Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ve ERMENİ FAALİYETLERİ

28 Mayıs 2014 Çarşamba, 03:40

Dr. Erkan Göksu

Ermeni Meselesinin ilk defa uluslar arası platformda gündeme getirilmesi ile başlayan süreçte Ermeniler, batılı devletlerden aldıkları destekle geniş çaplı propaganda ve eylem hareketine girişmişler; Osmanlı Devleti’nin parçalanarak kendilerine vaat edilen hayali Ermenistan’a ulaşacakları günü beklemeye koyulmuşlardır.

Meşrutiyetin ilanından sonra Avrupa çalışan Ermeni komiteleri, siyasi suçlular, kaçaklar ve serserilerin sayıları İstanbul’da büyük bir artış göstermişti. Hele şapkalarıyla, Rus lehçesi ile konuştukları Ermeniceleri ile özellikle Taşnaklar göze çarpıyorlardı. Meşrutiyetin getirdiği özgürlük ortamı Ermeniler için şu sonucu ortaya koydu. Bu ülkede iki ayrı dinden, iki ayrı ulusa yer yoktur. Anadolu özellikle Çukurova’dan itibaren ya Türklerin ya da Ermenilerin olacaktı.[1]

Birinci Dünya Savaşının patlak vermesi, Ermeniler için amaçlarına ulaşma yolunda giriştikleri yeni ve hareketli bir dönemin başlangıcı olmuştur. Ermeniler, Türk hatta Rus ve İran egemenliğinden kurtularak, bağımsız bir Ermenistan kurma emellerine ulaşabilmek için, daha etkili ve sistemli bir mücadeleye girişmişlerdir. Onların bu çabaları, büyük devletlerin tahrik ve destekleriyle had safhaya ulaşmıştır. Zira büyük devletler Ermenilere bağımsızlık vaat etmişler ve hem içerdeki hem de dışarıdaki Ermenileri silahlandırmışlardır. Bu devletlerin asıl amacı, Osmanlı devletini savaştan kısa sürede çıkararak saf dışı bırakabilmektir. Bu durumda Ermenilerin tarihi emelleri, büyük devletler tarafından kullanılmıştır. Bu tahrik ve yönlendirmeye açık olan Ermeniler de, büyük devletlerden aldıkları desteklerle faaliyetlerini hızlandırmışlar, propaganda ve silahlı hareket konusunda etkilerini artırmışlardır.[2]

A) Savaş Öncesi Hazırlıkları

Seferberliğin ilan edilmesinden önce İstanbul Galata’daki Ermeni Büyük Merkez Okulunda patrikhane başkanlığında bir araya gelen Ermeni komiteleri, (Hınçak, Taşnak, Ramgavar vb.) Osmanlı Devletinin savaşa katılması halinde “Ermenilerin Osmanlı Hükümetine bağlı kalmaları, askerlik görevlerini yerine getirmeleri ve dış tahriklere aldanmamaları konusunda” karar almışlardır.[3] Ancak Osmanlı Devletine sadık kalma konusunda zikredilen bu kararlar, daha çok hükümeti kuşkulandırmamak için alınmış, aldatıcı kararlardır.[4] Ermenilerin hükümete sadık kalma konusunda aldıkları kararlarında samimi olmadıkları alınan istihbarattan öğrenildiği gibi, daha sonraki olaylarla da ortaya çıkacaktır. Daha Ağustosun başında, seferberliğin ilanından önce Erzurum’da toplanan 8. Taşnak-sütyun kongresinde, bu samimiyetsizlik ciddi ve tehlikeli bir şekilde belirmiştir. Kongrede Doğu illeri başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinden gelen, hatta milletvekili olan bir çok temsilci hazır bulunmuştur. Kongre devam ettiği sırada da Osmanlı hükümetinin seferberlik ilan ettiği öğrenilmiştir.

Bu kongrenin toplanma amacı hakkında net bir bilgiye rastlanılmamaktadır. Kongreye hükümetin gözlemci gönderip göndermediği kesin olarak bilinmemektedir. Bazı yazarlara göre Ermenilere yönelik Doğu Anadolu idarî reformunun gündemde olduğu bir zamanda Erzurum’da böyle bir kongrenin toplanması gayet doğaldır.[5] Ermeni yazarlara göre ise amaç; “Osmanlı devletini savaşa girmekten vazgeçirmek”tir ki, kongre sonucunda varılan karar da “Osmanlı devleti savaşa girerse Türk Ermenilerinin hükümete sadık kalmaları ve ülkeyi korumada hizmet etmeleri” şeklindedir.[6] Ancak konuşulan konular ve alınan kararlar hakkında Osmanlı hükümetinin aldığı istihbarat ve sunulan rapor, Ermenilerin Erzurum’da I. Dünya Savaşı boyunca yapacakları faaliyetleri planlayıp karalaştırdıklarını göstermektedir. Bu rapor şu şekildedir[7];

“Türkiye’nin yok olma anının yaklaştığı her tarafta ilana başlanıldı. İstanbul’da yapılan büyük kongrenin sonuçlarını bildirmek ve gereken düzenlemeleri yapmak almak üzere Mebus Papasyan ile Viremyan Erzurum’a geldiler. Kafkasya’dan gelen Taşnak delegelerinin de katılımıyla Erzurum’da büyük bir toplantı yaptılar.

Rusların Osmanlı Ülkesinden alacakları toprakları Ermenilere vererek, bağımsızlıklarının sağlanacağı hakkında Ruslarla belirlenen uyuşma şekli Erzurum toplantısında konuşuldu. Kongre Rus-Ermeni ittifakını onaylayarak ve komitelere bildirilmek üzere şu kararları aldı:

“Savaş ilanına kadar sükûnet ve itaatlarını muhafaza etmek, fakat bu zaman zarfında Rusya’dan gelecek ve içeriden bulunacak silahlarla donanımlı bir hale gelinecektir
Savaş ilan edilirse Türk ordusundaki Ermeniler silahlarıyla Rus ordusuna katılacaklardır
Türk ordusu ilerlerse sükunet muhafaza edilecektir
Türk ordusu geri çekilirse ya da ilerleyemeyecek bir hale gelirse çeteler derhal ordu gerisinde ellerindeki programa göre faaliyete geçeceklerdir.”[8]

Kongrede ayrıca;
“İttihat ve Terakki hükümeti gayr-ı müslimlere, özellikle de Ermenilere karşı uyguladığı siyasetten ötürü eleştirilmiş ve hükümetin Doğu Anadolu’ya yönelik olan reform programı konusunda samimi olmadığından söz edilerek, İttihat ve Terakkiye muhalif olunması, cemiyetin siyaseti ve programının tenkit edilmesi ve cemiyetle ve teşkilatıyla şiddetle mücadele edilmesi;
Ermeni yerleşim birimlerindeki köy bekçilerinin oluşturulması ve bunların resmî hükümet silahlarıyla donatılması, jandarma birliklerinde Ermenilerin sayılarının artırılması;
“Müdafaa-i şahsiyye” (bu ifade komitelerce doğrudan doğruya silah manasında kullanılmaktadır.) konusunda bu yıldan itibaren komitelerin bütün mesaisinin bu konuya sarfı, bu amaçla para ve çeşitli araçlardan çok mıntıkalar teşkilatının büyütülmesi ve desteklenmesi ve sırf “müdafaa-i şahsiyye” yani silah işleriyle uğraşmak üzere beş kişiden oluşan bir genel merkez oluşturulması;
Propaganda ve basın-yayın faaliyetlerinin artırılmasına, bazı gazetelerin para toplama işi için aracılık etmesi…”

konularında da karara varılmıştır.[9] Bu kararlar bütün Ermenilere ve taşra teşkilatlarına da duyurulmuştur.[10]
Yine Ermeni yazarlara göre, aynı kongreye Osmanlı Devletinin temsilcilerinin katıldığı ifade edilmiş ve olası bir Türk-Rus Savaşında devlete sadık kalmalarını, Kafkasya ötesinde Rus Ermenileri arasında bir ayaklanma çıkarmalarını ve bu bölgenin ele geçirilmesinde yardımcı olmalarını istemişlerdir. Hatta Ermeniler de yapacakları bu hizmete karşılık, Osmanlı topraklarından bazı yerlerin de katılımıyla özerk bir yönetim kurdurmayı teklif etmişlerdir. Buna karşılık Ermeni temsilcileri bu önerileri kabul etmeyerek devlete sadık kalacaklarını, ayrıca Rus Ermenilerini ayaklandırma faaliyetine katılmayacaklarını bildirmişlerdir. Ancak Osmanlı hükümetinin tekliflerini kabul etmeyen Taşnak-sütyun komitesi, aynı teklifleri Osmanlı Devletine yönelik olarak yapan Rus temsilcisi Daşkov’a ılımlı davranmış ve Tiflis’te bir toplantı düzenleyerek Rus önerilerini kabul etmiştir. [11]

1- Silahlanma Faaliyetleri
Osmanlı Devletinin savaşa girmesi, Ermeniler için “… Artık Türkiye Ermenileri adını taşıyan o kanlı tarihe son verme zamanı”[12] olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla her Ermeni’nin, “…vatanî vazifesini yapmak ve Türklerin başını ezmek için…” mücadeleye girişmesi gereklidir.[13] Ermeni komiteleri bu amaçla 1913-14 yılları arasında bir yandan propaganda ve teşkilatlanma çalışmalarına hız verirken, bir yandan da hızlı bir silahlanma faaliyetine girişmişlerdir. Zira onlara göre “silah meselesi önemli bir iştir. Ve bunun gerekliliğini herkes bilmektedir”.[14]

Bu yoğun silahlanma faaliyetleri komite yazışmalarında çok açık bir şekilde görülmektedir. Hınçak liderleri, komite üyelerindeki silah azlığından şikayet ederek; “… komitacılık yalnız düşünce ile olmaz, eylem olmadıkça hiçbir şeye yaramaz.” düşüncesiyle, silah konusunun kendilerini en fazla meşgul eden bir sorun olduğuna dikkat çekmişlerdir. Yine komiteler ve bu komitelerin şubeleri birbirlerine silah ve cephaneleri hakkında bilgiler vermiş, çeşitli yazışmalarda silah ihtiyacını gidermek için para bulunması, silahların güven içinde istenen yerlere taşınması, silah almakla görevli komite üyeleri gibi konular ifade edilmiştir.[15] Sözünü ettiğimiz olaylardan başka, Rusya’dan Doğu Anadolu’ya silah sokulduğuna dair de bilgiler mevcuttur. Bunların bir kısmı Ermenilerin kendi gayretleri sonucunda, bir kısmı ise Ruslar tarafından oluşturulan çetelere verilmek üzere çeşitli yerlere gönderilmiştir.[16] Böylece Ermenilerin yaşadığı yerler birer silah deposu haline getirilmiştir. Bu silahlar Osmanlı görevlileri tarafından zaman zaman saptanmış ve yakalanmıştır.[17] Ancak silahlanmanın tehlikeli bir boyuta ulaştığı gözlenince 26 Nisan 1915’te geçici bir kanun çıkartılmıştır. Bu kanuna göre, gayr-i müslimlerin özellikle de Ermenilerin ellerinde bulunan silah, cephane, bomba ve bunların yapımından kullanılan her çeşit maddenin Harbiye Nezaretince toplatılması istenmiştir. Bunun üzerine Anadolu’nun her tarafında Ermenilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda binlerce silah ele geçirilmiştir. Ele geçirilen silah ve mühimmatın listesi, illere göre aşağıda verilmiştir. Ancak bu rakamların yüzeysel bir arama sonucunda ortaya çıktığı ve sadece memleketin iç kesimlerinde elde edilen sayılar olduğu unutulmamalıdır. Erzurum, Van, Bitlis, Sason, Erzincan ve Karaköse gibi bölgelerde o sırada çarpışmalar olduğundan, tam bir arama yapılamamıştır. Söz konusu şehirlerde 50 bin tüfek mevcut olduğu tahmin edilmektedir. Dolayısıyla tablodaki sayılara bunlar da eklenmelidir.[18]

Silah ve Mühimmat Araması Yapılan Merkezlerde Bulunan Silah ve Mühimmat Sayısı
Bursa
400 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
İzmit
100 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Sivas
100 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Arapkir
Çok sayıda tabanca ve hançer
İzmit
200 Tüfek, 50 bomba, 10 gaz tabancası, bomba ve dinamit
Dörtyol
150 Tüfek
Samsun
250 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Trabzon
100 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Urfa
180 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Merzifon
200 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Amasya
100 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Adana
200 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Hasanbeyli
100 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Saimbeyli
1200 Tüfek, çok sayıda cephane ve el bombası
Elazığ
100 Tüfek, barut deposu, cephane ve bombalar
Malatya
200 Tüfek, barut deposu, cephane ve bombalar
Diyarbakır
450 Tüfek
Maraş
300 Tüfek
Antep
300 Tüfek
Halep
Çok sayıda el bombası
Kayseri
150 Tüfek
Toplam
4780

2- Gönüllü Ermeni Alayları ve Çeteler
Ermeniler amaçlarını gerçekleştirebilme konusunda en büyük desteği Rusya’dan almışlardır. Bu birliktelik, Rusya’nın da uzun süredir beklediği bir olaydır. Ruslar Ermenilere, alacakları yerlerde Özerk bir Ermenistan kurulacağı sözünü vermişlerdi.[19] Bu amaçla daha Osmanlı devleti savaşa girmeden bir yandan Kafkasya’da hazırlıklar başlamış ve gönüllü alayları kurulmuş; bir taraftan da Doğu Anadolu’da çeteler teşkil edilmiştir. Bu grupların başlarına da tanınmış ihtilalciler geçirilmiştir. [20]

Meşrutiyet’in ilanından sonra politik yönde ve ihtilalci yapıla olan komitecilerin çalışmalarına son vermeleri ve Meşrutiyet’in koruyucu bekçileri olarak memleketin onarılmasına, ekonomik yönden yükseltilmesine çalışmaları gerekmekteydi. Komiteler de buna karar vererek faaliyetlerine başladılar. Bu amaçla da gönüllü Ermeni alayları ve çetelerinin kurulmasına bir zemin hazırlandı.[21]

Gönüllü alaylarının kurulması işi Ermeni liderleri ile Rusya arasındaki görüşmelerden sonra kesinleşmiş ve Rusya, bu işi daha koordineli bir hale getirebilmek için Tiflis’te bir Ermeni Ulusal Bürosu kurmuştur. Burada gönüllüleri yetiştirme görevini de, Kafkasya genel valisi Daşkov’a vermiştir. Türkiye’deki Ermeni ileri gelenleri de Tiflis’e geçerek bu alayların kurulmasında görev almışlardır. Bunlar arasında “Armen Garo” takma adını kullanan Osmanlı Erzurum milletvekili Karakin Pastırmacıyan ve Van milletvekili ve aynı zamanda da Taşnaksütyun yetkililerinden olan V. Papazyan gibi isimler bulunmaktadır.[22]

Rusya, İran ve Kafkasya’daki Ermenilere silah dağıtmış[23], dünyanın her yerinden Kafkasya’ya gelen Ermeniler, hem Rus ordusuna, hem de oluşturulan çete ve intikam alaylarına gönüllü olarak girmişlerdir. Bunların silah ve yiyecekleri Rusya, elbise ve atları ise kendileri tarafından karşılanmıştır.[24] Her tarafta gönüllü listeleri dolaştırılmış; Rusya, İran, Amerika, İngiltere, Fransa, Bulgaristan, Romanya ve hatta Buhara’dan çıkan gönüllüler, mallarını satarak, iş ve topraklarını bırakarak Tiflis’e gelmişlerdir.[25] Bu arada daha önce sözünü ettiğimiz direktifler uyarınca, askere alınmak istenen Ermeniler orduya katılmamış, alınanlar ise silahlarıyla beraber kaçmışlardır. Bunlardan büyük bir kısmı Rusya’ya gitmiş ve gönüllü Ermeni alaylarına katılmışlardır.[26] Bu gönüllülerin sayısı, Rusların üç kolordusunda kendi kaynaklarına göre 180 bin kişi civarındadır.[27]

Gerek Türkiye’den gerekse Rusya ve diğer memleketlerden gelerek Rus saffına koşan Ermeni gönüllülerinin bir kısmı da Türk sınırına ve içerilere gönderilmiştir. Bunlar arasında casus olarak ele geçirilenler de mevcuttur. Ruslar, Ermeni ileri gelenleri liderliğinde oluşturdukları bu çeteleri para ve silah bakımından da iyice kuvvetlendirmiştir. Çetelerin teşkilatlandırılmasında dikkat edilen husus, seçilen yerlerin stratejik bakımdan önemli olmasıdır. Türk ordusunu arkadan vura bilecek yerler (Pasinler, Van, Bayezid vb.) ve ordunun ikmal yolunda bulunan Sivas ve Şarkî Karahisar gibi bölgelerde Ermeniler tahrik ve teçhiz edilmiştir. Çete faaliyetleri yapan, bu çetelere adam toplayan, silah kaçıran, saklayan ve bulan bir çok kişi yakalanmış ve bunların faaliyetleri hükümete bildirilmiştir.

Aslında Osmanlı hükümeti Ermenilerin bu faaliyetlerini çok önceden haber almakla beraber, henüz olay patlak vermediğinden harekete geçmemeye ve karşı tedbirlerle yetinmeye karar vermiştir. Küçük çaplı hareketlerin başladığı sıralarda ise bizzat Enver Paşa Ermeni patriğini çağırarak ona; “Ermenilerden bu durumda sadakat beklerken onların köy basıp Müslümanlara ve devlete zarar verdiklerini, Patriğin onlara nasihatte bulunmasını, aksi halde bu durumun genel bir şekle bürünmesiyle, en sıkı askerî tedbirlerin alınacağını” söylemiştir. Ancak Ermeniler, çok önceden ne şekilde hareket edeceklerini kararlaştırmış olduklarından bunların hiçbir faydası olmamıştır.[28]

[1] Abdullah Yaman, Ermeni Meselesi ve Türkiye, Otağ Yay., İstanbul, 1973, s.107.
[2] Özçelik, a.g.e., s.20.
[3] Öke, a.g.e., s.101
[4] Uras, a.g.e., s. 581.
[5] Yuluğ Tekin Kurat, “Doğu Anadolu’da Ermeni Sorunu (1900-1920)”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu İle İlişkileri Sempozyumu (8-12 Ekim 1984 Erzurum), Ankara, 1985, , s:232
[6] Muammer Demirel, Birinci Dünya Harbinde Erzurum ve Çevresinde Ermeni Hareketleri (1914-1918), Genelkurmay Basımevi, Ankara 1996., s:21
[7] Özçelik, Ermeni İddiaları ve Gerçekler, s.26 vd.
[8] Askeri Tarih Belgeleri Dergisi (A.T.B.D.), S:83, Belge No:1903
[9] E.K.A.H.İ., s:198-200
[10] A.T.B.D., S:83, Belge No:1893
[11] Demirel, a.g.e., s:25
[12] Taşnaksütyun’un savaş bildirisinde geçen bu ifade ve bildirinin tamamı için b.k.z., Uras, a.g.e., s.594.
[13] Kurat, a.g.t., s:233.
[14] E.K.A.H.İ., s.125.
[15] E.K.A.H.İ., s:118, 119 ve muhtelif yerler.
[16] A.T.B.D., S:81, Belge No:1810; Demirel, a.g.e., s:17
[17] A.T.B.D., S:83,Belge No:1903
[18] Tablo için b.k.z., Demirel, a.g.e.,s:19-20; Özçelik, a.g.e., s.23.
[19] A.T.B.D., S:81, Belge No:1804
[20] Özçelik, a.g.e., s.29-30.
[21] Metin, a.g.e., s.119.
[22] Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, s. 69-70.
[23] A.T.B.D., S:81, Belge No:1807-1809
[24] A.T.B.D., S:82, Belge No:1895
[25] Uras, a.g.e., s:592
[26] A.T.B.D., S:83, Belge No:1896, 1899, 1902
[27] Demirel, a.g.e., s:36
[28] Talat Paşa’nın Anıları, Haz:Alpay Kabacalı, İstanbul, 1994, s:71; Hamit Pehlivanlı, “Gölge Oyunu, 1915 Haklı Tehcir Olayının Ermenilerce Bir Soy Kırım Gibi Yansıtılması”, Askeri Tarih Bülteni, Yıl 21, Sayı 40, Şubat 1996, Ankara 1996, s. 90.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz