Son Dakika
12 Aralık 2017 Salı

Erdoğan’ın Hazırladığı Kürt Raporu

30 Aralık 2015 Çarşamba, 15:04

Türkiye HDP’ye yakın Demokratik Toplum Kongresi’nin özerklik talebini tartışıyor. Özerklik talebi nedeniyle HDP’nin kapatılması tartışılırken, geçmişte Kürt sorununda farklı çevrelerin radikal önerileri de konuşulmaya devam ediyor.

Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan geçmişte hiç Kürt raporu hazırladı mı?

Kürt sorununu nasıl tanımladı? Çözüm için neler önerdi?

Önerileri arasında özerklik var mıydı?

MÇP-RP-IDP İTTİFAKI

20 Ekim 1991 seçimlerinde Refah Partisi, Alparslan Türkeş’in lideri olduğu Milliyetçi Çalışma Partisi ve Aykut Edibali’nin lideri olduğu Islahatçı Demokrasi Partisi ile ittifak kurdu. İttifak MÇP için hiç kolay olmamıştı. 23 Eylül sabaha kadar süren Refah Partisi MYK toplantısında karar, 17 oya karşı 23 oy ile alındı. Erbakan ittifakı yeni “Kuvayi Milliye” olarak tanımlıyordu. Bugün referandumda yan yana gelen muhafazakar, dindar, milliyetçi taban 19 yıl önce prova yapıyordu. Bunun ötesinde Türk-İslam sentezinin mimarı Aydınlar Ocağı, eski MTTB’nin devamı Birlik Vakfı, muhafazakar işadamlarının kurduğu İş Dünyası Vakfı, dini cemaatler bugüne benzer şekilde ittifakı destekliyordu.

O döneme kadar yalnızca İslamcı kimliği ile siyaset yapan Refah Partisi, “milliyetçilik ve muhafazakarlık” kavramlarını da kullanmaya başladı. Kapılarını Abdullah Gül ve Abdülatif Şener gibi MSP geleneği dışından gelen isimlere açtı.

O dönem RP İstanbul Teşkilatı’nın başında bulunan Tayyip Erdoğan ise MÇP ile ittifakın RP’ye kaybettireceğini düşünüyordu. Nitekim öyle de oldu. Partinin Kürt hassasiyeti bulunan isimleri partiden ayrıldı.

İttifak %16.9 oy aldı. 62 milletvekili çıkardı. En büyük başarısını İç ve Doğu Anadolu’da elde etti. Sahiller ittifakın dışında kaldı. Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli de aday oldukları halde milletvekili seçilemediler. Sonuç Refah Partisi açısından tatmin edici değilse de küçük bir parti olan MÇP için önemli bir başarıydı. Nitekim milliyetçi  söylemiyle dikkat çeken MÇP’ye yakın Yeni Düşünce seçim sonuçlarını “Ergenekon’dan İkinci Çıkış” başlığıyla veriyordu.

Parlamentoya girdikten sonra ittifak dağıldı. 19 Kasım günü MÇP’li 19 milletvekili ve daha sonra 3 IDP milletvekili RP’den ayrıldı. RP’nin yalnızca 40 milletvekili kaldı.

Nihayetinde RP, milliyetçi ve muhafazakar bir ittifak gerçekleştirmiş, ittifak sadece 52 gün sürerken Kürt tabanını da kaybetmişti.

ERDOĞAN’IN İLK KÜRT AÇILIMI

İşte Refah Partisi’nin Kürt seçmene yeniden açılımı bu dönemde gündeme geldi. İstanbul İl Teşkilatı’nın başında bulunan Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Metiner başkanlığında bir heyet ile Kürt raporu hazırladı. Raporu hazırlayan heyette Altan Tan, Abdurrahman Dilipak, Ali Bulaç gibi isimler de vardı. 18 Aralık 1991’de hazırlanan rapor, Kürt meselesinde oldukça radikal sayılabilecek tespitlerde bulunuyordu.

Rapor Kürt sorununu şöyle tanımlıyordu: “Bugün ‘Doğu’ veya ‘Güneydoğu Sorunu’ olarak adlandırılan sorun aslında bir ‘Kürt sorunu’dur… Sorun gerçekte ulusal bir sorundur, yani bir Kürt sorunudur… Bugün Doğu ve Güneydoğu olarak adlandırılan bölgeler, tarihin en eski devirlerinde ‘Kürdistan’ olarak adlandırılan coğrafyanın içinde yer alan bölgelerdir.”

HEM PKK HEM DEVLET TERÖRÜ

Raporda bölgenin psikolojisi şöyle özetleniyordu: “1985’den itibaren başlayan PKK saldırıları dolayısıyla bölge bir yanda devlet terörü, öbür yanda da PKK terörü arasında sıkışıp kalmaktadır. Bölge halkı PKK’ya bir biçimde arka çıktığı gerekçesiyle sürekli baskı ve işkence altında tutulmaktadır.”

Kürt siyasi geleneğinin o yıllardaki temsilcisi HEP ise şu şekilde anlatılıyordu: “Kürt sorununa sahip çıkan ve Kürt halkına yönelik her türlü şiddet, baskı ve zulme karşı çıkan HEP’in kazandığı güç, bu açıdan değerlendirilmelidir. .. HEP’in bölge halkının acil ve somut talepleriyle yakından  ilgilenmesi ona hayli puan toplamaktadır.”

KEMALİZM İFLAS ETTİ

Kürt meselesinin silah yoluyla çözülemeyeceğini ve Kemalizm’in iflas ettiğini rapor şöyle anlatıyordu: “Bugün Güneydoğu’da PKK eliyle sürdürülen Kürt silahlı mücadelesi şehre inmiştir. Devlet, kontrgerillasıyla, özel timiyle, harcadığı trilyonlarca lirasıyla, köy korucularıyla vs. bu sorunun üstesinden gelinemeyeceğini artık anlamış bulunmaktadır.Kemalist Devletin geleneksel zora ve silaha başvurma yöntemi artık iflas etmiştir.”

Erdoğan’ın raporunda o gün Refah Partisi’ne şu tavsiyeler yer alıyordu: “Türkiye’de Kürt kimliğinin tanınması ve Kürt kültürünün geliştirilmesi için engelleyici tüm yasaların kaldırılması gerektiğini,Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Kürtçe’nin öğrenilmesi ve öğretilmesi gerektiğini, bütün bu hakların Türkiye’de yaşayan diğer halklara da –Laz, Çerkes, Gürcü, Arap vs- tanınması gerektiğini, bu çerçevede Türkiye’nin kültürel bir çoğulculuğa sahip olması gerektiğini savunmak. Türkiye’de dileyen herkesin kendi anadilinde eğitim-öğretim yapabilmesini savunmak…

ÖZERKLİK DE VARDI

Refah Partisi’ne yapılan politika önerilerinde yaşanan çatışmalarda tarafsız kalınması gerektiği raporda şöyle anlatılıyordu: “PKK terörünü kınadığımız kadar devlet terörünü de kınamak. Devlet-PKK çatışmasında devletçi bir safta gözükmemek, devletin eleştiri üslubunu benimsememek; ‘Bölücü’, ‘Terörist’, ‘Ayrılıkçı’ vs…”

Peki raporda bugün HDP’nin savunduğu özerklik konusu nasıl ele alınıyordu: “Yeni parlamentoların oluşması ve merkezi devletin küçülmesi Türkiye’de tam demokrasinin yerleşmesi için önemli adımlardır.”

RAPORA NE OLDU

Tayyip Erdoğan’ın partiye sunduğu rapor Erbakan tarafından da benimsendi. İstanbul’dan Ankara’ya giderken uçakta raporu okuyan Erbakan Erdoğan’ı arayarak şunları söylüyordu: “Tayyip çok güzel bir rapor hazırlamışsınız elinize sağlık. Bu raporu iyi değerlendirmemiz lazım.”

Rapordan sonra RP’de Güneydoğu izleme komitesi kuruldu. Raporu temel alan ve Ömer Vehbi Hatipoğlu’na yazdırılan ve Kürt sorununu tarihsel bağlarıyla ele alan rapor parti teşkilatları tarafından dağıtıldı. Erbakan ilk kez TBMM kürsüsünden “Kürt” sözcüğünü telaffuz etti. Kısacası rapor RP’nin Kürtler’i yeniden fethi için bir teorik metin haline dönüşüyor, boşalan doğu teşkilatları raporla yeniden kazanılmaya çalışılıyordu.

İşte Başbakan Erdoğan’ın 1991 yılında hazırladığı ve RP Merkez Yönetimi’ne sunduğu Kürt raporu bu şekilde. HDP’den çok daha önce anadilde eğitimi, yerel parlamentoları savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinden başkası değildi.

kaynak: ODA TV

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz