Son Dakika
09 Aralık 2019 Pazartesi

Sonbahar

14 Kasım 2015 Cumartesi, 23:03

Sonbahar

LÜTFÜ ŞEHSUVAROĞLU / VAHDET

Sonbaharı konuştuk TRT’de…

Sonbahar gelincik sararır her yan.

Sararır kimi hayatlar, yapraklar gibi…

Ağaçlar döker yapraklarını, yeniden baharda açabilmek adına…

Sonbahar bana hep ikindi vaktini hatırlatır.

İkindi vakti de günün yorgun sularıdır.

İkindi vaktinde Efendimiz sohbet edermiş…

Günün mülahazası bir nevi…

Bütün bir yılın mülahazası ise sonbaharda daha mümkün herhal…

Yeni yıla hazırlanmak gerek…

Eskiden kilerler, zahire ambarları zahire ile doldurulurdu.

Kışlık ihtiyaçlar hazırlanırdı. Ola ki dışarı çıkmak pek mümkün imes…

Tarlalar ekine hazırlanır, sürülür, sonra ekim mevsimine geçilir.

Toprak kışa hazırlanır.

Kar örtecek doğayı ve tabiatın en hakiki barajları su tutmaya başlayacaklar.

Kar en hakiki barajdır. Doğa kendi seyri içinde su ile toprağın aşkını anlatır bize…

Bu aşka engel olmak, toprakla suyu buluşturmamak cinayetlerin en büyüğü aslında…

Su rahmettir.

Yağmur rahmettir.

Bereket katar insanlığa. Fakat ona düşmanlık, onun tufana dönüşmesine sebep olur. Su rahmettir ve fakat tufandır, seldir aynı zamanda… Yanlış Şehirleşmeler, doğayı – çevreyi tahrip, su toplama havzalarının rantiye adına işgali, dere yataklarına konutlar dikmek; işte doğanın en sert cevabıyla karşılık bulur, sellerle – taşkınlarla rahmet olan su, yıkıcı bir afet halini alır.

Aslında katre katre ne güzel vurur camlara yağmur…

Ne güzel bir çağırıştır. Davettir aslında…

Tevfik Fikret’in Yağmur şiirinde olduğu gibi…

Tevfik Fikret’in yağmur ile ilgili şiirini ele almıştık.

TRT’de okudum. Ne kadar güzel yazmış üstad…

Sonra bizim Nurullah “toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur” diyerek Hazreti Muhammed’in nasıl yağmur gibi cemiyeti kirlerinden arındırdığını Naat’ında işlediğini anlattım.

Sonra şarkı molası verildi.

Ne kadar çok sonbahar şarkımız var…

Kaldırımlar da yorgundur sonbaharda…

Sararmış yapraklarla ünsiyeti belki ondan…

Şimdi Türkiye etrafındakilerle ve içindekilerle yorgun…

Belki bir asrın mülahazasını yapacak bir ikindi vakti yakalayamadı bir türlü…

Bir muhasebe imkânı bulamadı.

Bunu milliyetçiler ülkücüler hiç bulamadı…

Onlar melal ufkundan geldikleri halde şirretin batağına düştüler.

Çok yazık…

Şarkı molasında Cazibe Hanıma verdiğim sözü yerine getirdim. Bey dakikalık molada Sonbahar şiiri yazdım.

Sonbahar programına gelip de sonbahar ile ilgili şiirler okunmasın mı?

Eylül Seneleri isimli kitabımda çok vardı Eylül ile ilgili şiirler…

Ama şimdi yeni bir sonbahar yaşıyoruz ve yeni bir şiir lazım.

Öyle demiş ya Mevlana: “Dün dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lâzım.”

İşte benim sonbaharım:

 

SONBAHAR

 

Artık gök kurşunîdir, topraksa sarı

Yorgun ruhlar inşa eder sonbaharı

 

Göçüyor hep kuşlar sıcak iklimlere

Sevmek ki, bölünür şimdi dilimlere

 

Yaprak her esintiyle arar dalını

Tozar kaldırımda salını salını

 

Gazellerle süslü nârin kaldırımlar

Düşeyim şefkatle sarın kaldırımlar

 

Say ki ben de dalından kopmuş yaprağım

Niçin ben gibi gün gün solar bayrağım

 

Sonbahar hüzündür, ufkudur melâlin

Yeter ki boynu bükülmesin hilâlin

 

Lütfî ya toprak ol, yaprakla beraber

Ola ki çiçeklenir vatan ser a ser

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.