Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi

Türkiye’nin Toplam Zararı 157,5 Milyar Lira

24 Eylül 2013 Salı, 17:21

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “FED’in kararının ardından mayısta, Türkiye’nin toplam zararı 157,5 milyar lira oldu.” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD Merkez Bankasının (Fed) mayısta  tahvil alımlarını azaltabileceği yönündeki açıklamasının Türkiye ekonomisine toplam zararının 157,5 milyar lirayı bulduğunu söyledi.

 Kılıçdaroğlu, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Genel Merkezi’nde gazetecilerle bir araya gelerek, ekonomiye ve güncel konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bugünkü ekonomik koşulların, bir ülkenin tek başına kararlar alarak, ekonomiyi yönetebileceği ve bütün süreçlere hakim olabileceği bir ortam olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, ABD Merkez Bankasının aldığı bir kararın tüm dünyayı etkilediğini ifade etti. Bu karardan en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Fed’in kararının ardından Mayıs 2013- 20 Eylül 2013 tarihleri arasında, döviz açık pozisyonu nedeniyle kur farkından ve borsaya kota edilen şirketlerin değerindeki erimeden kaynaklanan Türkiye’nin toplam zararının 157,5 milyar lira olduğunu söyledi. 

Saygın ekonomi çevrelerince, Türkiye ekonomisinin en kırılgan ülke ekonomi olarak değerlendirildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarının 11 yıl boyunca ekonomiyi, bir politika oluşturmadan sıcak parayla yönetttiğini savundu. Kılıçdaroğlu, “Hep böyle olacağını düşündüler ve bir ekonomi politikası oluşturmadan kendilerini küresel gelişmelerin etkisine terk ettiler. Buna ekonomi politikası denmez, teslimiyet politikası denir. Halkı kandıran bir ekonomi yönetimi var. Bu politikayla Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girmesi mümkün değil, kendimizi kandırmayalım” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin, dünya sanayi üretim liginde 1990’da 13. sırada, 2000’de 15. sırada iken, bugün ilk 20 içerisinde yer almadığını anlattı. 2002 yılında her 100 dolarlık imalat için 27 dolar ithalat yapılırken, bu rakamın 2007 yılında 39 dolara, 2011’de ise 43 dolara yükseldiğini kaydeden Kılıçdaroğlu,  Türkiye’nin üretimi ithalata bağlı bir ekonomi haline geldiğini ifade etti.

“Katma değerli ürün ihracatının artması lazım”

İhracatta artış olduğunu, daha artmasını istediklerini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti
:

“Eğer siz, orta gelir tuzağından çıkıp ilk 10 ekonomi arasına girecekseniz, katma değerli ürün ihracatının daha fazla olması lazım. Katma değerli ürünlerin ihracatının tüm ihracat içindeki payı 2002’de yüzde 6,2 iken, 2011’de 4 puanlık düşüşle yüzde 2,8’e gerilemiş. Peki üretimde bu süreci nasıl götürdük, tek yanıtı var; borçlanarak. Türkiye’nin son 11 yılda bir borçlanma hikayesi var, dramatik bir tablodur, geleceği satma tablosudur, 11 yılın ekonomi hikayesi budur. AKP’den önce bütün hükümetlerin borçlandığı miktar 130 milyar dolar, sadece AKP hükümetleri döneminde borçlanılan miktar 350 milyar dolar. Toplam döviz yükümlülüğüne baktık, 2002’de 148 milyar dolar, 2013 temmuz itibarıyla bu rakan 638 milyar dolara çıkmış. Reel sektör şirketlerinin döviz yükümlülüğü 2002’de 31,6 milyar dolar, 2013’te 251 milyar dolara çıkmış. Reel sektörün içinde bulunduğu tablo bu
.”

Vatandaşların banka tüketici kredi borçlarının da son 11 yılda büyük miktarda arttığına işaret eden Kılıçdaroğlu, 2002’de toplam 2,2 milyar dolar olan vatandaşların tüketici kredi borçlarının 2013 itibarıyla 229 milyar dolara yükseldiğini belirtti. Kredi kartı borçlarında da benzer bir durumun yaşandığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, söz konusu dönemde kredi kartı borç tutarının da 4,3 milyar liradan 79 milyar liraya çıktığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, IMF’nin verilerine göre, Türkiye’de her 1000 yetişkinden 875’inin bankalara borcu olduğunu ve bu konuda Singapur’dan sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi. 

AK Parti iktidarlarından önce Türkiye’nin büyüme ortalamasının yüzde 5,1 olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, AK Parti döneminde bu rakamın yüzde 5 olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, “Bir büyüme, olağanüstü bir gelişme masalıyla toplum uyutuldu” dedi.

“Yaratılan değer hakça bölüşülmüyor”

Japonya’nın milli gelirinin Türkiye’nin milli gelirinin 7,5 katı düzeyinde olmasına karşın, Japonya’da 22, Türkiye’de ise 43 dolar milyarderi bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bu durumun Türkiye’de yaratılan değerin hakça bölüşülmediğinin kanıtı olduğunu ifade etti.

Bütün ekonomi çevrelerinin Türkiye ekonomisini endişeyle izlediğini savunan Kılıçdaroğlu, Merkez Bankasının bağımsızlığını yitirmiş durumda olduğunu ve dünyadaki saygınlığının azaldığını öne sürdü.

Bir gazetecinin iktidara gelmeleri halinde, Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesi için nasıl bir ekonomi politikası izleyeceklerini sorması üzerine Kılıçdaroğlu, öncelikle Merkez Bankasının bağımsızlığının kesinlikle korunacağını ve tüm dünyaya bu konuda güvence verileceğini söyledi. Ekonomi yönetimini çok başlılıktan kurtaracaklarını anlatan Kılıçdaroğlu, devletin bütün gelirinin Gelir Bakanlığı adında bir bakanlık tarafından toplanacağını kaydetti. Tüm düzenleme ve denetim kuruluşlarının bağımsızlığına önem vereceklerni belirten Kılıçdaroğlu, bunları gerçekleştirirken ekonomi çevrelerinin görüşlerini de alacaklarını, katma değeri yüksek ürünlere yönelik yeni bir seçici teşvik politikası oluşturacaklarını ifade etti.

“Bilişim toplumuna dönüşmek gerekiyor”

Türkiye’nin bilişim toplumuna dönüşmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, bunun yolunun üniversitelerin özerk olmasından geçtiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, üniversite-sanayi işbirliğine önem vereceklerine işaret ederek, bu konuda çok özel teşvikler getireceklerini söyledi. Her yıl 5 bin üniversite mezununu yurt dışına doktoraya göndereceklerini anlatan Kılıçdaroğlu, iç tasarrufları artıracak modeller geliştireceklerini, yeni bir vergi politikası oluşturacaklarını, asgari ücretteki vergi yükünü yüzde 1’e indireceklerini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, meslek liselerine özendireceklerini belirterek, ara eleman ihtiyacını karşılamak için bütün organize sanayi bölgerinde (OSB) yatılı meslek liseleri kuracaklarını ve bu liselerin yönetimini OSB yönetimine bağlayacaklarını bildirdi.

Üretimle kakınmak için hangi alanlara öncelik verilmesi gerektiğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin mukayeseli üstünlüklerine bakıldığında 3 alanın ön palana çıktığını söyledi. Türkiye’nin genç bir nüfusa sahip olmasının önemli bir avantaj olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, tarımın ve coğrafi konumunun sağladığı avantajla lojistik alana ağırlık verilmesi gerektiğini kaydetti.

– Ankara

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz