Son Dakika
16 Temmuz 2019 Salı

Hocalı Katliamı – Sözün Bittiği Yer

26 Şubat 2014 Çarşamba, 03:42

Dr.Halit Gökalp Küçük

Yıl 1992, Şubat ayının 25.cı gecesi  herkes uykuda, Azerbaycan uyuyor, Türkiye uyuyor, İslam dünyası uyuyor.

Ama su uyur düşman uyumaz misali, o gece Ermeniler ayakta ve herkesin uyuduğu vakitte son yılların en büyük katliamını planlıyorlar.

Bu öyle bir plan ki sabah olacak ve güneş Azerbaycan halkının üstüne eskisinden farklı doğacaktır.

Ve o gece ;

Dünyanın bir yerinde, bir kentte halk uykudadır. Sadece analar o gece uyuyamamıştır çünkü bebekler o gece ağlamaktadırlar, anaları ellerinden geleni yaparlar ama bebeklerini susturamazlar , o gece çok huzursuzdurlar.

Sanki bir şey var analar hisseder bunu sanki bebelerinin başlarına çok kötü şeyler gelecektir. Bebelerine öyle bir sarılırlar ki  bir daha sarılamayacaklarmış gibi.

Birden kentte çığlıklar yükselmeye başlar silah sesleri gelir yakınlardan. Seslere uyananlar  anlamıştır, kent saldırıya uğramıştır ve evlerinde  olmaları onları koruyamayacaktır. Kendilerini savunmak isterler ama silahları yoktur.

Ölümden de korkmamaktadırlar ama çocukları bebeleri gelir akıllarına onlar yaşamalıdır. Analar, babalar, nineler ve dedeler sadece çocukları yanlarında evlerinden çıkıp kaçmaya çalışırlar, yaşamak için soydaşlarının yanına ulaşmaları gerekir Bakü’ye doğru yönelirler. Arkalarında çığlık seslerini bırakarak koşarlar, koşarlar, koşarlar …

Dünyanın bir yerinden derin derin sesler yükselir, bu sesler yaşamak için kaçışın nefes sesleridir.

Saklanacak bir yer yoktur.

Seslenseler, uzaktan soydaşları onları duyar mı? Kurtarmaya yetişebilirler mi?

Ama vakit yoktur  kaçmak gerekir . Toprağın üzerinde güçsüz adımlar basılan yeri delercesine koşar durur, bedenler o soğuk havayı delercesine koşar  çocuklar kucaklarda sırtlardadır, çocukların gözleri sıkı sıkı kapalı, büyüklerin dillerinde “ay Allah ay Allah sen bizlere  kömek eyle’” sesleri.

Yaşlılar geride kalmaya başlar, yaşlılar derki çocukları kurtarın kaçın, sesler duyular arkalarından ölüme susamış sesler insan sesleri değil bunlar katliam arzusunun sesleri adeta şeytanın sesleri bunlar .

Bu onlara yetişme arzusu nedir katliam arzusu mu yoksa soykırım arzusu mu  ve yetişirler mahsumlara, ardından bir çığlık, hemen ardından bir çığlık daha onlarca çığlık yüzlerce çığlık ama kimse duymaz bu sesleri, derken bedenler toprağa düşmeye başlar birer birer, öyle bir düşüştür ki bu bir çınarın yıkılışı gibi, üzerine düştükleri  toprak topraklığından utanır.

Bedenleri tutmak için etraftaki çiçekler onlara uzanır. Minik yavrusunu korumak için ana üzerine kapanır.  Bundan sonrası öyle bir andır ki dünya dünyalığından, gece geceliğinden, zaman zamanlığından utanır.

Tecavüzler başlar, karınlardan doğmamış bebekler çıkarılır, kafa derileri yüzülür, vücutlara bıçaklar sokulur, başlar taşlarla ezilir. Şehit olmuş bedenlerin üzerine bile onlarca kurşun sıkılır.

Aman Allah’ım bu nasıl bir katliam, bunu yapan bir insan mı?

hocalı-soykırımı

Yüzlerce beden uzanır toprak üzerinde, artık hareket eden beden kalmamıştır, katliamı işleyenler ben bu kadar öldürdüm ben bu kadar katlettim, ben daha güzel katlettim hesabı yaparak gülerek uzaklaşırlar oradan, zaman durur gece durur rüzgar durur mateme bürünür etraf .

Bir koku kaplar etrafı bu cennet kokusu olmalı, şehitlere cennet kapısı açılmıştır.

Gökte ay kan kırmızıdır çünkü yaşananlara şahittir.

Bir kaç saat geçer sessizlik içinde aradan ve vakit gelmiştir.  Güneş doğacaktır doğmalıdır gün aydınlandığında bu cansız bedenler dün gece yaşananları dünyaya haykırmalı  anlatmalıdır.  Güneş doğar ama kan kırmızı aynı ay gibi. Bu geceden sonra yaşananlara tanık olan zaman,  Azerbaycan Türklüğü için farklı işleyecek. Yüreklerde sızı ve nefret olacak ve hiç bir zaman unutulmayacaktır.

1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan o gece, Ermeni kuvvetleri bölgedeki Rus 366. Alayın’da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı köyünde sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan Azeri resmî rakamlarına göre 613 kişiyi katletmişlerdir. Katledilenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’ten fazlası ise yaşlıydı. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur.

Bu insanlık suçu 20. yüzyılın sonunda Ermenistan tarafından işlendi hem de tüm dünyanın gözü önünde. Hocalı katliamının 22.yılında Karabağ hala işgal altında ve yaşananların kamera kayıtlarının olmasına rağmen dünya hala sessizlik içinde.

Katliamın sorumluları yargı önüne çıkarılmadı. Katliamın siyasi sorumluları ise kendi vicdanları ile hesaplaşmak yerine Avrupa ve Amerika’da parlamentolarda Türklerin soykırım yaptığına yönelik kararlar çıkarmaya çalışıyorlar. Hocalı’da katledilenlerin çığlıkları hala yankılanıyor ve kendine insanım diyenlerin vicdanları hala sızlamıyor.

Ve bir gün bekle bizi Karabağ, geleceğiz göreceğiz toprağını yüzümüze süreceğiz. Mukaddes toprağın üzerinde namaz kılacağız. Hilalli, üç renkli Azerbaycan bayrağını toprağına dikeceğiz. Ağlama şehit düşmüş bebek, ağlama toprağından uzak olan ana, bekle bizi bahtı kara Karabağ, Allah’ın izniyle seven sevdiğine kavuşur. Bekle bizi bekle bizi Karabağ…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

sakarya escort sakarya escort sakarya escort istanbul escort