Kerkük ve Türkmenler

02 Temmuz 2014 Çarşamba, 03:59

Kerkük ve Türkmenler konusunu irdelemeye başlamadan önce Kerkük’ün tarihinden ve içinde barındırdığı toplumdan kısaca bahsedelim. Kerkük (1519’dan önce Gökyurt), Irak Federal Cumhuriyeti topraklarında bulunan ve çoğunluk olarak Türkmenler’in, Araplar’ın, Kürtler’in, Asurlular’ın ve Ermeniler’in oluşturduğu bir şehirdir. Merkez Kerkük’tür. Tavuk, Havice, Tazehurmatu, Tisin, Altunköprü ilçeleri vardır. Ayrıca Tirkelan, Yayçı, Leylan, Kara Hasan, Kara İncir gibi bucakları vardır.

1519’da Osmanlı hâkimiyetine girmeden önce Gökyurt olarak anılan Kerkük, 1926 yılında İngiltere ile yapılan Ankara Antlaşması’yla Irak’a devredilmiştir. Daha öncesinde şehir sırasıyla Musul Beyliği (1127 – 1233), Erbil Beyliği (1144 – 1209) Kerkük Beyliği (1230), Kara Koyunlu Devleti (1411 – 1470) ve Ak Koyunlu Devleti (1470 – 1508) hâkimiyeti altında bulunmuştur ve halen Misak-ı Milli sınırları içerisindedir.

Türk Varlığı
Ünlü oryantalist J. H. Kramers, “12. yüzyılda Kerkük civarının, başkenti Erbil olan Türk beyliği Begtekinliler’in idaresinde” olduğunu İslam Ansiklopedisi’nde belirtmek suretiyle, bölgedeki Türk varlığının Osmanlı Devleti’nden önceye dayandığını vurgulamaktadır. Mehmed Hurşid Paşa, Padişah’a sunulmak üzere, 1849 yılında kaleme aldığı ve resmi nitelik taşıyan raporunda Erbil ve Kerkük kasabaları ahalilerinin Türkçe konuştuklarını, civarlarındaki Kürt ve Araplardan dolayı da Kürtçe ve Arapça bildiklerini yazmaktadır. Raporunun geneline bakıldığında, bölgedeki bütün gurupların etnik özelliklerini vurgulayan Mehmed Hurşid Paşa, bu iki bölgede halkın Türkçe konuştuğunu belirttikten sonra, Kürt ve Arap ahaliden hiç söz etmemesi, bu iki kentin dâhilinde 19. yüzyılın yarısında bile henüz Kürt ve Arap yerleşik nüfusun bulunmadığını göstermektedir. Nitekim Irak’ın kuzeyi Türk hâkimiyetinden çıkıncaya kadar, bu bölgedeki en etkili Türk idaresi Kerkük ve civarında bulunuyordu.

Osmanlı İdaresinde Kerkük
Osmanlı İmparatorluğu döneminde (1918 yılına kadar) Musul Vilayeti ile Kerkük Müstakil Mutasarrıflığı halinde idare ediliyordu. Erbil şehri Kerkük’e, Hanekin şehri de Bağdat’a bağlı birer kara merkezi konumunda idi. 1957 yılından günümüze kadar gelen süreç içerisinde Irak iktidarları tarafından Türklerin yerleşim bölgelerinin idari şekilleri değiştirilerek, bölgenin demografik yapısının bozulmasına çalışılmıştır. 1957’de Türkmenlerin yerleştiği iller Musul, Kerkük, Erbil ve Diyala şehirleridir. Bağdat’ta da neredeyse Erbil şehri kadar bir Türk nüfusu yaşamaktadır. 1976’dan sonra Irak’taki idari yapı yeniden değiştirilmiş, yeni vilayetler ortaya çıkartılarak, Irak’ın il sayısı 18’e çıkartılmıştır. Bu yapılanmada Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin parçalanması özellikle yapılmıştır.

