Son Dakika
20 Kasım 2017 Pazartesi

Gelecek Bayramı Aksa’da Kılalım!

18 Temmuz 2015 Cumartesi, 00:45

İlk kuşak Müslüman kadınları andıran ( er rail el evvel mine’nnisa) Ürdün’lü Dr. Dime Tarık Tahbub’un zaman zaman yazılarına denk geliyor ve zevkle okuyorum. Kendisini davaya adamış bir hanım. Kocası da önden giden şehitler kervanından. Kocası Tarık Eyyüb, Irak’ta Amerikan işgali sırasında Amerikan uçaklarının taarruzu sırasında kalleşçe, hunharca öldürülen gazetecilerden birisi. Bu yüzden yaralı bir bilince sahip…
Son makalesinin başlığı bana manidar geldi. ‘Müjdeler zamanındayız ama müjdeleri kim hayata geçirecek?’ başlıklı bir makale yazmış. Müjdeler zamanındayız ama tezat bir biçimde aynı zamanda kaht-ı rical dönemindeyiz. Söz konusu makalesinin sonunda Yahudileri Filistin’e getiren parolaya atıfla, ‘gelecek bayramımızı Mescid-i Aksa’da idrak edelim, kılalım’ dileğini dile getiriyor. Bunu uzun bir mukaddimeden sonra yapıyor. Öncelikli olarak Aksa ile ilgili müjdeli kitaplar yazan Bessam Nihad Cerrar’ın bu yöndeki Kur’an-ı Kerim’den istihraç ettiği müjdelere temas ediyor ve gönderme yapıyor. Bizde geçmiş birçok yazımızda Bessam Nihad Cerrar’ın gayb aşina yorumlarına yer vermiştik. Daha doğrusu Kur’an-ı Kerim’den bize derlediği müjde demetlerini aktarmıştık.
*
1948 yılında kurulan İsrail’in ömrünün İbrani takvimiyle 76, miladi takvimle ise 74 yıl olduğu ifade ediliyor. Bu keşif Tevrat’a da dayandırılıyor veya isnat ediliyor. Bilindiği gibi, İbrani takvimi de şemsi değil kameridir. Kameri olan İsrail takvimi şemsi takvim karşısında üç yılda bir ay ileri atmaktadır. Bunu şu şekilde izah etmek mümkündür: İsrail takvimine göre 3 yıl 36 ay olup bu süre şemsi takvimde 35 aya düşmektedir. Bu nedenle İbrani takvimine göre 76 yıl, miladi takvim olarak karşımıza 74 yıl olarak çıkmaktadır. İbrani takvimine göre İsrail’in ömrü 76 yıl olup bu miladi takvimde 74 yıla düşmektedir. Bu hesaplamaya göre, 1948 yılında kurulan İsrail’in çöküş tarihi 2022 yılıdır. 1948 üzerine 74 yıl ilave ettiğimizde 2022 yılına ulaşmaktayız. Nihad Bessam Cerrar gibi cümle hesabı uzmanları İsrail’in ömrünün 2022 yılında sona ereceğini müjdeliyorlar. Şeyh Ahmet Yasin de New York Times gibi gazetelere yaptığı değerlendirmede üç ihtimalli bir hesapla 2016, 2021 ve 2027 yılları ile karşımıza çıkmıştı. Bununla birlikte Nihad Bessam Cerrar, müstakil olarak yazmış olduğu bir risalesinin başlığında zeval yılını ibraz etmiştir. Zeval-i İsrail: 2022. Elbette Kur’an ile ilgili keşfiyata dayalı olarak bu tarihe ulaşmıştır. Tevrat’a göre bu nübüe/nübüat yani gaybın haberlerini değerlendiren Muhammed Abdullah Avn da Basiret Gözü (Aynu’l Basire) adlı programında Tevrat üzerinden giderek aynı sonuca ulaşmıştır. Nihad Bessam Cerrar Kur’an üzerinden, Muhammed Abdullah Avn ise Tevrat üzerinden yola çıkarak aynı sonuca varmışlardır. Avn İsrail’in sonu olarak hicri takvim olarak 1443 tarihine ulaşıyor. Bu ise, İsra Sûresi’nin âyetlerinin kelime sayısına tekabül ediyor.
*
Bunlar müjdeler ama müjdelerin tahakkuk edeceği eller hala gizli. Kuvveden fiile çıkmış değil. Gayb perdesi altında gizliler. Mesele müjdeler ile bunları gerçekleşecek kahramanların buluşmasında. Dr. Dime Tarık Tahbub hanımın da zorlandığı mesele bu. Gaybi müjdeler ile bunu gerçekleştirecek neslin buluşması. Bu hususta Mustafa Sadık er Rafii’den bir alıntı yapıyor: Ey Arap gençleri! Siyasette ‘hakkımdır’ sözünü söyleyen hayatını ortaya koymazsa hiçbir şey elde edemez. Hakka dayalı gayret ve çaba değişimi getirir. Yoksa konformizm, temenni dalgalarının üzerine binmek; vadi ilahinin tahakkukuna intizar etmek atalete sevk eder, kesinlikle değişim getirmez. İnanmak beklemeyi değil anın vacibi etrafında dinamizmi gerektirir. Mesele Mevlana’nın dediği gibidir. Kimse çalışarak menzil-i maksuda eremedi. Lakin erenler çalışanlar arasından çıktı. İlahi vaatler mutlaka gerçekleşecektir. Bunda şüphe yok lakin bu vaatler infazına memur kişilerle gerçekleşecektir. Hak kimseye imtiyaz tanımaz, ayrımcılık gözetmez. Peygamberimiz Ahzap kuşatması altında Kisra’nın başkenti Medain’in düşeceğini, Kayzer düzeninin hak ile yeksan olacağını müjdelemiştir. Napolyon’un gıpta ettiği gibi bu süreç Peygamberimizin sekiz yıllık cihat döneminde ve ardından hulafa-i raşidin döneminde bihakkın gerçekleştirilmiştir ki, toplam süresi 38 yıl eder. Bu cihanın tanık olmadığı bir savlet halidir. Bununla ‘Resulünü hidayetle ve hak din ile gönderen o dur ki, bütün dinler üzerine egemen kılsın’ ayetinin müjdesinin ilk dilimi, perdesi tahakkuk etmiştir. Şimdi müjdenin ikinci faslı ve perdesiyle karşı karşıyayız. İşte bunu tahakkuk ettirecek kahramanları bekliyoruz. Bunlar kolaya değil zora talip olacaklar, temenni ile değil, gayretle iş görecekler. Böylece Allah müminlerin temennilerinin dışında gayretlerini de görecek ve bu gayreti bereketlendirecektir. Bunun için önce anlayışımızın ardından da davranışlarımızın değişmesi gerekiyor. Bu yolda, ‘ geçirdiğimiz Ramazan, hilafetsiz son Ramazan’ımız olsun’ dileğine bir de ilavemiz olsun: Gelecek yılın bayramını Aksa’da kılalım. Umulur ki saklı zaman diliminde dürülü kahramanlar burcu tulu eder. Ayette denildiği gibi: Hatırlat! Hatırlatma müminlere fayda verir.

Mustafa Özcan / VAHDET

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz