumluluk atfettiğiniz “vatan sevgisi” adı verilen değerler manzumesi etrafında şekillenen büyük bir mücadelenin adıdır.  Bu mücadelenin içinde olanlarda kişisel menfaatlerin, şahsi ikballerin son sırada gelmesi gerekir.

Milliyetçi Hareket’in temel taşıyıcısı olan Ülkücüler de bu kaygılarla hareket eden ve genelde bedel ödeyen taraftadır. Kendileri için öncelikli olan, vatan ve millet kavramları çerçevesinde çoğulcu bir kucaklayıcılık, güvenli ortam oluşturma kaygısıdır.

İşte bu noktada milyonlarca karıncanın emeğini bir anda hiçe sayan “profesyonel siyasetçiler” devreye girerler.

Kitleyi “tebaa” olarak görüp, merkezleri ele geçirirler. Kendilerinden sonrası için belirli bir planları yoktur, gelecekleri için belirli bir vizyonları yoktur. “Mış gibi yapmayı” çok iyi bilirler.

Gençliğe önem vermezler. Yeni nesillerin vatanperver gençlerden oluşması için çaba göstermez, proje üretmezler.

Sınırsız bir güven duygusuyla hareket edip, güçlerinin de sınırsız olduğunu düşünürler. Uzun yıllar tek başına iktidarda kalanların yaşadıkları “güç zehirlenmesi” sorununu parti içinde yaşarlar.

Profesyonel siyasetçilerle kurgulanmış üst yönetim, lider çevresine duvar örerler. Aşılmaz duvarlar ile yaşamlarına büyük bir keyif içerisinde devam ederler. Lider de bundan rahatsızlık duymaz. Ancak bu yapıdan habersiz ülkücü birey, her seferinde hayal kırıklığına uğrar ve sorunun kendisinde olduğunu düşünür.

Ceketinin bir düğmesi yanlışlıkla açık kaldı diye odadan kovulur, hafif sakalı var diye makama alınmaz, el öpmeye eğilmediği için bir daha yüzüne bakılmaz.

Farklı düşündüğü için keskin bakışların hedefi olur, çok konuşursa fiili olarak saldırıya uğrar. Hain veya ajan ilan edilmesi an meselesidir.

Her fırsatta kızılacak sorunlu bir ortam vardır. Sıcaklık bulamazsınız. Sürekli olarak kusurunuzu arayan bir üst yapının Demokles’in kılıcı gibi başınızın üzerinde sallandığı bir ortamda hiçbir başarı elde edemezsiniz.

Tıpkı MHP’nin son yıllarda yaşadığı sorunlu yönetim tablosu gibi…

Uyuyan devi uyandırdılar

Hayatlarının her noktasında; okulda, iş yaşamında, evde, sokakta bedel ödemeyi bir yaşam biçimi haline getiren Ülkücüler artık kendisini sınırlayan, her fırsatta kusurunu arayan bu anlayışı değiştirmek için kararlı.

Yıllardır baskılanan, durdurulan, horlanan, dışlanan insanlar her şeyi göze alarak yollara çıktılar ve başarılı da oldular.

6 aya yaklaşan bir süreçte “değişim” isteyen ülkücülerin yapmak istedikleri de tam da budur. Başkalarının senaryolarında sürekli olarak kenara atılan, ötekileştirilen, kötü gösterilen bu kadere itirazları var. Bunun ilk adımının da değişimle olacağının bilincindeler.

Ve artık amaca çok yakınlar.

19 Haziran’a 3 gün kala, tüm otobüsler tutulmuş, kalınacak yerler ayarlanmış, planlar yapılmış…

15 Mayıs’ta yarım kalan coşku 19 Haziran’da sel olup taşmaya kararlı.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz