Son Dakika
12 Aralık 2017 Salı

Hükümet Nerede, YÖK Ne Yapıyor!

31 Aralık 2015 Perşembe, 14:06

ÜNİVERSİTELERDE NELER OLUYOR, HÜKÜMET NEREDE, YÖK NE YAPIYOR?

Efendi Barutcu

Geçtiğimiz günlerde Hacettepe Üniversitesinin, Beytepedeki fakültelerinde, Malatya İnönü Üniversitesinde ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Marksist, Leninist ve PKKlı bölücü militanların ortalığı savaş alanına çevirdiğini, fakülte binalarının dört bir tarafını bölücü sloganlar yazarak kirlettiklerine, bölücü örgütün paçavralarını taşıdıklarına dair haberler günlük basında ve sosyal medyada geniş yer almıştı.

Elimize ulaşan resimlerde de görüldüğü üzere bölücü militanlar yine gemi azıya almış görünüyorlar.

Aslında bu ilk değil. Yıllardan beri Ankara Üniversitesine bağlı Siyasal Bilgiler, Hukuk ve Dil-Tarih-Coğrafya Fakültelerinde, Orta Doğu Teknik Üniversitesinde ve Hacettepe Üniversitesinin Beytepedeki fakültelerinde bu azgınlık sürüp gidiyor.

Bunu nerden biliyoruz? Zaman zaman bizi ziyarete gelen Ülkücü, milliyetçi üniversite öğrencisi genç kardeşlerimizin şikâyetlerinden, maruz kaldıkları saldırı ve tehditlerden, geniş mağduriyetlerinden dolayı.

İşin kötüsü bu gençlerimiz çoğu zaman sahipsizler, dertleriyle ilgilenen yok, mağduriyetlerini anlatacak mevki, makam, etkili, yetkili kimseyi bulamıyorlar.

hacettepe özyönetim

Bizde, onlara her seferinde, sağduyulu davranmalarını, kendilerini, üniversite yönetimi ve hukuk nezdinde suçlu duruma düşürecek her türlü tutum ve davranışlardan ısrarla kaçınmalarını, üniversite idaresine ve kanuni mercilere başvurmalarını söylüyoruz.

Üniversitelerden biran önce mezun olup yüksek bilgi ve fikirlerle donanmış imanlı, vatansever ve şahsiyetli gençler olarak Türk milletinin hizmetine koşmalarını tavsiye ediyoruz.

Bazen de iktidar partisinde bulunan bazı milletvekili eski dostlarımıza gençleri dinlemeleri  ve meselelerle alakalı olmaları ricasıyla bu kardeşlerimizi gönderdiğimiz olmuştur.

Bir kısmından bol bol nasihat dinlemişler. Bazı değerli arkadaşlarımızda daha önce kendileri de aynı saldırganlıklara maruz kaldıkları için –damdan düşenin halinden damdan düşen anlar misali- mümkün mertebe alakadar olmaya çalışmışlardır.

Orta Doğu Teknik Üniversitesinde ki mescide ve namaz kılanlara, yapılan saldırı üzerine havuz medyasının, devlet ve hükümet yetkililerinin adeta ayağa kalkarcasına -kendilerinden başka ihanet ve saldıralar karşısında da beklediğimiz ama maalesef göremediğimiz- alakaları da takdire şayandır doğrusu.

Ellerinde sopa, sırt çantalarında molotof, yüzlerinde maske...

Ellerinde sopa, sırt çantalarında molotof, yüzlerinde maske…

Demek ki bu din, devlet ve millet düşmanları mescide saldırmasalardı bölücü örgütün paçavralarının bu fakültelerin duvarlarında asılı kalmasından kimse rahatsızlık duymayacaktı. Ne diyelim “bir musibet, bin nasihatten evladır” derler.

Yalnız merak ettiğimiz husus, namaz konusunda bu kadar hassas olan çevrelerin, Türk devletinin namusu ve bekası, Türk vatanının bütünlüğü, Türk milletinin birliğini tehdit eden ihanet şebekelerinin alçakça saldırılarını, ülkemizi bir kan deryasına döndürme çabalarını yıllardan beri “açılım”, “çözüm” bahaneleriyle niye görmemezlikten geldikleridir.

Allah muhafaza istiklali elden gitmiş, parçalanmış bir vatanda kıldığınız namazın ne size nede hiç kimseye faydasının olmayacağını bilmeyecek kadar İslam’ın cihat idealinden ve tarih şuurundan mahrum musunuz?

hacettepe resim (1)

Bu durumu, 1970’li yıllarda üniversite ve yüksek okullarda aynı dehşet verici sahneler sergilenirken son derecede kayıtsızlıkla seyreden sözde “İslamcı” çevrelere karşı merhum büyük şairimiz Abdurrahim Karakoç Ağabey:

“Korkak Müslüman’ın namaz kıldığı camiyi taşlayan deli cennetlik“ diye hicvediyordu.

ODTÜ’de mescide ve namaz kılanlara saldıranlar açısından ise durum “ eceli gelen i…’nin cami duvarına bevletmesi”dir.

Özellikle son yıllarda Türk milleti adına utanç sahnelerinin yaşandığı “açılım” ve “çözüm” süreci diye adlandırdıkları süreler içerisinde: Aman ha! Çözüme bir zarar gelmesin düşüncesiyle sadece Türkiye’nin doğusu ve güneyindeki şehir ve kasabalarda değil –oralardaki üniversitelerin durumu başlı başına bir faciadır- Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de bazı üniversitelerde ve mahallelerde tabirimi mazur görün –teşbihte hata olmaz- taşlar bağlanıp, köpekler salıverilmiştir.

İşte 20 Şubat 2015’te İzmir Ege Üniversitesinde bölücü militanlar tarafından alçakça katledilen Fırat Çakıroğlu kardeşimiz ülkeyi yönetenlerin böylesine derin ihmal ve hamakati neticesinde şehit olmuştur.

Uzun yıllardır hastalığa doğru teşhis konulamadığı için yanlış reçeteler ve yanlış tedaviler uygulanmakta ve neticesinde bölücü ihanet şebekeleri her gün yeni mevziler kazanmaktadır.

İşin doğrusu şudur: Uluslararası güç merkezleri, yerli taşeronlar kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne diz çöktürmeye çalışılmaktadırlar.

Türk vatanının bütünlüğü, Türk milletinin birliği ağır bir tehdit altındadır. Dünyanın herhangi bir ülkesinde devlete silahlı kalkışmada bulunan şebekelere nasıl muamele ediliyorsa Türkiye’de de öyle muamele edilmelidir.

Bütün bu yapılanların, şunun, bunun haklarıyla bir ilgisi yoktur. İhanet çeteleri açtıkları hendeklerde boğulmalıdır. Hendeklere gömülmelidir.

Vücudunuzda kanser illetine yakalanmış parmağınızı kestirmezseniz, eliniz veya ayağınızı kestirmek zorunda kalırsınız. Ona cesaret edemezseniz, kolunuz veya bacağınızı kaybedersiniz. Buna da cesaret edemezsiniz vücudunuzu saracak olan illet sizi ölüme götürür. Bu millet ve devlet içinde böyledir.

Onun içindir ki,

Her gün al bayrağa sarılı yeni şehit cenazelerinin gelmemesi için;

Sayın Başbakan’a, Sayın Milli Eğitim Bakanı’na, Sayın İçişleri Bakanı’na, Sayın Adalet Bakanı’na, sesleniyoruz:

Türkiye sathında terörist istemiyoruz!

Yeni Fırat Çakıroğullarının şehit olmaması için;

Sayın Yök Başkanı’na ve Sayın Rektörlerimize sesleniyoruz:

Üniversiteler de terörist istemiyoruz!

Hacettepe de, Beytepe de terörist istemiyoruz!

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz