Son Dakika
26 Eylül 2017 Salı

Hesaplaşma ve Muhasebe Zamanı

31 Ocak 2014 Cuma, 00:09

Alperen BURAK 

alperenburak67@hotmail.com

Yusufiyeli Cengiz Akyıldız’ın kahpe bir kurşunla şahadete kanatlandığı günün gecesinde, sözde muhafazakâr haber sitelerinde yer alan yorumları okuduğumda ilk aklıma gelen söz şu oldu: Hayvandan da aşağı bunlar!!!

Bazı sözcükler vardır ya hani, kullanırsınız ama o konuyu tam olarak ifade edip etmediğinden emin değilsinizdir. “Hayvandan da aşağı” kelimesi , benim için de öyleydi. Ta ki Cengiz Ağabey’in vurulduğu saldırı haberindeki o yorumları okuyunca kadar. O yorumları okuduğumda “işte” dedim “Hayvandan da aşağı olmak” bu. Bir Müslümanın üstelik inandığı kutlu dava için hapis yatmış bir din kardeşinin ölümünü hangi Müslüman “oy avcılığı” olarak değerlendirebilir ki?

Bir Ülkücünün kurşunlanmasını “ses getirmek için kendileri yapmıştır”, “kandan ve şiddetten besleniyorlar” “bunlar oylarını artırmak için yapılan şeyler” gibi alçak söylemlerle ifade edenler, akıldan, ahlaktan ve insanlıktan nasipsizdirler.

Vurulan bir ülkücüdür. Ülkücü Hareketin banisi Alparslan Türkeş der ki; “Sandıktan bize tek bir oy bile çıkmasa, İslam’dan, İnsaniyetçilikten, Türkçülükten asla vazgeçmeyiz. Biz politikacı değil, bir davanın takipçileriyiz.”

İsminden önce Yusufiyeli olmanın onurunu söyleyen ve bu kutlu davanın takipçisi olduğu için ceza evinde yatan, hayattan alacaklarını ukbaya erteleyen bir kahramanın şahadetine böyle sığ ve şahsiyetten uzak bakmak ancak sefillere mahsustur.

Milliyetçi Ülkücü Camiaya dair her haberi, her olayı günlük basit siyasi hesaplarla yorumlayan, İslam’ı şekilden ibaret sanan, imanı tam olarak kavrayamamış, özü bozuk sefillerin, kutlu bir davanın takipçilerini anlaması beklenemez. Beklenemez lakin edepten ve insanlıktan uzak yorumlar da midemizi bulandırmaya yetiyor.

Sağımızdaymış gibi durup arkamızdan vuran bu aşağılık güruhuyla kavgamız bakidir.

Bizim hiç mi kusurumuz yok?

Medya’nın duyarsızlığı, el dilinden gelen yorumların acımasızlığı ve canımızı verecek kadar sevdiğimiz milletimizin vefasızlığı üzdü bizi… Üzdü ama dönüp kendi içimizi de sorgulamamız gerekmiyor mu? Vefasızlığımızı, kayıtsızlığımızı, vurdumduymazlığımızı…

Medyanın kayıtsızlığını eleştiriyoruz da, 5 bin yıllık mazinin davacısı ve Türk-İslam Ülküsü gibi büyük bir fikrin takipçisi olarak biz kendi medya gücümüzü ve kültür-sanat-edebiyat adına kurumsallaşmamızı neden ortaya koyamadık? Eksik olan neydi?
Oysa yenişmiş akademisyen, kalem erbabı, fikir işçisi, gönüldaşlık hukukuyla bağlı yüz binler…
“Ama gazetelerimiz, dergilerimiz, bir televizyon kanalımız, internet sitelerimizi var” mı dediniz?
En fazla satılanı 50 bini geçemeyen gazete, abonesi bin taneyi bulmayan dergiler, günde iki üç bin kişiye hitap eden internet siteleri…. Ya da Büyükçekmece Adliye Binası önünde polisin orantısız gücüne, orantısız sevda ile “Tekbirle” cevap veren gönül erlerini yayınlamayan televizyon için medya gücü demek mümkün mü?
Eksiğimiz bu: Kurumsallaşamamak!

Cengiz Ağabey vurulmasa kaç kişinin haber olacaktı O Yusuf yüzlü yiğitten? Neler yaşadığını, hayat mücadelesini, çektiklerini kim bilecekti? Ya da şu an Cengiz ağabey gibi, ülkesi, milleti ve inandıkları için hayatının baharını cezaevlerinde geçirmiş ve güzel hatıralardan başka dünyalık malı olmayan yiğitler için ne yapmaktayız?
Birkaç gönül eri, bir iki vefa timsali hariç, teşkilatlı bir yapı ile davanın çilesini çekmiş ve bugün zor şartlarda yaşam mücadelesi veren o erler için yapılmış bir vefa çalışması var mıdır? Varsa eğer vefa adına neler yapılmaktadır?

Gelin! Cengiz Ağabeyin Şahadeti hepimiz için bir silkinme vesilesi olsun ve vefamızı kurumsallaştıralım. Bunu başardığımızda her şey çok daha güzel olacaktır.

Umutsuz muyum?

Asla umutsuz değim ve hiç olmadım. Lakin yukarıdaki soruları sormadan da edemiyorum. Elbette bugün üniversitelerde bir yandan eğitimlerini sürdüren biryandan da Büyük Türk Milletine duyduğu sevgi ile bölücü faaliyetlerle mücadele eden yiğit kardeşlerim….
Hayatlarını ülkü yoluna adamış, geçim derdi içerisinde Türk Milliyetçiliği fikrine katkı sağlamak için uğraşan kandaşlarım…
Ve davası için bin bir çileye göğüs germiş, bugün 30 yıl öncesinde ki gibi aynı heyecanla teşkilatlarla hemhal olan can ağabeylerim, umudumu artıyor.

Türkiye’nin dört bir yanında Cengiz Ağabey için gıyabi cenaze namazı kılan, uzak illerden hatta yurt dışından gelerek İstanbul’da cenazeye katılan, acıyı yüreğinin derinlerinde hisseden dava erlerine şükranlarımı sunuyorum. Allah hepsinden razı olsun.

Ama geç kalıyoruz geç…

Geçmişi hatırlayalım gelecek bizimdir!

Selam ile

cengiz-akyıldız

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz