Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı

08 Mayıs 2015 Cuma, 11:13
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Muhafazakâr Elit

Alı­şık olun­ma­yan dav­ra­nış ka­lıp­la­rı­nı or­ta­ya çı­ka­rın­ca, bü­yük oran­da bir avam­laş­ma so­ru­nu doğ­du.

He­def kit­le­ler üze­rin­de ha­ki­mi­yet ku­ra­bil­mek için ör­güt kül­tü­rü­nün ge­liş­miş ol­ma­sı ge­re­kir.

Ör­güt kül­tür­le­ri; ge­nel­lik­le kök­lü bir geç­miş­ten bes­le­nir; kah­ra­man­la­rı, hi­ka­ye­le­ri, sem­bol ve ken­di­ne has özel­lik­le­ri bu­lu­nur.

Si­ya­si par­ti­le­rin de­ğer­ler sis­te­mi, söy­lem me­tin­le­ri, pro­pa­gan­da yön­tem­le­ri, teş­ki­lat­lan­ma ya­pı­la­rı fark­lı­lık­la­rı­nı oluş­tu­rur. Tüm bun­lar ör­güt kül­tü­rünü bes­ler, bü­yü­tür, kim­lik ka­zan­dı­rır.

AK Par­ti­’de­ki ör­güt kül­tü­rü­nün ge­liş­me­si ise da­ha fark­lı ol­du.

Ku­ru­luş aşa­ma­sın­da par­ti (ör­güt) kül­tü­rün­den söz ede­bil­mek müm­kün de­ğil­di.

Bes­len­di­ği fik­ri te­mel tar­tış­ma­lıy­dı, ge­nel ola­rak mu­ha­fa­za­kar sağ seç­me­ne yö­ne­len bir an­la­yış söz ko­nu­suy­du.

Çün­kü ken­di si­ya­si geç­miş­le­ri­nin bü­yük bir bö­lü­mü­nü red­de­den ve bu­nu “göm­lek de­ğiş­tir­me­” ola­rak ifa­de eden bir li­der ve ku­ru­cu kad­ro öne çı­kı­yor­du.

Tam ola­rak dü­şün­ce ya­pı­la­rı, si­ya­si ref­leks­le­ri, dav­ra­nış ka­lıp­la­rı ve si­ya­si yö­ne­tim sis­tem­le­ri bel­li ol­ma­yan bir par­ti 2002’de %34’lük bir oy ora­nı ile tek ba­şı­na ik­ti­dar ol­du. Bu başarıda ‘güçlü lider’ faktörü öne çıktı.

Ba­ra­jı sa­de­ce CHP’­nin aşa­bil­me­si ise AK Par­ti­’nin al­dı­ğı %34’lük oy ile tem­sil edi­len kit­le ara­sın­da bü­yük bir oran­tı­sız­lık oluş­tur­du.

Bu­na rağ­men, son­ra­ki se­çim­ler­de de par­ti­nin oy­la­rı yük­sel­di.

Ku­ru­luş dö­ne­mi­nin ge­tir­di­ği et­kiy­le her si­ya­si gö­rüş­ten ve­kil de par­ti­nin için­de bu­lu­nu­yor­du. Bu du­rum seç­men­de de kar­şı­lı­ğı­nı faz­la­sıy­la bul­du.

***

AK Par­ti ilk za­man­la­rın­dan iti­ba­ren şe­hir­li seç­men ye­ri­ne; kır­saldan göç et­miş, ara­besk mo­tif­ler ba­rın­dı­ran bir he­def kit­leyi hedefledi.

Ezi­len­le­rin, itil­miş­le­rin, ge­ri­de ka­lan­la­rın öne çı­ka­ca­ğı ze­min ola­rak AK Par­ti işa­ret edil­di.

Bu he­def kit­le­nin doğ­ru okun­ma­sı ve pro­pa­gan­da ça­lış­ma­la­rı­nın he­de­fe gö­re ayar­lan­ma­sı çok önem­liy­di.

Ba­şa­rı­lı da olun­du.

AK Par­ti­’yi bu za­ma­na ka­dar güç­len­di­ren, can­lan­dı­ran en bü­yük da­ya­nak nok­ta­sı doğ­ru seç­men kit­le­si­ne, doğ­ru me­saj­la­rı gön­der­me­siy­di.

***

12 yıl­lık sü­re zar­fın­da Tür­ki­ye­’nin “de­ğiş­mez, sar­sıl­ma­z” de­ni­len dü­şün­ce ya­pı­la­rı, si­ya­si kriz­le­ri, fark­lı bo­yut­ta de­ği­şim ve dö­nü­şüm ge­tir­di.

AK Par­ti­’yi ik­ti­da­ra ta­şı­yan kit­le­nin eko­no­mik du­ru­mun­da bü­yük bir de­ği­şim ol­ma­sa da, mu­ha­fa­za­kar bir elit, üst sı­nıf oluş­tu.

Bu sı­nıf bir sü­re son­ra edin­dik­le­riy­le ye­tin­me­me­ye baş­la­dı. Mo­da­ya, po­pü­ler kül­tü­re, med­ya­ya el at­tı. Di­ni de­ğer ve has­sa­si­yet­ler­le çe­li­şen iş­le­re de sık sık im­za atıl­dı ve atıl­ma­ya de­vam edi­yor.

Bir za­ma­nın oy­la­rı­na ta­lip olu­nan kır­sal seç­men kit­le­si de bu dav­ra­nış ka­lıp­la­rı­nı uy­gu­la­ma­ya ça­lış­tı.

La­kin bu du­rum alı­şık olun­ma­yan dav­ra­nış ka­lıp­la­rı­nı or­ta­ya çı­ka­rın­ca, bü­yük oran­da bir avam­laş­ma so­ru­nu doğ­du.

***

Tüm bu de­ği­şim sü­reç­le­ri ya­şa­nır­ken Tür­ki­ye­’nin te­mel de­ğer­le­rin­de de oy­na­ma­lar, kay­ma­lar baş­la­dı.

Türk kim­li­ği­ni dış­la­yan bir ta­rih oku­ma­sı öne çı­ka­rı­lıp, Os­man­lı­’dan iba­ret bir ta­rih sem­pa­ti­zan­lı­ğı oluş­tu­rul­du.

Ki­mi yo­rum­larda ise “Tür­k”ü dış­la­yan ta­ma­men “İs­la­mi­ye­t” üze­ri­ne ku­ru­lu bir kim­lik in­şa edil­me­ye baş­lan­dı. Bu ya­pı­lır­ken et­nik mil­li­yet­çi­lik­ler ise sem­pa­tiy­le bes­len­di.

Hal­bu­ki Av­ru­pa­’da “Tür­k” ün kar­şı­lı­ğı asır­lar­dır “İs­la­m” ola­rak gö­rü­lür.

Türklerin İslamiyetle tanışmalarından sonra,Tür­k’­ü İs­la­m’­dan, İs­la­m’­ı Tür­k’­ten ayır­mak mümkün değildir.

Bu­na rağ­men ku­tup­laş­tı­rı­cı şa­hıs­lar, “ka­na­at ön­de­ri, ün­lü ta­rih­çi, ali­m” gi­bi sı­fat­lar­la in­san­la­rın önü­ne ko­nul­du.

Eği­tim al­ma­mış, ta­rih bil­me­yen, kop­ya­la-ya­pış­tır me­tin­ler­le, ol­ma­yan ta­ri­hi kay­nak­lar­la “bir­lik, be­ra­ber­li­k” ke­li­me­le­ri ye­ri­ne “be­nim ta­ri­him bu, si­zin­ki bu­” de­ni­le­rek “fark­lı­laş­tı­rı­lan, uzak­laş­tı­ra­n” an­la­yış be­nim­sen­di.

Bir­çok an­ket­te mil­li­yet­çi oy­la­rın pat­la­ma yap­ma­sı­nın en bü­yük ne­de­ni hiç şüp­he­siz bu ba­kış açı­sın­dan kay­nak­lı.

Gün­cel ge­liş­me­ler ışı­ğın­da şu­nu çok net söy­le­ye­bi­li­ri­z:

Par­ti­nin ör­güt kül­tü­rü hâ­lâ tam otur­muş de­ğil, her se­çim dö­ne­min­de de­ği­şen düş­man­lar var.

Ve ha­la mevcut sis­te­min so­run­la­rın kay­na­ğı ol­du­ğu söy­le­ni­yor.

Tüm bu de­ği­şim­ler, fır­tı­na­lar ko­par­ken, tek de­ğiş­me­yen şeyin dar ge­lir­li­nin ya­şam şart­la­rı ol­ma­sı da ay­rı bir in­ce­le­me ko­nu­su ola­rak araştırılmayı bek­li­yor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz