Son Dakika
11 Aralık 2017 Pazartesi

08 Şubat 2015 Pazar, 13:56
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

Sürecin Ötekileştirdikleri

Türkiye, 1968 yılından itibaren sürekli olarak iç güvenlik sorunu yaşayan ve sık sık terör olaylarıyla karşı karşıya kalan bir ülke görünümde. 

1980 öncesinde farklı marjinal gruplar tarafından terörize edilen günlük yaşam, 1980 sonrasında PKK üzerinden şekillendi.

2015 yılında dahi İmralı’da ömür boyu hapis cezasını çeken elebaşının verdiği demeçler gazetelerin birinci sayfasında haber değeri taşıyabiliyor.

“Çözüm Süreci” ile birlikte haber metinlerinde, köşe yazarlarında “terör örgütü, örgüt, bölücü terör örgütü, eli kanlı katiller, bebek katili” gibi kelimeler “cüzzamlı” muamelesi görüyor.

Bu durum televizyon programlarına ve haber dillerine de yansıdı.

PKK için “Terör, terör örgütü, bölücü terör örgütü” kelimelerini tercih edenler, terörü isteyen taraflarmış gibi gösterilirken, “vatan, şehitlerimiz, bölünmez bütünlüğümüz” gibi ifadeleri kullananlar ise ötekileştiriliyor. Israrla bu kelimeleri tercih edenler ise ekranlardan, gazetelerden uzaklaştırılıyor.

Sürecin bir diğer uzaklaştırdığı grup ise terörle mücadele noktasında en kilit görevleri yerine getiren “Korucular”.

Korucuların en büyük özellikleri bölgenin içinden yetişen, bölgeyi bilen, daha doğru bir ifade ile bölgenin insanı olmaları. Aynı zamanda gönüllüler.

Yaklaşan terör tehdidi karşısında devletin yanında yer almayı tercih etmişler, canları pahasına bu görevi almışlar.

Uzun yıllardır da bu görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiler.

Yeri geldi şehit, yeri geldi gazi oldular. Hiçbir zaman “kahraman” edasıyla ortalıkta ahkam kesmediler, şehirlerdeki mafyalar gibi ellerinde silahlarla vatandaşları tehdit etmediler.

Son süreçte korucular ciddi bir şekilde mağdur olmuş durumdalar.

Örgütün bölgede giderek artan hâkimiyeti korucuların elini kolunu bağlıyor. Yalnız kalmış, yalnızlaştırılmış durumdalar.

Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyon Başkanı Ziya Sözen, Doğu ve Güneydoğu’nun ‘şah damarı’ olarak nitelediği korucuların sayı olarak emniyet teşkilatından oldukça az olmasına rağmen operasyonlarda en fazla şehidi kendilerinin verdiğini söylüyor.

DEVLETİN ÜVEY EVLATLARI

Terörle mücadelede emniyet teşkilatının 550, korucuların ise 1660 civarında şehit verdiğini söyleyen Sözen, “Bu rakamlar kendimizi askere, polise ve diğer kamu görevlilerine siper ettiğimizin açık bir göstergesidir. Buna rağmen gelmiş geçmiş bütün hükümetler tarafından üvey evlat muamelesi gördük” ifadelerini kullanıyor.

Korucuların en büyük sorunları da hedefe açık hale gelmeleri. Sık sık tehdit mektupları alıyorlar. PKK’nın elinde şu anda 1 korucu rehin durum ve akıbeti bilinmiyor. Yakın dönemde 1 korucunun kurşuna dizilip elektrik direğine bağlanarak şehit edilmesi, PKK’nın koruculara açık mesajıydı: “Burada yeriniz yok”.

Kendilerini korumak için taşıdıkları tabancalar için devlet 3 bin TL vergi istiyor. Asgari ücret alan korucuların çoğu bu parayı ödeyemedikleri için silahsız olarak şehir merkezlerine gidip, açık hedef oluyorlar.

Özlük haklarında ciddi sorunlar bulunan korucular, örgüt tarafından kara listeye alınıyor. Korucuların bir kısmı şehit çocuğu, babaları PKK tarafından şehit edilmiş, ama hangi PKK’lı ve grup tarafından yapıldıklarını bilmiyorlar.

Durum örgüt açısından ise çok farklı. Teröristlerin öldürülmesi durumunda, hangi korucu tarafından, saat kaçta, nerede ve ne şekilde öldürüldüğü PKK tarafından kayıt altına alınıyor.

“Çözüm süreci”nin ötekileştirdiği “Korucular” üzerindeki PKK kıskacı her geçen gün daralıyor. Yeni bir mağdur kitle oluşmaması için, acil bir çözüm gerekiyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz