Son Dakika
16 Aralık 2017 Cumartesi

Ermenistan’dan Yaşar Kemal’e Ödül !

04 Eylül 2013 Çarşamba, 14:25

Yazar Yaşar Kemal’e, Ermenistan Kültür Bakanlığı tarafından “Krikor Naregatsi” nişanı verildi.

Törende konuşan Yaşar Kemal, “Bu topraklar aynı zamanda çok büyük acıların, kıyımların toprağı olmuştur. Yaşanmış çok büyük acılar, yitirilmiş çok büyük değerler var ama insanlığın bütün kirlerinden arınması çabası da var. Çabaların en kutsalı da düşmanlıklara karşı koymak, barışta direnmektir” dedi.

YAŞAR KEMAL’E ERMENİCE BASILAN İNCE MEMED KİTABI HEDİYE EDİLDİ

“Krikor Naregatsi” nişanını sunmak üzere Türkiye’ye gelen heyette Ermenistan Kültür Bakanı temsilcisi Seyranuhi Geghamyan, Ermenistan milletvekili Aragats Akhoyan ile Batı Ermenileri Konseyi temsilcileri Vahan Melikian ve Sevag Ardzruni yer aldılar. Heyet, bu sabah yazarı, Vaniköy’deki evinde ziyaret ederek “Krikor Naregatsi” nişanını takdim etti. Nişan, Yaşar Kemal’e “Ermeni kültürel mirasına gösterdiği saygı ve cesaretinin yanı sıra, adalet, özgürlük ve insan onuruyla ilgili evrensel değerlere olan bağlılığı” gerekçesiyle verildi. Heyet, Yaşar Kemal’e ayrıca 1975 yılında Ermenice basılan “İnce Memed” adlı romanı ile çeşitli hediyeler verdi.

HALKIMIZIN TAKDİR DUYGULARINI İLETMEYE GELDİK

Ermenistan Kültür Bakanlığı temsilcisi Seyranuhi Geghamyan, törende yaptığı konuşmada, “Benim halkım, insani bir bakış açısıyla ve yüzyılların getirdiği birikimle, yeni nesillere hiçbir olumlu adımın karşılıksız bırakılmaması gerektiğini öğretti. Bugün, ben ve arkadaşlarım bunun için buradayız. Ermeni mimarisinin başlıca örneklerinden biri olan Ahtamar’daki (Akdamar) Surp Haç Ermeni Kilisesi’nin yıkımına karşı çıkarak bireysel yüreklilik gösteren birine halkımızın takdir duygularını iletmeye geldik” dedi. Geghamyan, İnce Memed’in Ermenice’de de yayınlandığını belirtti ve “O benim kuşağımın da kahramanı” dedi.

HALKLARIMIZIN YENİDEN DİYALOG KURMASINDA ÇOK KARARLIYIZ

Törende söz alan Ermenistan milletvekili Aragats Akhoyan da “Ben de Van’lıyım. 1951’de yaptığınız hepimizi çok etkiledi. Hep sizinle tanışmak isterdim. Bugün sizi halkım adına selamlıyorum, teşekkür ediyorum. Halklarımızın yeniden diyalog kurmasında çok kararlıyız. Bu yolda birlikte ilerleyebileceğimize inanıyorum” dedi.

Törende konuşan Yaşar Kemal ise, “Binlerce yıllık zengin bir kültür toprağı olan Anadolu, Urartuların, Greklerin, İyonyalıların, Asurluların, Hititlerin, Frigyalıların, pek çok büyük uygarlığın toprağıdır.. Bunların biri de Ermeni uygarlığı. Mimariden müziğe, zanaatten bilime her alanda bu topraklarda önemli izler, büyük isimler bırakan bir kültür” diyerek başladı. Yaşar Kemal sözlerine şöyle devam etti
:

“Bu topraklar aynı zamanda çok büyük acıların, kıyımların toprağı olmuştur. Aleviler, Yezidiler, Süryaniler, Türkmenler, Kürtler ve Ermeniler. Savaş ve kıyımlar her zaman halkların dışında yönetici sınıfların ve tabakaların faydaları uğruna olur. Yaşanmış çok büyük acılar, yitirilmiş çok büyük değerler var ama insanlığın bütün kirlerinden arınması çabası da var. Çabaların en kutsalı da düşmanlıklara karşı koymak, barışta direnmektir. Beni Krikor Naregatsi nişanı ile onurlandırdınız. Şairliği kutsal kişiliği kadar önemli olan, şiirleri bin yıldır yaşayan Narekli Krikor benim hemşerim de. Bin yıl öteden sevgi diliyle seslenen Aziz Krikor Naregatsi adına bir dostluk köprüsü kuran Ermenistan Kültür Bakanlığına teşekkür ederim
.”

ÇİÇEKLERİN, RENKLERİN, KOKULARIN HAR VURULUP HARMAN SAVRULMASINA İZİN VERMEYELİM

Bugün dünya ve özellikle de bölgemizin yoğun bir kavga içinde olduğuna dikkat çeken Yaşar Kemal, “İnanıyorum ki ortak dileğimiz düşmanlıkların dostluğa, öfkenin sevgiye dönüştüğü bir dünyadır. Her zaman söylerim, dünya birbirini besleyen bin çiçekli, bin renkli bir kültür bahçesidir. Kültürler, silahlı emperyalizme kadar birbirlerini silmeye uğraşmamışlar, birbirlerini beslemişlerdir. Bundan sonra da çiçeklerin, renklerin, kokuların har vurulup harman savrulmasına izin vermeyelim. Dostlukta ve barışta birlikte direnelim” dedi.

Törene, Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban, Ara Güler, Zülfü Livaneli, Mıgırdiç Margosyan, Ahmet Güneştekin, Osman Kavala ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdürü Tülay Güngen katıldılar.

Öte yandan Yaşar Kemal’in yeni romanı “Yeni Kanatlı Bir Kuş” önümüzdeki hafta piyasaya çıkıyor.

KRİKOR NAREGATSİ NİŞANI

Ermenistan Kültür Bakanlığı’nın sunduğu nişan, adını 951-1003 yılları arasında yaşamış ve aziz ilan edilmiş keşiş, şair ve filozof Grigor’dan (Krikor) alıyor. Aziz Grigor, hayatının büyük kısmını Van’da, Ahdamar adası yakınında, bugünkü adı Yemişlik olan Narek’teki manastırda geçirmiş. Aziz Grigor’un verdiği çok sayıda eser, Ermeni edebi dilinin gelişmesine büyük katkıda bulunmuş. Ancak, Narek manastırının talihi, Yaşar Kemal’in uyarıları sayesinde son anda kurtarılan Ahdamar’daki benzeri gibi olamamış, 1951’de bu manastır yıktırılmıştı. 2012 yılından bu yana sunulan ödül, Yaşar Kemal’den önce yazar, şair Krikor Bledian’a, filolog ve tarihçi Jean Pierre Mahe’ye ve kültürlerarası diyalogun geliştirilmesi ve kültürel mirasın korunması için çalışan Romualdo Del Bianco’ya verilmiş.

TY (MK)

…//KUTU//

YAŞAR KEMAL’İN KALEMİNDEN AKDAMAR ÖYKÜSÜ

Yaşar Kemal kendini anlatıyor,

Diyarbakır ovasında topraksız kalmış, göçebe olmuş aileler ovayı doldurmuşlar, nerelere gideceklerini bilemiyorlardı. Onları da yazdım. Yayan yapıldak birçok köy dolaştıktan sonra Diyarbakır’da işim bitti, oradan Van’a geçtim. Tuğdan vapura bindim Vana gidiyordum. Gönderdiğim röportajlar gazetede yayımlandı mı, ya da yayımlanmadı mı bilemiyordum. Geminin güvertesinde bir subay oturuyordu, yakasında da yılan vardı. Anladım ki doktor. Doktorun yanında da bir tomar Cumhuriyet, belki yirmi tane. Gazeteyi açmış okuyordu ki, adımı gördüm. Bendeki sevinci tahmin edin bakalım. Hemen doktorun yanına koştum, heyecanla, “gazetenize bakabilir miyim yüzbaşım?” diye sordum. Yüzbaşı heyecanıma şaşırdı. İşi anlattım. “Siz Yaşar Kemalsiniz değil mi” dedi. “Evet,” dedim, gazetelere saldırdım. Gönderdiğim tüm röportajlar “Anadolu Notları” başlığı altında çıkmıştı. Hepsini okudum.

Yüzbaşı okumuş, kültürlü bir insandı. Benim heyecanıma şaşkınlıkla bakıyordu. Yüzbaşıya heyecanımın sebebini anlatmak zorunda kaldım. Eğer röportajlarım yayınlanmasaydı, Ercişteki akrabalarımın yanına gidecek, orada arzuhalcilik yapacak, Cumhuriyete borcumu ödeyecektim. Bir de gazeteciliğe ilk adımımı atmıştım. Sanırım bu işi artık tutturacaktım.

Yüzbaşı, “şu talihe bakın,” dedi, “iyi ki sizinle karşılaştık. Burada Akdamar Adasında Ermenilerden kalma bir kilise var. Bir yapı başeseri. Bugünlerde bunu yıkıyorlar. Yarın sizi oraya götüreceğim. Bu kilise bu toprakların eseri, isterse Ermeniler yapmış olsun. İnsanlığın malı, kim yaparsa yapsın. Bana ve ülkemize yardım edebilir misiniz
?”

“Çok yeni bir gazeteciyim, elimden ne gelir ki
…”

Bir de çekiniyorum. Böyle işlere karışırsam geçmişim ortaya çıkar, başladığım işten, daha başlamadan olurum, diye.

Bir ikindi üstü Van iskelesinde gemiden indik, yüzbaşı Dr. Operatör Cavit Bey beni Vanın tek oteline götürdü. Yarın buluşmak üzere ayrıldık. Yüzbaşı sabahleyin erkenden geldi beni almağa. Akdamar Adasına gidecektik. Bizim o zamanki Van muhabirimiz İlyas Kitapçıydı. Altmış yaşlarında olgun, güzel düşünceli bir kişiydi. Yüzbaşıyla önce onu görmeye gittik, o, kilise üstüne daha kötü şeyler anlattı, elinden geleni de gelmeyeni de yapmış, bir türlü yıkımın önüne geçemiyormuş. Vali de çok iyi, şair bir kişiymiş ya emir almış, hiçbir şey yapamıyormuş.

İlyas Bey, bana, “Nadir Nadiye telefon edelim, bizi anlar, durdursa durdursa bunu Nadir Bey durdurabilir,” diye bir düşünce attı ortaya. “Nadir Beye telefon edip, sorunu ona anlatalım
.”

“Olur,” dedim ben.

Doktorla Akdamar Adasına doğru yola çıktık. Van gölü de büyülü bir suydu. Andan ana rengi değişiyordu. Küçük bir kayıkla adaya çıktık. Kiliseye daha sıra gelmemişti ya, kilisenin yakınındaki küçücük şapeli hemen hemen yıkmışlardı.

Yüzbaşı
:

“Ben gelinceye kadar, bu kiliseye bir kazma bile vurmayacaksınız. Ben Valiye gidiyorum,” diye buyurdu.

İşçiler hazır ola durdular. İşçilerin başı, “baş üstüne komutanım,” dedi. Vana geldik. Cumhuriyete telefonu açtık. O gün akşama kadar bekledik, telefon açılmadı. Ertesi gün gene erkenden gazeteye telefonu açtık. Birkaç saat sonra Nadir Bey karşımdaydı. Olayı yüzbaşıdan öğrendiğim kadarıyla anlattım.

Nadir Bey
:

“Üzülmeyin,” dedi. “Avni Bey bu işi halleder. Onu iyi tanıyorum, uygar bir kişidir.” Avni Başman o yıl Milli Eğitim Bakanıydı.

İki gün sonra İlyas Kitapçı, yüzbaşı Dr. Operatör Cavit Beyle otelime geldiler. Sevinç içindeydiler. Avni Başman Valiye yıkımı durdurmaları için telgraf çekmiş. Akdamar kilisesinin kurtuluş günü 25 Haziran 1951 günüdür. – İstanbul

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz