Son Dakika
20 Eylül 2017 Çarşamba

Ankara Siyasal Yönetimi…Rahat mısınız?

30 Mayıs 2014 Cuma, 02:42

Ortadoğu Gazetesi Yazarı ve MHP Genel Başkan Başdanışmanı Şükrü Alnıaçık, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yaşanan PKK skandalını köşesine taşıdı.

Gazetedeki köşesinde olayın ayrıntılarına da yer veren Alnıaçık, Genel Yayın Yönetmenimiz Batuhan Çolak‘ın yazısını da atıfta bulundu. Okul yönetiminin tutumunu da eleştiren Alnıaçık yazısında son derece çarpıcı ifadeler ifadeler kullandı.

İşte bugün Ortadoğu Gazetesi’nde yayınlanan o yazı:

 

Ankara Siyasal Yönetimi…Rahat mısınız?

Şükrü Alnıaçık / Ortadoğu Gazetesi

27 Mayıs günü öğle vakti Kızılcahamam’dayız. 70’lerdeki şanlı mücadelenin hatıralarıyla dopdolu, Ülkücü Şehitler abidesinin önünde dostlarla kucaklaşıyoruz. 

  
Bir Ülkücü gencimiz arıyor. “Hocam müsait misiniz?..” diyor; dinliyoruz.
  
Hocam bizim fakültede PKK’nın üniversite ve gençlik yapılanması YDGH, 17 kişilik liste yapmış ‘Ülkücüleri okula sokmayacağız’ diye açıklama yapıyor. Tehdit ediyor, adeta polis gibi kimlik kontrolü yapıyor.
   
Dinlemeye devam ediyorum. Konuya yabancı değilim. Okulda final haftasının başladığını biliyorum. “Arkadaşlar finallere girebiliyor mu?” diye soruyorum.
  
Dekanlığın, “can güvenliğinizi sağlayamayız, sizi Tandoğan kampüsünde sınavlara alacağız” açıklaması yaptığını söylüyor. Yani PKK istiyor, bizim Siyasallılar bir anda Fen Fakülteli oluyor!..
  
Bir eğitimci olarak o çocukların o okulları kazanana kadar neler çektiklerini düşünüyorum. Okul kazanmak eskisi kadar kolay değil. Bugün Ankara Siyasal’ı kazanmak, bir TM öğrencisi için aslanın iki çenesi arasında integral-türev sorusu çözmek gibi bir durum. 
  
Dolayısıyla bu şehir eşkıyalığı karşısında bir kat daha üzülüyor; hiddetleniyorum.
  
Kütüphaneden çıkarılan Ülkücü gençlerin saldırıya uğradığını anlatan Siyasallı kardeşim anlatmaya devam ediyor. Ben madde madde dinliyorum:
 

1- Hocalar duruma sessiz kalmış hatta birçoğu örgütten yana tutum göstermiştir.

 

2- Okul yönetimi acziyet içindedir ve darp edilen arkadaşlarımızın başından geçen olayla alakalı hiç bir soruşturma açılmamıştır.

 

3- Fakültede öğrenci olmayan örgüt mensupları hâlâ kol gezmekte ve kimlik kontrolü yapmaktadır.  

 

4- Öğrencilerin büyük bölümü de durumdan rahatsızdır; ancak okul yönetimi hala köşesinden izlemekle yetinmektedir.

 
Geçtiğimiz yıl “Terör Kıskacında Üniversiteler” kitabını yazarak PKK’nın Üniversite yapılanmasına dikkat çeken Batuhan Çolak’ın da konuyu köşesine taşıdığını fark ediyorum. Çolak, kütüphaneden alınarak darp edilen öğrenci olayını ve 17 kişilik listeyi doğruluyor.
  
Ancak okul yönetiminin acizliğini gözler önüne seren “Tandoğan’da sınava girin okula gelmeyin” bilgisini birinci ağızdan duymak içimi acıtıyor. 
  
Kardeşim hiç merak etmeyin, moralinizi bozmayın gerekirse biz de gelir sizinle beraber okula gireriz.” Diyerek ona moral vermeye çalışıyorum ama bunun çözüm olmadığını da biliyorum.
  
İki yıl önce Dil-Tarih’te benzer bir durum yaşandığında sözümüzün arkasında durmuş ve okuldaki eşkıyalığı dizginleyecek tedbirlerin alınması konusunda elimizden geleni yapmıştık.
  
Sayın Devlet Bahçeli’nin 5 Milletvekilimizi okula göndermesi ve Fakülte Dekanıyla yaptığımız görüşmelerden sonra 21 Mart 2013’te Ülkücüler okul bahçesinde Nevruz kutlamış, takip eden 3 Mayıs’ta da kalabalık bir Türkçüler günü kutlaması yapmışlardı.
  
Siyasal ve Hukuk’ta böyle bir tablonun peşinde değiliz. Ancak bu olaylar ve yurt çapında kulağımıza gelen pek çok hadise bize şunu gösteriyor:
  
PKK, 40 yıllık bir “doldur boşalt” stratejisiyle, Maocu “kır gerillası taktiğinden” eski Dev-Sol konseptindeki “şehir gerillası” taktiğine doğru evrilmektedir. 
  
Bir farkla ki; geçen 40 yılın farklılaştırdığı saha şartları dikkate alınarak silah yerine “örgüt tehditli darp” taktiğiyle hedef alınan kurum ve kişiler sindirilmektedir. 
  
Bir ülkenin özellikle Siyasal Bilgiler Fakültelerine hakim olduktan 40 yıl sonra o ülkenin mülkiyesine yani devlete hakim olunabileceğini, eski bir siyasallı olan Abdullah Öcalan çok iyi bilmektedir. 
  
Ben buradan pasif bir çağrı yapmakla yetinmeyeceğim. Biz Ülkücüler, bu çileli yolda bugüne kadar polise sığınarak, askerden destek alarak yürümedik. “Kendi yolumuzu açmasını” biliriz.
  
Ülkü Ocakları Genel Merkezinin konferans ve seminer hocası olarak söyleyeceklerim, MHP Genel Başkan Başdanışmanı olarak söyleyeceklerim, Ortadoğu yazarı olarak söyleyeceklerim birbirine benzer veya farklı sözler olabilir.
  
Ancak şimdi sadece bir Ülkücü olarak YÖK’e, Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne ve SBF’nin Dekanlık makamına konuşuyorum: 
  
Sizin göreviniz, okulunuzda sınavla öğrenim hakkı kazanmış gençlerin öğrenim özgürlüğünü temin etmektir. Bu pisliği derhal temizleyiniz! Aksi takdirde kendi yolumuzu kendimiz açmak zorunda kalırız. En önde de ben yürürüm…
  
Rahatınız bozulur!..

HaberDokuz.com olarak Sayın Alnıaçık’a konuya gösterdiği duyarlılıktan dolayı ayrıca teşekkür ederiz.

ankara-siyasal

 

ankara-siyasal-pkk

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz