Son Dakika
20 Eylül 2017 Çarşamba

Ulusalcılık

11 Mayıs 2014 Pazar, 17:24

Ulusalcılık; dünyada ve ülkemizde bilhassa 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ortaya çıkan süreçle beraber gündemi daha yoğun bir şekilde meşgul etmeye başlayan bir siyasî akımdır.

Ulusalcılığın seslendirdiği temel tezler; kabaca tam bağımsızlıktan, millî sanayinin yaratılması ve kollanmasından taviz verildiği, dışa bağımlılıktan kurtulma hedeflerinin terk edildiği, devletin temel kuruluş ilkelerinden kopulduğu ve milli çıkarların korunmadığı, AB üyesi olabilmek için uluslararası platformdaki milli davalardan ve diplomasideki kırmızı çizgilerden tavizler verildiği, ülkenin içişlerine Osmanlı Devleti’nin yıkılışındaki gibi yabancı devletlerce karışıldığı gibi iddia ve söylemlerden oluşmaktadır.

Ulusalcıların, laiklik kadar hassas oldukları ve karşı durdukları ve şikayetçi oldukları olgulardan biri de küreselleşmedir.

Ulusalcılar; ekonomik alanda liberal politikalar ve serbest piyasa ekonomisinin yerine, Atatürk’ün de devletçi olduğu iddiasıyla devletçi ekonomiyi savunmaktadırlar ve devlet teşebbüslerinin özelleştirilmesine kesinlikle karşıdırlar.

Milliyetçilerden farklı olarak ekseriyeti eski Marksist, enternasyonalist kimselerden oluşan ulusalcılar kendilerini anti-emperyalist olarak tanımlamaktadırlar.

ulusalcılık

Ulusalcılık ise sol-enternasyonalizm ile ulus-devlet realitesi arasında bağ kurmak üzere yola çıkmıştır. Ulusalcılara göre henüz kapitalizmi gerçekleştirememiş tarım toplumlarında sosyalizm ancak öncü bir grup eliyle gerçekleşebilir. Emperyalizme karşı başkaldırıya öncülük eden bu grup, ulusal bağımsızlık adına ulusçuluğa soyunmakta ve ortaya her ulusun kendi kaderini tayin ettiği bir evrensel ulusçuluk çıkmaktadır. Türkiye’de ulusalcılığın neredeyse tek dayanağının “Kurtuluş Savaşı Mitosu” olması ve “Kuvva-yı Milliye”nin sıfat olarak benimsenmesi bu yüzdendir.

Esasında ulusalcılığın anti emperyalist, devletçi söyleminin altında otoriteryen bir zihin yapısı yatmakta ve anti-demokratik bir tutumla bütünleşmektedir.

Ulusalcı gruplar militarizmle işbirliği yapmak için Atatürkçülüğü ve laikliği ön plana çıkarmak suretiyle, ordunun ilerici ve devrimci olduğu ortak görüşünden hareketle ordu üzerinden siyaset yapma yolunu seçmişlerdir.

Bunlar halk desteğiyle iktidara gelme umudu olmayan ve geleceklerini askeri bir darbeye bağlayan gruplardır. Açık ya da kapalı biçimde darbe kışkırtıcılığı yapmaktadırlar. Bu amaçla da ordunun duyarlı olduğu laikliği, Ermeni, terör ve Kıbrıs sorunlarını araç olarak kullanmaktadırlar. AB’ye üye olmakla Kıbrıs’ın elden gideceği, Ermeni soykırımının tanınacağı, Kürtlerin ülkeyi böleceği temalarını işleyerek militarizmle işbirliğini sağlayacak kışkırtmalar yapıyor ve ülkenin demokratikleşmesini engellemeye çalışıyorlar.

“Kızıl elma ittifakını” oluşturan gruplar, subay kadrosunun Atatürkçü, ulusalcı, bağımsızlık yanlısı, laik bir formasyon aldığını ve bu değerlere sahip çıkmak suretiyle orduyu ABD karşıtı anti-emperyalist mücadeleye kazanıp iktidara gelmenin mümkün olduğunu düşünmektedirler.

Ulusalcılık – Milliyetçilik Farkı
Ulusalcılık, milliyetçilik gibi kapsamlı bir hareket değildir. Bu iki akımın arasındaki fark sadece ideolojik bir fark değildir. Bunu genişletmek lazımdır. Bu bir dünya görüşü ve medeniyet anlayışı farkıdır.

Milliyetçiliğin medeniyet anlayışı, Selçuklu-Osmanlı gibi özgün bir sentezdir. Sadece biz Türkler için değil, bu coğrafyada yaşayan bütün milletler için, bugün farklı devlet ve milletler olan bütün halklar için… Bu medeniyetin bütün mirası Türk milliyetçilerinin sahip olduğu bir mirastır. Türk Milliyetçileri bu senteze sahip çıkarlar. Türk Milliyetçileri bu sentezden bir millî devlet çıkardıklarının farkındadırlar.

Oysa ulusalcılar Osmanlı’dan, Selçuklu’dan çok kendilerini Hititlere, Friglere yakın hissetmektedirler. Onlar bu sentezi reddederek esasen sahip olduğumuz medeniyetin sahip olduğu birikimi reddederler. Bu önemli bir ayrımdır.

Milliyetçilik toplumu ana eksenine almaktadır, ulusalcılar ise devleti merkeze almaktadırlar.

Önemli başka bir nokta, devletçilikle milliyetçilik birbirinden çok farklıdır. Ulusalcı yaklaşım aslında bürokratik elitin, tabiri caizse imparatorluk geleneği içerisinde Tanzimat’tan sonra neredeyse devletin tek sahibi konumuna gelmiş, nispeten bir bağımsızlığı olan bürokratik elitin ideolojisidir. Onların, Batılılaşmanın 1930-40’lı yıllardan sonraki tırnak içinde resmî ideolojisidir. 60’lı yıllardan sonra siyasal harekete dönüşen Türk Milliyetçiliğinin ise dayandığı taban tüm Türk Milleti’ni kapsamaktadır. En büyük fark da burada ortaya çıkmaktadır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz