Son Dakika
21 Ağustos 2017 Pazartesi

ŞEHİT

28 Ağustos 2015 Cuma, 12:00

ŞEHİT*

Mübarek kanları, bedenleri, terleri ve kahramanlıklarıyla bu toprakları bize vatan yapan aziz şehitlerimize sonsuz rahmet ve kahraman gazilerimize saygılarla…

 

            Efendi BARUTCU

 

“Kefenler gelinliğin / Duvaklar sana doğru //Gökler, yıldızlar senin / Şafaklar sana doğru // Dallar senden yanadır / Yapraklar sana doğru // Fatihalar sanadır / Adaklar sana doğru // Gözler türbene çevrik / Dudaklar sana doğru // Başlar önünde eğik / Bayraklar sana doğru”
‘’Toprağın bağrında şerefle şanla durur şehit,

Haysiyetli bir insanlık sicili gibi;

Tarihin kalbine vurur şehit,

Tevhit  nurunun yalımı gibi, dili gibi.

Kuru çöllere düşen bir damla sudur şehit;
Göz gözü görmeyen yorgunluklarda yağmur uykusudur şehit.
Maveradan esenlik düşürür ruh iklimine,
Sadakat için vatan uğruna ettiği yeminine…’’
‘’Vatanım ha ekmeğini yemişim ha uğruna kurşun.’’
‘’Şehit, Allah katında diri olandır,
Şehit çokluktan kurtulup bir’i bulandır.
Her şeyi çürüten topraklar, şehidi can diye saklar.
Her şeyi yok edecek olan sûr, şehidi emanet gibi korur.
Şehitler ki, kanlı gömlekleriyle semaların parlayan kızıl gülleridir;
şehitler ki vatan aşkına can veren mavera bülbülleridir.’’

Şairin:

‘’Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor

Bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor’’ dediği gibi;
‘’Tertemiz alnından vurulmuş yatarken çorak topraklarımıza rahmet damlaları düşürendir                      şehit.’’

Şehitler;

Cenabı Hakkın yüce Kuran’ında buyurduğu üzere:

‘’Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyiniz. Onlar diridirler. Lâkin siz bilemezsiniz.’’   diye müjdelediği ölümsüzlerdir.
‘’Allah yolunda canıyla mücahede edendir o;
Allah gel deyince koşarak gidendir o…
Ey şehit!

Sen gülerken biz sana ağlayacağız elbette…
Sen rab ile şen, biz yürek dağlayacağız elbette…
Bil ki ey şehit, yurdum senden iyisini ne gördü ne görecek;
Bil ki ey şehit, vatan seni emanet diye ta kalbine gömecek.
Işık oldun sen tarihe ve yiğitliği bize miras bıraktın;
Nura döndü çehren de maveradan maveraya kahramanca aktın…
Ey şehit!..
Güzel yurdumun ak şafaklarını karartan hainlere ve zalimlere karşı duruşundan ve imanla dolu kalbinin her vuruşundan sonra, bir tarih, belki efsane oldun, yüceldin ve arş’a yükseldin…
Yücelerden yüce olan arşa…
Sen ey medeniyet bozkırlarında açan çiçek,

Sen ey hain pusulara düşürülmüş masum kelebek…’
“Vurulmuşum vurulmuş düşmüşüm güpegündüz
Şakağımdaki kansa o benim gülüşümdür
Namert sürünmektense, erkekçe ölmüşümdür” diyen şehit.

Ve sizler kahraman gaziler:
Evlatlarına ‘’gökyüzü, çadırınız güneş bayrağınız olsun’’ buyruğunu vererek ‘’Türk cihan hakimiyeti mefkuresi’’ni işaret eden Oğuz Kağanın evlatları;
Ey Türk!
Üstte mavi gök çökmedikçe altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir. Titre ve kendine dön! Diye çağlar ötesinden çağlar ötesine haykıran Bilge Kağanın torunları
Kırk yiğidiyle Çin sarayını basarak Türk milletinin ebedi istiklal bayrağını yükselten Kürşat’ın torunları,

İslâmla şereflenen Ebul Gazi Bahadır Han’ın gazi yoldaşları,

Hazreti Resurullah’ın, Ahmet Yesevi’nin, Hacı Bektaş-i Veli’nin, Yunus Emre’nin, Hacı Bayram-ı Veli’nin, Akşemsettin’in, Mehmet Akif’in, Yahya Kemal’in, Necip Fazıl’ın, Osman Yüksel Serdengeçti’nin, Erol Güngör’ün, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun, Abdürrahim Karakoç’un… Övgü ve dualarına mazhar olanlar.

Anadolu’yu bize vatan bırakan Alparslan Gazi’nin,

Ehl-i salibin karşısına yalçın kayalıklar gibi dikilen Kılıçarslanlar’ın,

Altı yüz yıllık bir ulu çınarı yeşerten Ertuğrul Gazi’nin gaza yoldaşları,

Kosova sahrasında şehit düşen Evliya Padişah 1. Murat Hüdavendigar Han’ın gaza yoldaşları ve Niğbolu’nun, Feth-i mübinin ve binlerce zaferin gazilerinin, gaza yoldaşları.