I.Dünya Savaşı Sonrası Kerkük
1.Dünya Savaşı’ndan sonra Musul ve Kerkük’ün hâkimiyeti İngilizlerin eline geçmiş ve Osmanlı Devleti’nden ayrılmıştır. Atatürk önderliğinde yapılan Kurtuluş mücadelesinden sonra Türkiye, Lozan Barış görüşmelerinde, Musul ve Kerkük’ün tekrar kendilerine verilmesini istemiş ancak İngilizler bu duruma şiddetle karşı çıkmışlardır. Türkiye bölge halkının bu duruma kendisinin karar vermesi gerektiğini ve bunun için bölgede bir oylama yapılmasını istemiştir. İngilizler ise konunun, ismi bugün ‘’Birleşmiş Milletler’’ olan o zamanki Milletler Cemiyeti’nde görüşülmesini savunmuşlardır.
İngilizler eğer oylamaya gidilirse sonucun kendi aleyhlerinde olacağını bildikleri için durumu değiştirmek adına kendilerine has yöntemlere başvurdular. İngiltere yeni kurulmuş olan ve henüz Kurtuluş Mücadelesinin yaralarını saramamış Türkiye’yi tıpkı bugün diğer devletlerin ülkemiz içindeki bölücü terörü destekledikleri gibi o zamanda Şeyh Sait İsyanı olarak bilinen isyanla vurmuştur. Bu isyan Türkiye’yi uzun süre oyaladı ve bunun sonucunda İngilizler Milletler Cemiyeti’nde ‘Türkiye kendi güneydoğusuna sahip çıkamazken Musul ve Kerkük’ü nasıl idare edecekler?’’ diyerek Milletler Cemiyeti’nin Türkiye aleyhinde karar vermesinde etkili olmuşlardır. 5 Haziran 1926’da Türkiye, Irak ve İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul ve Kerkük kesin olarak Irak’a dâhil edilmiştir.

Bu durumu hiçbir zaman kabullenemeyen Atatürk’ün en büyük hayali tıpkı Hatay gibi bir gün Musul ve Kerkük’üde anavatana dâhil etmekti. Ancak bu maalesef gerçekleşmedi. Özellikle Atatürk’ün ölümünden sonra başa gelen hükümetlerin umursamaz tavırları ve gerek diğer devletlerin bu konuda Türkiye’nin önünü kesmeleri Kerkük meselesini milli bir mesele olmaktan çıkarmıştır. Aslında 2.Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin önüne bu toprakları geri alma konusunda fırsat çıkmışsa da (çünkü bu konuya müdahil devletler kendi dertlerine düşmüştü) bu fırsatı değerlendirmek adına hiçbir girişimde bulunulmamıştır.

Türkmenlere Yönelik Katliamlar
Irak 1932 yılında bağımsızlığını kazandı. 75 yıldır yönetime gelenler orada yaşayan Türkmenlere ağır baskı uygulamışlar işkenceler etmişler ve gözlerini kırpmadan katliam yapmışlardır. Musul, Kerkük ve çevre yörelerde yaşayan Türkmenler defalarca katliamlara uğramışlardır. Bunların başlangıcı 1920’deki Kaçakaç, Telafer katliamıdır. Bu katliamı sırasıyla; Levi Katliamı – Kerkük 1924, Gavurbağı Katliamı – Kerkük 1946, Kerkük Katliamı 14–17 Temmuz 1959, Tazehurmatu Katliamı 1979, Türkmen Liderlerin Katliamı 1990, Tazehurmatu Katliamı (yaşanan ikinci katliam) 25 Mart 1991, Altunköprü Katliamı 28 Mart 1991, Erbil Katliamı 31 Ağustos 1996, Tazehurmatu Katliamı (yaşanan üçüncü katliam) 22 Ağustos 2003, Telafer Katliamı 9 Eylül 2004, Telafer Katliamı (yaşanan ikinci katliam) 21 Şubat 2005, Musul Katliamı 24 Eylül 2005, Yengice Katliamı 10 Mart 2006, Karatepe Katliamı 4 Haziran 2006, Kerkük Katliamı 13 Haziran 2006, Tavuk Katliamı 8 Haziran 2007, Amirli Katliamı 7 Temmuz 2007 katliamları takip etmiştir. Yapılan bu soykırımlar sonucu binlerce Türkmen kardeşimiz şehit edilmiş, sakat kalmış, kadınlar dul, çocuklar anasız ve babasız kalmışlardır. Sözde bir Ermeni Soykırımını kabul ettirme adına çeşitli devletlerdeki Ermeni diasporası her türlü baskıyı yaparken ve dünya Türkiye’ye karşı ayaklanmışken, Türkmenlere yapılan gerçek soykırım karşısında Dünya duyarsız kalmaya devam ediyor.

Türkmenlerin Bugünkü Durumu
Kerkük’te durum bugün Türkmenler için öncekine göre çok daha belirsizdir. Osmanlı hâkimiyetinden sonra Irak yönetimine gelen gerek Krallık ailesi gerek diktatör Baas rejimi Türkmenlere yönelik soykırımlar yapmışlardır. Özellikle bölgeye demokrasi götürmeye giden A.B.D’nin gücünü arkalarına alıp Irak yönetimine gelen Kürtlerden sonra yapılan zulümlerin artarak devam ettiği gözler önüne serilmiştir.

