Son Dakika
18 Kasım 2017 Cumartesi

‘Kürdistan’ Anlaşması!

07 Ekim 2015 Çarşamba, 01:21

Doğalgaz doğal değil

LÜTFÜ ŞEHSUVAROĞLU / VAHDET

Enerji Ormanları

 

Rusya ile ABD anlaşma yollarını arıyor.

İran ile ABD zaten anlaştı.

Rusya ile örtülü savaşın ardında global bir paylaşım senaryosu olmalı.

Her şey göründüğü gibi değil.

O yüzden Türkiye çok yönlü bir dış politikaya hazırlıklı olmalıdır.

Hani komşularla sıfır sorunlu politika var ya, onun tam tersi.

Yani alabildiğine sorun sarmalı…

Böylesi bir dış politikaya artık hazırlanmalıyız.

Dün bu köşede Suudi Arabistan ile İsrail’in anlaştığını yazmıştım.

Kürdistan konusunda.

Yani İkinci İsrail’in yanı başımızda kurulması gündemde…

O yüzden Türkiye en azından doğal gaz politikasını değiştirsin.

Doğal gazımız İran ve Rusya’dan geliyor.

İkisi ile de bir çatışma ortamı düşünün.

Başımıza nasıl bir felaket geleceğini hesap edin.

O yüzden doğal gaz doğal değil..,.

 

Adam, “doğalgaz abone sayısı beş yüzbine ulaştı” diye böbürleniyor. Modernleşme temayülümüz bir hastalık halini aldığından beri, bizi çok yakından ilgilendiren mes’elelerde hep sathî teşhisler ve eklektik çözümler üretmeğe başlamışız. Elbette ki, doğalgazı bedava tüketen Rus halkı bizden daha modern. Ya da tarımsal sulamasını bile sayaca bağlayan Fransa… Metro kötü bir şey değil elbette. Hızlı tren mi modernlik alameti, otoyollar mı? “Ayranı yok içmeğe, tahtırevanla gider gezmeğe” sözünün muhatabı mı moderndir; tahsisli yollar yapanlar mı?

 

Tesbitten Tedarike, Teknolojiden Transformasyona

 

Türkiye’nin doğalgaz kullanımına karşı çıkmak akıl kârı değil görünüyor. Ama doğalgaz tüketen bir hane halkının aylık gelirinin yarısını da sadece doğalgaza vermesi biraz trajikomik değil mi?

Elektrik sektörünün özelleştirilmesi, doğalgaz kullanımının yaygınlaştırılması ve yakıt arzının çeşitlendirilmesi, çevre problemleri çıkaran unsurların ıslahı artık ülkemizde bir bilinç konusu. Bu hususlarda önemli yaklaşımlar da ortaya konmadı değil.

Türkiye’nin enerji sıkıntısı çektiği açık. Büyüme sancıları çeken ve nüfusu her geçen gün artan ve artmak zorunda olan bir ülkenin enerji talebi elbette ki daha da artacak ve talebin yeni ihtiyaçlar ışığında beklenenden daha da fazla artış göstermesi de kaçınılmaz… Öte yandan enerji kaynaklarının çevresel etki değerlendirilmesi de göz önüne alındığında enerjiden kaynaklanan salımların azaltılması için “yoğunlaştırılmış enerji tasarrufu” modelleri de gündemdedir. Enerji verimliliği, yakıt ikamesi, elektrik ticaretinin genişletilmesi, teknelojik yeniliklerin transferi ve geliştirilmesi, yakıt kalitesinin iyileştirilmesi, altyapı hizmetlerinde kalitenin yükseltilmesi, işletmeciliğin ve mevzuat gelişiminin tamamlanması başlıca başlıklardır ve bütün bu başlıkların sektörel bütünlük içinde multi-disipliner bir anlayışla tesbit, tahkik, tahlil, temin-transfer, tercih, terakki, tanzim, tamim, tasarım, tasfiye, tasarruf, tebliğ, tecrid, tedvir, teknoloji, tertip, terkib, teşkilat, teşrih, teşebbüs, ticaret, transformasyon boyutlarının ve aşamalarının değerlendirilmesi lüzumu vardır.

 

Yenilenebilir ve Sürdürülebilir Enerji Kaynakları

 

Eski yakıtlardan özellikle kömürün karbondioksit gazı salımı nedeniyle meydana gelen çevre problemi yüzünden ithal kömür ve doğalgaz kullanımının teşviği hükümet programlarına kadar girmiştir. Ankara’da 80’lı yılların sonunda yaşanan hava kirliliği ithal kömür ve doğalgaz kullanımını acil hale getirmiştir. Giderek doğalgaz yatırımları artmış ve bazı ülkelerden doğalgaz ithali için girişimler başlatılmış ve Rusya, Türkmenistan-İran başta olmak üzere doğalgaz alınacak ülkelerle anlaşmalar yapılmıştır.

Fakat “vur deyince öldürülmüştür”. 90’lı yıllarda yapılan binaların hemen tamamına yakın kısmında her ihtimale karşı başkaca yakıt kullanımı için aparat geliştirilmemiştir. Enerji verimliliği, binalarda enerji tasarrufu, ısı yalıtımı, enerji çevirimi konularında teklifler hep rafta kalmıştır.

Oysa Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynakları bulunmaktadır. Türkiye düşü ve su tutarı bakımından hidroelektrik enerjide şanslı ülkeler arasındadır. Güneş enerjisinde de imkanları geniş bir ülkedir Türkiye. Yıllık güneşlenme süresi 2640 saat olan ülkemizde bu enerjiden de yeterince faydalandığımız söylenemez. Ulaşımda da Türkiye imkanlarını iyi değerlendirememektedir.

Doğalgaz tüketimini hem modernleşmenin ölçüsü sayan ve fakat aynı zamanda büyük yönetim ve ekonomi buhranları yaşamasına da vesile yapan Türkiye’nin artan enerji talebi karşısında dışa bağımlılığı da hızla artmaktadır.

Doğalgaza mahkum olan büyükşehir halkı, adeta hem ısınamamakta, hem de cebi yanmaktadır.

Ben, odun sobasını ne kadar da özledim bilemezsiniz. Bu yüzden her Cuma Kale içindeki camiye gidip ısınma nostaljisi yapıyoruz arkadaşlarla.

 

Yüzde Yüz Yerli Model

 

Enerji ormanlarını bilmiyor Türkiye. Halbuki bizim yenilenebilir enerji kaynağımız ormanlar olacaktır/olmalıdır. Dünyada enerji ormanları kurulması ve işletilmesi yaygınlaşmaktadır. Kömüre nazaran odunda karbon oranı neredeyse yarı yarıyadır. Odundaki enerji ölçüsü değeri(Karbon/Joule) de yine kömürden fazladır. Türkiye’de enerji ormanı olabilecek potansiyelde milyonlarca hektar alanı bulunmaktadır. Akasya, Okaliptus ve Kokarağaç türleri Türkiye’ye uyum göstermiş ve enerji ormanını oluşturabilecek ağaç türleridir. Enerji ormanı yenilenebilir ve sürdürülebilir bir mahiyettedir. Üstelik tamamen yerli bir kaynaktır. Atmosferde karbondioksit oranının artışına neden olmamaktadır ve fosil yakıtlar kadar kirletici özelliği yoktur. Bütün unsurları değerlendirebilecek bir materyaldir ve işletiminde de çevreye zarar vermemekte; çevre sorunlarına yol açmamaktadır. Enerji ormanı tesis etmek, aynı zamanda tabii ormanlarımız üzerindeki baskıyı da azaltıcı rol oynayacaktır. Tarım ve ormancılık arasındaki ilişkiyi yeniden sağlıklı düzeye çekerek kırsal kesimde yeni Pazar imkanlarını ve iş alanları meydana çıkarır.

Odun sobası yakmak, şimdi biliyorum, aranızdan hiç kimsenin tasvip etmeyeceği ve hepinizin modern dünyada dile getirilmemesi gereken eski bir model olarak gördüğü geri bir ısınma çeşididir, boş bir gayrettir. Halbuki sırtımızı ciğerlerimize kadar ısıtan odun yakmak işi, şimdi iddia ediyorum ki, en çağdaş, en modern ve en milli bir ısınma modelidir. Doğalgazın merkezi sistemlerle kullanılarak elde edilen ısının yayılması nasıl tasarruf sağlıyorsa; odunun de enerji ormanlarından elde edilerek, santrallerde ve modern odun sobalarında yakılması ve böylece meydana gelen ısının yayılması, ulaştırılması çok daha büyük tasarruf sağlamaktadır.

Türkiye ayağını yorganına göre uzatmalı ve kendine mahsus, tabiatına ve coğrafyasına uygun modelleri bulmalıdır.

Modernleşmenin girdabına düşmüş ve postmodern heveslerle bile buradan çıkamayan dostlara selam yola devam!.

Odun sobasının ısısı ciğerlerimizi ısıtsın.

Abone sayımızı 500 bine ulaştırdık böbürlenmesi de kendi aptal müşterisiyle baş başa kalsın!…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz