Bakanlar Kurulunu Kurdum

26 Haziran 2015 Cuma, 19:11

Lütfü Şehsuvaroğlu / Vahdet

Herkes hükümet kurulur mu kurulmaz mı diye endişeye gark olsun, kimileri başta da Sayın Cumhurbaşkanımız koalisyonun ne menem bişi olduğunu anlayan meclisin ve halkın bir an önce erken-daha doğrusu tekrar seçime gitme hayalleri kursun; ben hükümeti kurdum bile…
Parlamento iradesini gösterdi-göstersin.
Yani başkanlık sistemini arzu etmedi seçmen.
Meclise dedi ki, Birinci Meclis gibi kafa kafaya verin ve doğru dürüst şu ülkeyi yönetin.
Şimdi herkes yok kırmızı çizgi, yok kurallar, ilkeler, yok dediydin dediydim zırhına bürünüyor.
Halbuki meclis ilk meclis gibi içinden partiler kategorisine sığınmadan bir hatta birkaç hükümet kursun-kurabilir.
Aslolan ehliyet değil mi?
Öncelikle bakan yardımcılığı kaldırılsın veya öyle eski vekillerden yapılmasın. Yeni vekillerden gerçek yardımcı olsun.
Koalisyon aslında tek parti diktasından iyidir.
İstişare sünnettir.
Müşaverede hayır vardır.
Bir elin nesi var iki elin sesi var.
Baş baştan üstündür.
Parti liderleri başbakan yardımcısı olacak diye bir şey yok.
Bütün meclis hükümet olsun.
Hükümet bütün meclisi temsilen kurulsun.
Bir başbakan atansın elbette…
Ama başbakan yardımcılıkları olmasın.
Niçin?
Başbakan yardımcılığı olursa o partinin bakanı toplantı haricinde gidip başbakan yardımcısı genel başkanıyla görüşecek. Ayrıca aynı kurulda genel başkanı başbakan yardımcısı olacak ama o bakan başkasına başbakanım diye hitap edecek. Olmaz.
Liderler dönüşümlü başbakan olsun.
Her biri bir yıl. Gelecek seçime kadar dönüşümlü başbakanlık yapsınlar.
Birinci yıl en çok oyu alan Davutoğlu başbakan olsun. İkinci yıl Kılıçdaroğlu, üçüncü yıl Bahçeli, dördüncü yıl da Demirtaş…
Zaten dört yıla kadar Demirtaş’ın başbakanlığa oryantasyon dönemi olur. Hem seçmenin oryantasyonu, hem Demirtaş’ın… Kötü mü olur?
Bakanlar Kurulu’nu teşkil eden bakanların sayısı da koalisyon oluyor diye artırılıyor ya o da yanlış.
Tersine bakanların sayısını azaltmak daha doğru bir yönetişimsel bilişim olur.
Şimdi Bakanlar Kurulu’nu arz ediyorum:
Başbakan: birinci yıl: Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, ikinci yıl: Kemal Kılıçdaroğlu, üçüncü yıl: Dr. Devlet Bahçeli, dördüncü yıl: Selahattin Demirtaş.
Parti liderleri başbakan yardımcısı değil. Her yıl biri başbakan.
Milli Eğitim ve Gençlik Spor Bakanı: birinci yıl Naci Bostancı, ikinci yıl Zuhal Topçu, üçüncü yıl Mehmet Akif Hamzaçebi, dördüncü yıl Altan Tan
Milli Savunma Bakanı: birinci yıl Dursun Çiçek, ikinci yıl Alparslan Kavaklıoğlu, üçüncü yıl Ümit Özdağ, dördüncü yıl Mithat Sancar
Böyle gider…
Meramımı anlatabildim mi?
Meclisin tamamı hükümet iradesi ortaya koyar böylece…
Birinci meclis gibi…
Hükümet meclisi temsil eder, siyasi partileri değil yani…
Geri kalan bakanlıkların da sayısı azaltılır. Ne o öyle Aileden sorumlu bakanlık? O mesele bütün bakanlıkları ilgilendirmiyor mu? Mesela Tarım bakanlığı aslında aile tarımı yapan bir ülkede aile bakanlığının önemli görevlerini bünyesinde taşımıyor mu? Yok kadından sorumlu bakanlık, yok Türk dünyasından, yok Avrupa Birliği’nden…
Ne lüzumsuz bakanlıklar…
Bu konular bütün bakanlıkları ilgilendirir.
Her bakanlıkta Avrupa Birliği daire başkanlığı veya genel müdürlüğü yok mu?
Her bakanlığın Avrupa Birliği mevzuatına uyum programı yok mu? Bu konu hepsini ilgilendirmiyor mu? O bakanlığın lüzumsuzluğunu şuradan anlayın: Egemen Bağış bu konunun bakanı idi…
Çevre bakanlığına da lüzum yok. Çevre konusu eskiden Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı’nın bünyesinde idi. Yine öyle olması lazım. Orman diye ayrı bakanlığa da gerek yok. O da Tarımın içinde bir konudur. Zannediyorum koalisyon lakırdıları arasında şimdilerde Hayvancılık Bakanlığı’nı bile ayıralım diye bazı akıldaneler tekliflerde bulunuyorlarmış. Ulen hayvancılık tarımdan hiç ayrılır mı?
Hatta bugünkü ismi bile yanlıştır bu bakanlığın. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tuhaf bir isim.
Hayvancılık bitkisel üretimin mütemmimidir. Velev ki ayrıca endüstriyel hayvancılık yapılsın.
Bir işletmeye bir hayvan girdiğinde 4 dönüm de yem bitkisi arazisi girmesi icap eder. Birinin çıktısı öbürünün girdisidir. Vesaire…
Maliye, ekonomi, gümrük ve ticaret diye ayırmaya da lüzum yok.
Ekonomi ve Maliye Bakanlığı dedik mi mesele hallolur.
Bilim, sanayi, teknoloji, ulaştırma, denizcilik, haberleşme tek bir bakanlıkta toplanabilir.
İmar, iskan, şehircilik de öyle…
Sağlık bakanlığı neyse…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik de öyle…
Bir de Kültür ve Turizm bakanlığı…
Hepsi bu kadar…
Göreceksiniz bakanların sayısı azalınca devlet daha iyi yönetilecek. Başbakan yardımcılığına da lüzum yok. Gereksiz devlet bakanlıkları gibi…
Bakan yardımcılıkları güçlü müsteşar gibi çalışabilir. Emekli vekillerden değil de halihazırdaki vekillerden yapılır. Bir nevi Plan Bütçe Komisyonu üyeleri gibi kendilerini hazırlarlar bir dahaki bakanlık macerasına…
Devlet tereyağından kıl çeker gibi çalışır o zaman…
Aramızda da kırmızı çizgiler değil kırmızı karanfiller olur.
Yahut güller, ne bileyim…

ŞİİR:
BUZDOLABIMIZ DOLU, ÇIKARSA ÇIKSIN SAVAŞ
ZATEN BUZLUKTAYDI EPEYDİR AŞKLARIMIZ
DONDURMAMIZ BİLE VAR; MAKARNA, UN, PİRİNÇ TAMAM
ÇIKARSA ÇIKSIN SAVAŞ, NE OLMUŞ BİR DAHA ÖLÜRÜZ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz