Son Dakika
27 Haziran 2017 Salı

Türk Tarihinde Tarımsal Üretim

08 Aralık 2015 Salı, 16:44

Tarımsal Yayımın Önemi ve Tarihteki Yerini Anlamak Üzerine

LÜTFÜ ŞEHSUVAROĞLU / VAHDET

Osmanlı ekonomisi fiskalist bir ekonomi modeline sahipti.

İstanbul başta olmak üzere bazı önemli şehirlerin tüketeceği gıdanın, ziraî mahsullerin tedariki birinci fonksiyondu böyle bir ekonomi modelinde.

O yüzden ziraat işleri ile ticaret işleri at başı sürdürülürdü.

Çifthane sistemi, aynı zamanda toplumcu bir ekonomik üretim modelinin belki de Orta Asya’dan beri izini süren bir toplumun, İslam ile de müşerref olduktan sonra değişmeyen ‘küçük güzeldir’ düsturuna da münasip çifthane sistemi; iki öküzün sürebileceği miktarda bir arazi büyüklüğü temeline dayanan ve hemen her köylünün ekip biçebileceği bir tarımsal üretim kapasitesi öngören yönetilebilir bir iktisat-ticaret-askerlik-fütuhat ve cemiyet hayatı demekti.

Şüphesiz nebatat ve hayvanat âlemi ile ilgili olarak İslam öncesi de sonrası da, sanayi devrimi öncesi sonrası da çok sayıda eser yazıldı ve bu alanlarda Sümerler’den bu yana yani tarım devriminden beridir insanlık birçok bilgiyi ve tecrübeyi paylaştı.

Mesela benim çok sevdiğim meslektaşım El Cahiz –hani şu Türklerin Faziletleri kitabının da yazarı olan ve onuncu asırda büyük Türk sempatizanlığını inşa eden mütefekkir, şair, ziraatçı, veteriner ve râvi Basralı Arap, El Hayvanat ve El Nebatat kitaplarının da yazarıdır.

Selçuklu döneminde de, Osmanlı döneminde de çok sayıda ziraî kitaplar neşrolmuştur.

Ticaret ile ziraat münasebetinin vazgeçilmezliği ve birbirinin içine geçmesi fiskalist bir ekonomide kaçınılmazdı.

Belki de o yüzden 1839 yılında kurulan BAKANLIĞIN adının Ticaret ve Ziraat Nezareti olması bu yüzdendi.

Bu temel alışkanlığın eseriydi denebilir.

Sümerler’den hatta aynı döneme ait Türkistan’daki ilk hayvan ehlileştirmelerinden günümüze kadar tarım tarihi ile ilgili olarak hayli çalışma yaptım.

Aslında tarım tarihimiz bilinmeden kurduğumuz devlet(ler)in tarihini doğru anlamak kabil değildir. Askerlik, fetihler, cemiyet nizamı, saray teşkilatı, taşra teşkilatı, dini hayat, tarikatlar her şey tarımsal üretim biçimimiz, tarım alanındaki yapıp edilegelenler kavranmadan kavranılamaz.

Bu yüzden zirai teşkilatın, faaliyetin ve matbuatın (elbette ki el yazmalarının da) iyi irdelenmesi, araştırılması gerekir.

 Zirâ’î Matbû’ât

Halkalı Ziraat Mektebi ile ilgili çok sağlam bir dokümanter araştırma ortaya koyan değerli meslektaşım Hasan Soydan ikinci olarak şimdi Zirai Matbuatın bütün orijinallerini okuyarak, aktararak bize geniş bir tarımsal yayım külliyatı oluşturmayı başardı.

Kendisini tebrik ediyorum, çalışmalarının ve bu büyük başarılarının devamını diliyorum. Zira memleketin bu hafızaya şiddetle ihtiyacını bilenlerdenim. Sadece tarım tarihi hazırlayanlara değil diğer alanlarda da araştırma yapacaklara önemli bir kaynak Zirâ’î Matbû’ât kitabı… Bütün toplumsal hafızamızın yeniden idrak edilmesi için, her alandaki akademik çalışmalar açısından bu kaynakları günümüze aktarmak çok önemliydi.

Hasan Soydan dostumuzun hazırladığı üç ciltlik Zirai Matbuat kitabı Osmanlı devrinde kurulmuş tarım derneklerinin ve teşkilatlarının yayınlarını ve diğer tarımsal içerikli mecmuaları tanıtıyor, bazı yazıların ve haberlerin tıpkıbasımlarına ve çevirilerine yer veriyor. İlk cildin başında genel bir bilgi ve tanıtım yazıları yer alıyor.

Bu ciltte yer alan yayın organları şunlar: Mecmua-i Fünun-ı Baytariyye, Nesal-i Baytarî, Askeri Ceride-i Baytariyye, Baytari Mecmua,  Vasıta-i Servet, Ziraat Gazetesi, Umum- Nafia ve Ziraat Mecmuası, Takvim-i Ziraat, Ceride-i Baytariyye ve Ziraiyye, Resimli Ziraat gazetesi, Yeni Ziraat gazetesi gibi süreli yayınlar.. 1880 ile 1920 yılları arasındaki yayınlar bunlar…

İkinci Cilt de bir hayli dernek ve dergiden tıpkıbasım ve çevirisi ile dolu: İzmir’de 1907 yılından başlayarak iki yıl çıkarılan Osmanlı Ziraat ve Ticareti mecmuası, çiftçiye pratik bilgiler yanında farklı ülkelerdeki tarımsal faaliyet ve buluşlar hakkında da malumat aktarmıştır.

Ticaret ve Ziraat Nezareti’nin yayınladığı Orman ve Maadin ve Ziraat ve Baytar Mecmuası 1908 yılında yayın hayatına başlamış ve iki yıl süreyle çıkarılmıştır. Bu yayın organı amele, çiftlik ve ziraat mekteplerinden haberler yayınladığı gibi teşkilat tamimlerini de içermektedir.

1907 yılında örgütlenmiş bir kısım ziraatçılar -ki bunların çoğu Avrupa’da ve Halkalı Ziraat Mektebinde tahsil görmüşlerdi- Osmanlı Ziraat Cemiyeti adında bir dernek kurdular. bu kuruluşun yayın organı da 109 yılında neşriyata başlayan Çiftçi dergisi idi.

Yine aynı yıl yayın hayatına başlayan İkramiyeli Gazete ise gerçek bir gazete idi. Memleket tarım ve ticaretinden haber verdiği gibi pratik çiftçi yayımı da yapardı. Tohum Nasıl İntihab Edilir gibi…

Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi ise Halkalı’daki çalışmaları anlatan, teşkilattan haber veren ve çıkarılan kanunları açıklayan tafsilatlı bir gazete idi.

Sonra Selanik Ziraat Gazetesi, Çiftçi Takvimi, sonra Musavver Mecmua-i Baytariyye ve Ziraiye gibi gazeteler…

1913 yılında çıkarılan Ekinci gazetesi görselliği de ön plana çıkaran tam bir ziraat davacısı yayın idi. Şu başlıklar ilginç değil mi? Anadolu Ahalisine Hitab, En Mühim Sanat Ziraattir, Her Şeyden Evvel Ziraat Lazımdır, Yaşasın Millet Yaşasın Ziraat…

Yine aynı yıl yayın hayatına başlayan Felahat da yine görselliğe önem veren bir tarımsal yayım gerçekleştirmiş gibi görünüyor.

Yine 1913 yılında çıkan Toprak mecmuası toplanacak olan ilk ziraat kongresinde ele alınması gereken konuları teklif ediyor, teşkilattan haberler ihtiva ediyor.

1916 yılında Çiftçiler Derneği Mecmuası, 1917 yılında Halkalı Ziraat Mekteb-i Âlisi Mecmuası, aynı yıl Orman Mekteb-i Âlisi,  1918 yılında Bağçevan dergisi ile Çiftçi Derneği neşriyatı Çiftçi Takvimi ikinci cildin muhtevasını teşkil ediyor.

Takvim-i Vekayi

İlk matbu neşriyat olan Takvim-i Vekayi’de yer alan yazıda “… Pazarcık kazasında icabına göre dağa karîb ve havaca mutedil olan mahallere on beşer yirmişer haneli olarak birbirine üçer beşer saat mesafe olmak üzere müceddeden sekiz dokuz aded karye ihdas ve inşa ve bunların Heyet-i mecmuusu yüz yetmiş hane demek olarak şimdilik beher üç haneye bir pulluk itibariyle icab eden hayvanat ve tohumluk lüzumu miktar hınta ve şa’ir vesair hububat iştira ve ita olunması…” deniliyor ve bir yerinde de mevzubahis olan pullukların resmi yayınlanıyor.

Malumdur ki, Alman Köylü ihtilali sanayileşmenin de önemli aşamasıydı. Artık demir akşamların devreye girdiği bir tarımsal mekanizasyon devri başlamıştı ve çekilerin beygir gücü artmıştı. Bu da tarımsal üretimde patlamaya sebep olmuştu. Türkiye’nin de karasabandan demir pulluklara geçme devriydi artık…

Takvim-i Vekayi’nin bu yazısı üçüncü ciltte yer alıyor.

Üçüncü ciltte yine çok değerli kaynak bulunuyor: Ziraat Hayatı, Çiftçi Bilgisi, Çil Horos, Yeni Çolpan, Ziraat Vekaleti Mecmuası, Yeni Çiftçilik, Tarla ve Bağçe, Ticaret ve Ziraat Nezareti Mecmuası, Zahire Borsası Bülteni, Kavanin Mecmuası, Türk Tütüncüler Mecmuası, Asrî Çiftçi, Ceride-i Havadis, ve diğer bazı gazeteler…

Mesela Tasvir-i Efkâr, Mir’at, Hadika, Hakayık ül Vakayi, İbret, Zerrat, Servet-i Fünun, Tercüman-ı Hakikat, İkdam, Malumat, İzmir, İçtihad, Köylü, Umum İktisat ve İçtamiyat Mecmuası, Kainat, Yeni Fikir, Muhacir, Cihad, Edebiyat-ı Umumiye,  Akşam, İleri, Gün Doğuşu, Meslek, Köy, Çağlayan, Kurtuluş yolu, Hayat, Aylık Çiçek gibi gazete ve mecmualar bunlar… Bunların ziraat ile ilgili köşeleri…

14 yaşından beri kendini bakanlığa adayan Hasan Soydan üç ciltlik Zirai Matbuat kitabının önsözünde şöyle diyor:

“Tarım tarihinin önemli bir kısmını oluşturan ve araştırmalara temel kaynak olan mesleki mecmua ve gazeteleri tespit ederek; Zira’î Matbû’ât başlığı altında toplamaya çalıştım.

Osmanlı Devleti’nde süreli yayın olarak 11 Kasım 1831 tarihinde yayın hayatına giren Takvim-i Vekayi’den başlayarak 1928 yılına kadar eski Türkçe harflerle yazılmış olan çok sayıdaki gazete ve mecmuayı tarayarak mesleki olarak çıkarılmış olanları zirai ve baytari mecmualar olarak sınıflandırdım. İstanbul’da ve taşrada çıkan gazete ve mecmualardan ise zirai konuları bir başlık altında düzenli olarak yayınlayanları belirledim.”

Daha sonra Halkalı kurucusu Mehmed Ali Bey’den başlayarak benim de yakınen tanıdığım Hadiye Tuncer hanımefendiye kadar bu alanda emek sarfetmiş olanları da yad eden Soydan “araştırmacılar ve meraklılar için faydalı olacağını düşündüğüm bu çalışmaya önemli gördüklerimi alabildim sadece; keşf ve kesb ettiğim diğer bilgiler ise benim kârım oldu.” diye tamamlıyor önsözünü…

Zirâ’î Matbû’ât gibi dev bir eseri hazırlayan Hasan Soydan dostumuza emeği için şükranlarımızı sunuyoruz ama bu kitabı basan eski teşkilatımı da kutluyorum elbette…

 

Yorum

  1. muammer YALÇIN Araştırma Enst.Yalova

    20 Ağustos 2016 at 23:00

    Ellerine, emeğine sağlık. Allah uzun ömürler versin. Nice başarılı yayınlara…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz