Son Dakika
17 Aralık 2017 Pazar

Dava Adamı…Arslan Alptekin

02 Eylül 2013 Pazartesi, 23:52

Onur Kutlu Öztürk

Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesinde çelikleşen İsa Yusuf Alptekin’in altı çocuğundan birisiydi…

İsa Yusuf Alptekin vazifesi icabı pek çok ülkede bulunmuş ve çocukları da farklı şehirlerde dünyaya gelmişti. İşte ailenin üçüncü çocuğu olan Arslan Alptekin 18 Mart 1941 yılında çinin o günkü başkenti Chungking’de doğmuştu.

Yıl, 1949…

Doğu Türkistan kızıl çin’in işgaline uğrar… Bunun üzerine liderlerin katılımıyla yapılan toplantılarda İsa Yusuf Alptekin Mehmet Emin Buğra önderliğinde Doğu Türkistan’ı ve davasını dünyaya duyurmak için Vatandan Hindistan’a göç kararı alınmıştır.

Bu kafile ve yolculuk için; Ülkeden kaçtılar diyecekler de vardı yarı yolda bırakıp dönecekler de… Lakin aksakallılar dediler ki; “Kalıp ölmek mi yararlı çıkıp haykırmak mı?” Ölseler kim bilecekti işgali kıyımları ata toprağını? “Kalmak mı tehlikeliydi dağları aşmak mı? Dediler ki; Çöl sıcağından yakıcıdır işgal, ve davadan yüce değildir Dağlar… Böylece “Vatan için vatandan ayrılarak” umuda yürüdüler.

Ve zorlu yolculuk 16 Eylül 1949 tarihinde başlar… Yaklaşık 2 ay süren hicret sırasında Arslan Bey henüz 8 yaşındaydı. 6000 metreyi bulan dağları defalarca inip çıkacak, açlığı, soğuğu ve kayıpları yaşayacak olan küçük bir çocuk… O ki oynayıp yemyeşil bozkırlarda koşuşturup hayata gülücükler saçacak bir çocuktu… Fakat yol, ondan sonra gelecek nesillerin ve çocukların özgürlük yoluydu…

O yıllarda var olan imkanlar dahilinde acilen çıkılan yolculukta, erzaklar daha yol yarılanmadan tükenmiş, ilk kayıplar açlık sebebiyle başlamıştı… Buz kaplı dar yollarda uçuruma düşenler, – 40 dereceye varan soğukta donarak ölenler… Özgürlük uğrunda mücadele ederken şehit düşenleri gömecek imkanın bile olmadığı çetin bir yolculuktu bu…

Hindistan yollarında tüm bu kayıplar yaşanırken Arslan Bey ve Yalkın’ın ayak parmakları donar bir süre daha yola bu şekilde devam etmek zorunda kalırlar. 11 Aralık 1949 tarihinde Keşmir’in Ladak kasabasına ulaşırlar ve Kafileden haberdar olan Hindistan Başbakanı Nehru bir yardım uçağı yollar. Hastaneye ulaşan yaralıların pek çoğunun donan uzuvları kesilmek zorunda kalır. Arslan Alptekin’in de sol ayak parmaklarından birkaçı kesilir ancak kız kardeşi Yalkın’ın tedavisi gecikmiştir… Arslan Bey bir acı kayıp daha yaşar…

Hindistan’a varıldığında, baba İsa Yusuf Alptekin diğer kafilelerin ulaşması ve siyasi sığınma talebinin kabulüyle uğraşırken, bir kaç sene aile Keşmir’de kalır. Baskılara dayanamayan Hindistan’ı da terk etmeleri gerekmekteyken İslam ülkelerinden de gerekli desteği alamayan doğu Türkistanlılar Türkiye’ye gelebilmek için Dünya Kiliseler Birliğinden yardım almışlardır. Arslan Bey ve ailesi 1954 senesinde Türkiye’ye yerleşmiştir…

Türkiye’de de küçük bir kesim dışında Doğu Türkistan’ı tanıyan olmadığı için Mehmet Emin Buğra ve baba İsa Yusuf Alptekin gazete, dergi vb. yayınlar çıkarmak, cemiyetler kurmak ve şehir şehir dolaşmak suretiyle davayı anlatmaya çalışırlarken 1964 yılında Arslan Bey de yüksek lisans için İngiltere’ye gitmiştir.

1970 senesinde İsa Yusuf Alptekin’in dünya seyahatleri sırasında babasına refakat eden Arslan Bey 32 devlet başkanı, başbakan, bakan, milletvekili, bürokrat ve basın ile yapılan görüşmelerde babasının tercümanlığını yapmış her türlü hizmetiyle çok yakından ilgilenmiştir…

Dünya seyahatleri dönüşü askerlik görevini yerine getirmiş ve Amerika’ya gitmiş orada bir evlilik yaparak vefat eden ağabeyinin adını verdiği oğlu Murat dünyaya gelmiştir…

1980 lerin sonunda Türkiye’ye dönme kararı alması evliliğinin bitmesine neden olmuş, oğlunu da Amerikada bırakarak ana babasının yanına gelmiştir… Ve yine babasının Türkiye’deki faaliyetleri sırasında refakat etmiş ve onu hiç yalnız bırakmamıştır…

Türkiye’de yaptığı ikinci evliliğinden Arslan Bey’in Rana ve Kürşad İsa adında iki çocuğu daha olmuştur.

Yokluk ve yoksulluk içinde ömrünü Doğu Türkistan’a vakfeden babası ve annesi ile son anlarına kadar ilgilenen Arslan Bey, “Aziz vatan ne olacak? Sevgili millet ne olacak?” diyerek kucağında vefat eden babasının ardından bayrağı devralarak, onu ve davayı yılmadan anlatmıştır.

1993-2000 yılları arasında 140 Doğu Türkistan Türkünün vatandaşlık işlemleri için mücadele etmiş, bu sırada 4 kez kalp ameliyatı geçirmiş pek çok sağlık sorunu yaşamıştır..

1995 yılından sonra bir süre gazetecilik yapmış. Çeşitli dergilerde Doğu Türkistan’ın hürriyet mücadelesiyle ilgili yazılar yazmış, Davayı anlatmak için şehir şehir dolaşmış Televizyon ve radyo programlarına katılıp, konferanslar vererek son nefesine kadar Doğu Türkistan davasına hizmet etmiştir…

O her zaman tıpkı ataları Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin gibi davaya adam yetiştirmekten bilmekten ve bildirmekten bahsederdi. Gençlere bu yönde öğütler verirdi. Ancak yeri geldiğinde dünyanın gözü önünde kıyıma uğrayan sessiz milletine ses de verdi…

Doğu Türkistan Göçmenler Derneği, Doğu Türkistan Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Vakfı, İsa Yusuf Alptekin Vakfı ve Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu gibi teşkilatlarda çeşitli görevlerde bulunmuş 2006 yılında Doğu Türkistan Gençlik ve Kültür Derneği’nin Onursal Başkanı seçilmişti.

En büyük isteği Babası İsa Yusuf Alptekin’i anlatan bir belgesel hazırlamaktı. Bu çalışma için Manisa’da bulunduğu sırada rahatsızlanan Arslan Alptekin tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamış 19 Haziran 2011 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur…

Rahatsızlandığı andan son saatlerine kadar yanında olan can dostu Ömer Kul kendi deyimiyle “yazdığı en zor yazısında” Sayın Arslan Alptekin’den şöyle bahsediyordu: “Hayalleri vardı; Bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyetini görebilmek, sekiz yaşında hicret etmek zorunda kaldığı vatan topraklarına tekrar dönebilmek, muhaceretteki Doğu Türkistanlıların birlik ve beraberlik içerisinde davalarına sahip çıktıklarını görmek, İsa Yusuf Alptekin Vakfını yeniden aktif hale getirmek, Doğu Türkistan davasının mümtaz şahsiyeti rahmetli İsa Yusuf Alptekin’in Topkapı mezarlığındaki kabristanına anıt bir mezar yaptırabilmek … vs vs. ” “Sekiz yaşında Doğu Türkistandan çıkan ve 70 yıllık ömrünü, Allah rızası, ana-baba duası ve vatan davası uğrunda harcayan Arslan Alptekin, bir dava adamı nasıl olmalı sorusunun da en vakur örneği idi. İyi niyetinin çoğu zaman zararını görmüş olsa da o dostu için bütün varlığını heba etmekten zerre tereddüt etmeyen bir kişiliğe sahipti. Babasının vasiyeti olan: “Kutuplarda dahi bir kişi sizden Doğu Türkistan davasını anlatmanızı isterse, iki eliniz kanda bile olsa bu isteği yerine getireceksiniz” emrini son nefesine kadar yerine getirmenin huzur içerinde uçmağa vardı. Hem de kendisine onca kötülük düşünenlere hakkını helal ederek … ” Ruhu şad, Mekanı cennet olsun…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz