Son Dakika
17 Temmuz 2019 Çarşamba

Türkeş’in Evi Harabeye Döndü!

22 Kasım 2015 Pazar, 15:28

Elemli Bir Kasım Günü Başbuğdan Helallik

Osman Kepenek / HaberDokuz

Her ne kadar mevsim sonbahar olsa da, yapraklar dalından ayrı bir hüzünle toprağa düşmekteydi artık yavru vatanda. İngiliz esaretine daha fazla dayanamayıp, intihar edercesine dalından ayrılıp, yine binbir türlü ızdırap içinde İngiliz postalının altında inleyen vatan toprağına bir bir düşüyordu yapraklar.  Adeta bu utancı örtmek istercesine.

Türk’ün bu matem dolu günlerinde 25 Kasım da Lefkoşe’de Alparslan’a eş bir yiğit dünyaya geldi.

Adına şimdilik Ali Arslan dendi. Kitaplardan okuduğumuz, anlatan büyüklerimizden can kulağı ile dinlediğimiz, ezberlemek için adeta birbirimizle yarıştığımız cennet mekan Başbuğumuzun dünyaya geldiği evin adresi sanırım fani hayatımızda aklımızdan çıkmayacaklar arasında.

Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade Sokak no-13 Surlariçi Bölgesi Lefkoşe/Kıbrıs yeşil kapılı iki katlı mütavazi çardak bina. Bir insanın dünyaya geldiği evin adresini bilsek ne olur bilmesek ne olur diyebilirsiniz! Ama bunu bilmek Başbuğa vefamızın, ”davaya sadakatimizin” ilk adımı gibi gelirdi bize. Bilmezsek, aklımıza gelmezse ya da olurda unutursak Başbuğumuz bize kızacak, gücenek sanırdık hep. Böyle büyüdük. Böyle gördük ve bizce doğrusu buydu.

Başbuğun dünyaya gözlerini açtığı evin adresini unutmaktan, bilmemekten, bizden sonraki nesillere aktaramamaktan, öğretememekten bu kadar çekinirken şöyle bir geriye bakınca biz, bize dair neleri unutmuşuz, senelerdir neleri hiç aklımıza getirmemişiz…

Siyasi Başarı ve Başbuğ

Kendini bildiği günden vefat ettiği ana kadar Türk Milletinin istiklal ve istikbali için zorlu bir hayat süren Başbuğ, maalesef ki siyaset sahnesinde milletinden gerekli teveccühü görememiştir. Seçimlerde hiçbir zaman siyasal bir çoğunluk elde edememiş olsa da, Türk siyasi hareketinde başka bir siyaset adamına nasip olmayan büyük bir teveccühe mashar olmuştur…

Ömrü siyasi rakipleri gibi, iktidar nimetleriyle donatılmış makam odalarında, rahat koltuklarda, kırmızı plakalı lüks otomobillerde geçmemiştir. Siyasi rakipleri gibi, ”halka inme” tabirini hiç telaffuz etmemiş, daima milletinin sahip olduğu yüksek ahlak ve kültüre uygun politikalar üretmeyi kendine görev addetmiştir. Günü birlik siyasi kazanç peşine düşmeden, milletin dertlerine kalıcı ve kesin çözümler aramış, ömrünü bu ülküye vakfetmiştir. Başbuğ Türkeş, Türk Milliyetçiliği fikrini, salon toplantılarının dışına taşımış, milyonlarca gencin ”şehadete susamış” birer ülkü eri olarak yetişmesini sağlamıştır. Bugün hepsi rahmetli olmuş siyasi rakiplerinin kabirleri başında vefat tarihlerinde bir elin parmağını geçmeyecek kişiyle sembolik anma törenleri yapılırken, Başbuğumuzun kabri başında yekvücut olan on binler ”Başbuğlar Ölmez” diyerek yaktığı ülkü meşalesinin ebedi yanacağını cihana haykırmaktadırlar.

Türk milliyetçiliği fikrinin siyasi arenadaki yegane temsilcisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, Başbuğ Türkeş’in liderliği döneminde de sayısal bir çoğunluğa sahip olamasa da, ülke siyaseti açısından belirleyici bir güç olduğu herkesin malumudur. Bu fikriyatın savunucuları kendilerini her alanda en iyi şekilde yetiştirmekten ve ifade etmekten bir an olsun geri kalmamışlardır. Bulundukları ortamda parmakla gösterilen, yaşayış ve duruşlarıyla rol model kabul edilen kimseler olmuşlardır. Toplum nezdindeki itibarları ülke siyasetinin en buhranlı günlerinde bile tartışmaya açılmamış, asla zedelenmemiştir. ”Ülkücüler zindanlarda ama fikirleri iktidar” sözü hemen her siyasi görüşten vatandaşımızın hafızalarına çıkmamak üzere kazınmıştır.

Peki bugün halimiz nicedir? Aynaya baktığımızda gördüğümüz suret hangimizi memnun ve mutlu etmektedir? Kaçımızın içinde yarınlarımıza dair bir umut kırıntısı vardır? 4 Nisan 1997 de vefat eden Başbuğ Türkeş’in cenazesine Turan coğrafyasının dört bir yanından gelerek ”Başbuğum Hakkını Helal Et” diye samimi bir şekilde helallik isteyen ”bizler” (7’den 70’e ülkücü hareket) Başbuğun manevi mirasına ne kadar sahip çıkıyoruz? Yahut kaçımız bu gaye istikametinde hayatımıza devam ediyoruz? Başbuğdan helallik istemeyi sadece anma programlarına, konser salonlarına, ”coşkulu” miting meydanlarına slogan olsun diye mi kullanıyoruz? Belirli günlerde sosyal medya hesaplarımıza resmini koyarak mı davaya sadakatimizi Başbuğ’a olan vefa borcumuzu göstermiş oluyoruz? Sahi biz, tepeden tırnağa koskoca bir camia!

Ülkücü hareket olarak biz ne yapıyoruz?

Başbuğun doğduğu evin kapı numarasına kadar bilen bizler, dünyaya geldiği evin harabe bir vaziyet de olduğundan haberdar değiliz. Olanlarımızda arkasını dönmekten öte bir zahmete katlanmıyor ne yazık ki!

Geçen yıl Kasım ayında bir dizi ziyaret için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetin de bulundum. Ziyaretimizin netleştiği andan itibaren içimi saran heyecan, Başbuğun dünyaya geldiği evin içler acısı halini gördüğümde hüsranla sonuçlandı. Müze olarak bildiğimiz binanın harabe hali gözümün önünden hala gitmiş değil! İşte ülkücü hareketin, Başbuğun manevi mirasının başında bulunanların Başbuğuna vefası bu! Başbuğumuza bu vefayı gösterenlere, bizim gösterdiğimiz yüksek dozdaki sadakate ise benim diyecek bir sözüm yok. Vefatının üzerinden geçen 18 yılda fani dünyadaki son durağı olan kabrinin yakınında kendi adını taşıyan bir külliye inşa edememenin vebali hepimizin boynundadır.

Sözde insan hakları savunucusu teröristlerin adı bile devletin havaalanlarına verilirken, Başbuğ Türkeş’in adını dar caddelere, mahalle parklarına verdirmeyi başarı zannetmek hangi bilge aklın ürünüdür?

Üniversitelerimizin adları birer birer değiştirilip, yaşayan yaşamayan, hak eden hak etmeyen birçok siyasetçinin ismi üniversitelerimizde yaşatılırken, Başbuğ Türkeş’in ismini bir üniversitede görmek, ‘’Ferman Başbuğun Fakülteler Bizimdir’’ diye kampüsleri inleten ülkücü gençliğin hakkı değil midir?

Haklı davamızı, ülkülerimizi, kutlu ideallerimizi, Türk milletine karşı duyduğumuz karşılıksız sevgiyi, milletimizi asrın en ileri medeniyeti yapma gayretimizi, bizi, bizim samimiyetimizi milletimize anlatamayan idarecilerimiz bize daha ne kadar masal anlatacaklar, biz ise daha ne kadar dinleyeceğiz? Cevabı sizlerin takdirindedir, ama ülkücü hareket kimsenin tekelinde değildir!

 

başbuğun evi

Alparslan Türkeş’in KKTC’de doğduğu evi harap halde…

başbuğun evi1

Türkeş’in evinin bulunduğu sokak

başbuğun evi2

Türkeş’in evinin girişi…

başbuğun evi3

Türkeş’in evinin içerisi depo gibi kullanılıyor. Molozlar ve inşaat malzemeleri her yana dağılmış.

 

başbuğun evi4

Türkeş’in doğduğu ev  kaderine terk edilmiş, bakımsızlıktan yıkılmak üzere…

başbuğun evi5

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

sakarya escort sakarya escort sakarya escort istanbul escort