Çünkü bugünkü KDP’nin başkanı Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani 1958 yılında Kerkük’ü Kürdistan’ın kalbi olarak ilan edip Kürtlere hedef olarak gösterdikten sonra, yıllardır bu hedeflerine ulaşmak için çalışmışlardır. Bölgede emperyalizme hizmet eden bugünkü aktörler, işgalden medet uman alçaklar, kurdukları boş hayallere ulaşmanın derdindedirler. Amerika’nın da desteğini alan ve bölgede kullanışlı bir cihaz haline getirilen Kürtler K.Irak’ta istedikleri gibi at koşturmaya başlamışlar, Irak Devletinin her kademesine yerleşip K.Irak’ta Kürdistan’ı kurmuşlardır. Geriye bir tek dünyaya Kerkük’ün bir Kürt şehri olduğunu ispatlamak kaldı. Yakın geçmişe kadar Kerkük’te yaşayan Türkmenler ile Kürtlerin sayıları birbirlerine kıyaslanamayacak boyuttaydı. Çünkü Kerkük Türklerin Müslümanlığa geçişinden itibaren bir Türk şehri olmuştur.

Ancak bugünlerde bu durum pek de öyle değil. Saddam devrildikten sonra Kürtler Kerkük’e akın etmeye başlamışlar sokaklara çadır bile kurup yaşamaya başlamışlardır. Devlet dairelerindeki Türkmenlerin kayıtlarını yok etmişler ve Türkmenlerin Kerkük’ü terk etmeleri için her türlü baskı ve zulüm ortamını yaratmışlardır. Son günlerde IŞİD’i bahane ederek Kerkük’e giren peşmergenin şehri kesin olarak ele geçirdiğini gösteriyor bizlere.

Türkmenler Neden Zayıf?
Türkmenlerin bu kadar zayıf ve güçsüz hale gelmeleri hep “ağabeyleri” Türkiye’nin onları kurtaracağı umudu idi. Bu yüzden hep oturup beklediler. Türkmenlerin gözleri hep kapıdaydı, Türkiye bir gün mutlaka gelecek ve o özledikleri huzura kavuşacaklardı. Türkmenlerin Türkiye’yi hep arkalarında hissetmeleri ve onlara siz bir şeye karışmayın zamanı geldiğinde biz geleceğiz gibi vaatlerinden dolayı hiçbir zaman silahlı bir mücadelenin içine girmedikleri gibi, ciddi bir örgütlenmeleri de olmamıştır. Bu zor günlerde dahi münferit çalışmaların haricinde Kerkük’te ciddi bir silahlı Türkmen kuvveti yoktur. Dolayısıyla Türkmenler karşılarındaki Kürt, ABD, IŞİD vb tehditlere karşı bir nevi eli kolu bağlı oturmaktadır. Tabiî ki bütün suçu Türkiye’nin üzerine atıp bir kenara çekilemeyiz. Sonuçta Türkmenler yine de kendi aralarında ciddi bir örgütlenmeye gitmeli bu kara günler için hazır olmalı ve zamanında Türkmen lider kadrosuna karşı yapılan katliamları önlemeliydi.

Bundan Sonrası
Türkmenler bu zamana kadar Türkiye’den beklediklerini bulamadılar. Bundan sonra da pek mümkün görünmüyor, çünkü Kerkük meselesi Türkiye’de sadece belli bir kesimin hiç bir zaman unutmadığı ve hep dile getirdiği bir dava haline geldi yıllardır. Şu anda Türkiye’nin başında bulunan hükümet Kerkük ve Kuzey Irak konusunda basiretsiz kalmıştır. Genel anlamda dış politika alanındaki mevcut hükümetin basiretsizliği, Kerkük ve Kuzey Irak’taki aymazlığı, acizliği ve basiretsizliği ile göz göre göre bölgeden Türkiye’nin tasfiyesine neden olmuştur. Kerkük’teki durum ve hükümetin acizliği en ciddi milli güvenlik tehdididir.

Barzani ve Talabani gibi basit iki aşiret reisini karşılarına muhatap alarak onları şımartan, küstahça tavırlarına ses çıkarmayan ve bu adamların Güney Doğumuzda Mehmetçiklerimizi şehit eden PKK’ya yaptıkları yardımları görmezden gelen Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, daha ne kadar suskun kalmaya devam edecek bunu bilmiyoruz ama, eğer en kısa zaman içinde bu kutsal dava herkes tarafından benimsenip harekete geçilmezse her şey için çok geç olacağının farkındayız.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
istanbul escort atasehir escort mecidiyekoy escort halkali escort bahcesehir escort