Çanakkale’nin, Kut’ül Amare’nin, Yemen’in, Sarıkamış’ın, Kafkas İslâm Ordusu’nun, Şehit Enver Paşa’nın, Sakarya’nın, Dumlupınar’ın ve Gazi Mustafa Kemal’in kutlu silâh arkadaşları, gaza yoldaşları,

 

Şehit Eşref Bitlis Paşa’nın silâh arkadaşları…
‘’İstikbalim gitti diye yaslanma sakın
İstikbalin değil ruhun tanrıya yakın
O yalancı istikbale bir perde indir
Gerçek yarın unutma ki bir gün senindir’’

Kahraman gaziler; unutmayınız ki:

‘’Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir ;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir’’.

Ve yine unutmayınız ki:

‘’Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.                                                                                                              İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir…’’

Aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz biliniz ki:
Okullarının bayrak direklerine asılarak şehit edilen gencecik öğretmenlerimizi unutmayacağız.
Kahpe pusulara düşürülerek şehit edilen Mehmetçiklerimizi, polislerimizi ve korucularımızı unutmayacağız.
Eşlerinin, çocuklarının gözleri önünde kurşuna dizilen yiğit subaylarımızı unutmayacağız.
Türkiye’nin güneyinde ve doğusunda devlete sadakat gösterdiği, milletimizin birliğine vatanımızın bütünlüğüne inandığı için köyleri basılan, göçe zorlanan, kundaktaki bebekleri, ak  sakallı dedeleri, ak pürçekli nineleri katledilen insanlarımızı unutmayacağız.
Ve bütün bunlar yaşanmamış gibi açılım adı altında Habur da yaşanan rezaletleri, bölücü teröristlerin sınırda merasimlerle karşılanmasını, buna göz yumanları unutmadık.

‘’Habur’da yaşanan tarihi faciayı, Türk devletine meydan okunmasını, devletin devlet kurumlarının, yöneticilerinin, yargı mensuplarının terör örgütü karşısında düşürüldüğü utanç verici durumları’’ unutmadık.

‘’Binlerce şehidimizin kemiklerini sızlatan, onların acılı ailelerinin yüreğini yakan, milletimizin kanına dokunan utanç verici sahneleri’’, Türk tarihinin ‘’İkinci kara bir günü’’nü unutmadık unutmayacağız.

Bütün bu dökülen kanların, sonsuz acıların, sönen ocakların, yanan yıkılan evlerin, mahallelerin, köylerin, şehirlerin mes’ulü bölücü etnik fitne mensuplarının yanı sıra aynı şekilde mes’ul olanları;
Çözüm süreci adı altında ülkemiz topraklarının bir kısmını bölücü terör örgütünün insafsızlığına terk ederek gaflet ve hamakatlerinin siyasî sonuçlarından mesul olanları unutmadık unutmayacağız.

Yakın tarihlerde darbecilerle mücadele bahanesiyle Türk Ordusu’na adeta savaş açarak gerçek darbecilerin yanı sıra yüzlerce kahraman Türk subayını tutuklatıp, sözde ‘’ölüm kuyuları’’ yalanlarıyla, akıl almaz iftiralarla Türk ordusunun en dinamik unsurlarını mefluç hale getirenleri,      Bölücü eşkıyayı adeta memnun etme yarışına giren, her subay tutuklandığında sevinçle ellerini ovuşturan, her paşa gözaltına alındığında oyları bir iki puan arttığı için adeta zil çalıp oynayan, böbürlenen, bugün ise bütün bunlar olmamış gibi büyük bir pişkinlikle ‘’ordumuza kumpas kuruldu’’ yalanlarına sığınıp timsah gözyaşları döken iki  yüzlü, siyasetçileri unutmayacağız.

Adaletin kılıcı kendilerine yönelince ‘’Paralel yapı’’ paranoyasına kapılarak, suçlu suçsuz ayırımı yapmaksızın, emniyet teşkilatlarının en tecrübeli ve vatansever unsurlarını tasfiye ederek ülke genelinde istihbarat ve güvenlik zaafının oluşmasına sebep olan birinci derecede siyasi mesullerini unutmayacağız.

PKK, KCK’nın ‘’çözüm süreci’’ni fırsat bilerek şehirlerimizde daha fazla yuvalanması, devlet içinde paralel bir devlet kurması, sözde şehitlikler, adliyeler oluşturması karşısında güvenlik güçlerinin, adalet teşkilatının vazifelerini yapmalarına ‘’müdahalesizlik’’ politikaları gereği mani olanları unutmayacağız.

Bölücü terör örgütünün bölgede ‘’devrimci halk savaşı’’ adıyla alan hakimiyeti kurmak için planladığı 6-7 ekim olaylarına göz yumanları, kamu düzeninin sağlanmasını eşkıyadan bekleyen basiretsiz siyasetçileri unutmayacağız.                                                                                  Suriye’nin  kuzeyinde, dış güçlerin himayesindeki PYD yapılanması vasıtasıyla PKK’ya coğrafi derinlik ve geniş militan kaynağı kazandıran, bu olaylara karşı tedbir alması gerekirken genel seçimlerde siyasi fırsatçılıkla halk dalkavukluğu yaparak ‘’kobaniye selam’’ gönderen sorumsuz siyasetçileri ve siyasi körlüğü unutmayacağız.

Irak’ın kuzeyinde hâkim oldukları sözde özerk bölgede PKK’nın barınmasına ve Türkiye’ye yönelik eylemlerine göz yuman, himaye eden, her türlü lojistik desteği sağlayan Mesut Barzani yönetimini ikaz etmek yerine, üç kuruşluk petrol parası için ve İsrail’in petrol ihtiyacının daha güvenli bir şekilde karşılanması için Diyarbakır’da Mesut Barzani’ye ‘’kak mesut’’ diye tabasbusta bulunan, Wilson ödüllü dış işleri bakanını,

Aynı mitingde ki kahraman korucularımıza alçakça saldıran bölücü eşkıyalara ‘’vur gerilla vur’’ diye methiyeler düzen bölücü sanatçı müsvettesini ayakta alkışlayanları unutmayacağız.

Türk milletinin birliğinden birinci derecede mes’ul iken, ‘’milletlerin Allah’ın ayetleri olduğunu’’ bilmemezlikten gelerek, her sabah ‘’Amentü’’ okur gibi otuz altı etnik gruptan bahsederek toplumun belli bir kesiminde önce farklı bir mensubiyet sonra farklı bir asabiyetin(ırkçılık) oluşmasına sebep olarak mes’uliyetsizliğin, bölücülüğün, yıkıcılığın âlâsını yapanları,

Kavim-i milletle eşitleyerek buradan kavmiyetçilik(ırkçılık) karşıtlığını milliyetçilik düşmanlığına dönüştürerek ‘’milliyetçiliği ayaklar altına almak” ile övünen, yeri geldiğinde veya sıkıştığı zaman milliyetçiliğin temel unsurları olan tek millet, tek bayrak, tek vatan ifadelerine sığınan çarpık zihniyet sahiplerini unutmadık, unutmayacağız.

‘’Ben de olsam dağa çıkardım’’ diyerek bölücü eşkıyayı mazur göstermeye çalışan, cesaretlendiren, bölücü başını ‘’gençliğinde namazında niyazında bir insandı’’ diyerek neredeyse aziz mertebesine çıkaran, şimdilerde ise ‘’bütün bunları biliyorduk, çözüm süreci diye bizi uyutmuşlar, aldatılmışız’’ yalanlarına sığınarak her namuslu siyasetçinin yapması gereken ‘’istifa’’yı düşünmeden büyük bir pişkinlikle hala milleti aldatmaya çalışanları unutmadık unutmayacağız.

İdeolojiyle devlet yöneteceğini zanneden, siyasi ihtirasları, olmayacak hayalleri uğruna anayasayı, kanunları hiçe sayarak, parlamenter demokrasiyi yok sayarak, bir kişisel vesayet rejimi oluşturmaya çalışan ve emeline ulaşmak için her türlü siyasi entrikaya başvurup makyavel’in ‘’prens’’ine taş çıkartan kifayetsiz muhterisleri kibir ve enaniyet heykellerini unutmayacağız.

Ve yeminimiz olsun şehit anaları, babaları, eşleri, evlatları, kahraman gaziler uğrunda evlatlarınızı feda ettiğiniz, kollarınızı, bedenlerinizi, feda ettiğiniz büyük Türk milleti’nin birliğini bozmaya, aziz vatanımızı bölmeye, Devlet-i Ebed müddet-i yıkmaya, al bayrağı indirmeye, hür semalarımız da yankılanan Ezan-ı Muhammed-i’yi susturmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
Türk milletinin tarihi yürüyüşü devam edecektir; bin yıllık kardeşliğimizi kimse bozamayacaktır.
Bu topraklarda huzurlarla örülmüş, sevgi, iman ve birlik ruhuyla yoğrulmuş Türk-İslâm medeniyeti yeniden inşa edilecektir

Tarih durdukça, al bayrağa sarılarak Anadolu’nun dört bir yanına taşınan mübarek şehitlerimizi unutmayacağız. Onlar bizim şerefimizdir.
Siz kahraman gaziler sizleri unutmayacağız. Sizler bizim şerefimizsiniz.

Unutursak gök girsin kızıl çıksın.
Unutursak gök girsin kızıl çıksın.
Unutursak gök girsin kızıl çıksın.

Efendi BARUTCU

*Sayın Prof. Dr. İskender Pala’nın aynı başlıklı yazısından alıntılar yapılmıştır.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz