Son Dakika
21 Ağustos 2017 Pazartesi

Darbenin Arkasında İsrail Var

İsrail’in tazminat ödemeyi geciktirmesi üzerine ilişkiler yeniden gerildi. Erdoğan, Mısır’daki darbe konusunda İsrail’i suçladı.

20 Ağustos 2013 Salı, 14:26

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti genişletilmiş il başkanları toplantısında konuştu. Erdoğan Mısır’daki askeri darbenin arkasında İsrail’in olduğunu söyledi ve ‘Elimizde belgeler var’ dedi.

İşte o Erdoğan’ın konuşması…

Konuşmamın yine hemen başında geçen hafta idrak ettiğimiz AK Parti’nin 12. Kuruluş yıl dönümünün hayırlı olmasını diliyorum. Son nefesimize kadar alnımızın akıyla ülkemiz milletimiz ve insanlık için çalışmayı bize mukadder eylesin diye dua ediyoruz.

‘AK PARTİ İBRETLİK BİR SÜREÇTEN GEÇTİ’

12 yıl uzun bir süre değildir. Hareketimiz, davamız, meselemiz binlerce yıla dayanan bir meseledir. AK Parti Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet çınarının gövdesinden gıdasını alan bir partidir.

AK Parti 12 yıl önce tezahür eden kadim hareket ibretlik bir süreçten geçmiş ve bugünlere ulaşmıştır.

Kendimize üç tarih belirledik. Bu tarihlerden bir tanesi cumhuriyetimizin yüzüncü yıl dönümü 2023. Bir diğeri 2053 dedik. Çünkü o da bir çağın kapatılıp bir çağın açılmasının 600. Yıl dönümü. Bir diğeri de 2071. O da bininci yıl. Alparslan’ın başlattığı hareketin bininci yılı, Malazgirt’teki büyük zaferin birinci yılı.

Hedefi olmayanın başarıya ulaşması mümkün değildir.

‘HER YOL MÜBAH DEMEDİK’

AK Parti’yi diğerlerinden farklı kılan bir parti olduğunu hepimiz biliyoruz. AK Parti sırtını statükoya dayamış bir parti değildir.

Biz bu yola belli makamlara çıkma hırsıyla çıkmadık.. Hiçbir zaman ‘her yol mübah’ demedik.

Önemli olan o yolda aldatmadan ve aldanmadan yürüyebilmektir.

Sabır yoksa zafer de yoktur. Sabreden için zafer mukadderdir.

İşte bu hareket AK Parti’nin içinden geldiği hareket en başta sabrı kendisine yol azığı edinmiş bir harekettir.

Biz şairinde söylediği gibi, ‘Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer’ olduğuna gönülden inandık.

Tarih boyunca engellerle karşılaştık, nice yaralar aldık. Düştük ama yine kalktık.

Hakkın ve halkın bizimle olduğuna inandık ve bugünlere geldik.

‘KAPATMA DAVASINI YENİDEN İNCELEYİN’

Bizi yoketmek için kendilerine gerekçe arayanlar oldu.

AK Parti’yi kapatma davasını bugün yeniden inceleyin, biz inceliyoruz diyoruz. O davalarda silah bulamazsınız.

Sırtını statükoya dayayan er ya da geç kaybetmeye mahkumdur. Sırtını millete dayayan hep kazanacaktır.

Bu ülkenin çoğunluğun yani halkın seçtiği hükümetler hukuksuzca alaşağı edildi.

‘MISIR’DAKİ DARBENİN ARKASINDA İSRAİL VAR’

Batı’nın demokrasi sadece sandık değildir mantığı o zaman da işledi.

Mısır’daki darbenin arkasında İsrail var. Elimizde belgeler var. 2011 seçimleri öncesinde Fransa’da yapılan bir oturumda, adalet bakanı ile bir entelektüel konuşuyor. O da Yahudi. Aynen şu ifadeyi kullanıyorlar. “Mısır’da Müslüman kardeşler seçimi kazansa da onlar kazanamayacaktır. Çünkü demokrasi sandık değildir.” Aynen. Uygulama bu.

‘GEZİ OLAYINDA MİLLETİM GEREKEN DERSİ GEREKENLERE VERDİ’

Türkiye olarak dünyaya demokrasi dersi vermeliyiz. İşte malum Gezi olaylarında benim milletim iradesine sahip çıktı ve gereken dersi, gerekenlere gerektiği şekilde verdi. Ama cam çerçeve indirerek değil, Molotof kullanarak değil. sadece yasalar içinde hukuk içerisinde meydanlarda ne söylenmesi gerekiyorsa bunu söyleyerek bu dersi verdi. Milli iradeyi çok çetin bir mücadelenin sonucunda bu noktaya taşıdık. Burayı muhafaza etmek yükseklere taşımak zorundayız.

YEREL SEÇİMLER

Mart seçim ayımız. Biz bu seçime, ben değil biz diyerek devam edemeyiz. Öyle hazırlanacağız. Bize saldıranlar kadar bizim üzerimizden millete saldıranlar kadar, bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara karşı da her an her saniye uyanık olacağız.

On yıllar boyunda yaptığımız gibi sabırdan tahammülden meşruiyetten asla taviz vermeyecek, ama milletin emaneti de gözümüz gibi namusumuz gibi koruyacağız.
Ben olacağım değil. Ben değil arkadaşım bu işe daha layık diyebilecek bir nezaketi göstermek bizi çok daha güçlü kılacaktır.

Bize diktatör diyenlere hodri meydan diyorum. Mart ayında seçim var. Özgür şeffaf şekilde millet sandık başına gidecek. Son sözü millet söyleyecek. Son kararı millet verecek.

BOZDAĞ’A SALDIRI

Bir kendini bilmez, Hacı Bektaş düşmanı Başbakan yardımcısına alçakca saldırıda bulunuyor. Ancak muhalefet milletvekilleri saldıgana etten duvar örüyorlar. Saldırganı okşuyorlar. Bu kendini bilmez kısa bir süre sorgulandıktan sonra bakıyorsunuz hemen ödüllendirilircesine salıveriliyor. Sonra utanmadan sıkılmadan diktatörlükten bahsediyorlar. Kimse kusura bakmasın. Diktatörlüğün olduğu yerde kimse diktatörlüğü ağzına alamaz. Gazeteler dergiler televizyonlar yayın yapamaz. Sallandırırlar, Mısır’da olduğu gibi.

Türkiye’de kim böyle bir şeyden bahsedebilir. Çıkacaksın meydanlarda konuşmanı yapacaksın. Kanuna aykırı olarak bunları yapacaksın. Sevsinler seni.

‘CHP’DE LİDERLİK BOŞLUĞU VAR’

CHP’de zaten çok ciddi bir liderlik boşluğu var. Genel başkan boşluğu vardı. CHP genel müdürünün dahi kontrolünden çıkmış durumda. CHP şu anda sadece sokakta şiddet uygulayanlarla, cam çerçeve kıranlarla ancak gündeme gelen bir partidir. CHP’nin gündemi artık barbarlar, medya kuruluşları tarafından belirleniyor. CHP her kafadan bir ses çıktığı umutsuz bir parti haline geldi.

Bu ülkenin başbakan yardımcısı yumruklanıyor.

‘SİZ HANGİ DİKTATÖRLÜKTEN BAHSEDİYORSUNUZ’

Kürsüde kalkıp da benim başbakan yardımcımdan özür dahi dilemeyeceksin. Ve elemanların onu okşamaya başlayacaklar. Etten duvar örecekler. Ondan sonra da savcılığa kadar yanında olacaklar. Görev ifa edecekler. Siz hangi diktatörlükten bahsediyorsunuz? Sevgili milletim CHP denilen siyasi parti ne yazık ki çok talihsiz ellerdedir. Demokrasi için bu çok büyük bir talihsizliktir. CHP öfkenin şiddetin diline daha fazla sarılacaktır. Geçmişte bunu defalarca yaptılar. Hiçbir zaman kazanamayacaklarını anlayınca da şiddeti körüklediler. Ama bugün ne biz, ne de aziz millet bu bayat senaryoya asla ve asla geçit vermeyeceğiz. Son sözü sandık söyleyecek.

Mısır’daki hiçbir cemiyet diktatörlük veya buna gerekçe teşkil edecek şiddete başvurmamıştır. Mısır halkı haklı olduğunu biliyor. Meşru zeminden asla taviz vermiyordu. 60 yıl 70 yıl süren rejimin ardından demokratik rejim için kolları sıvadı. Serbest seçimler yapıldı ve halk kendisini yönetecek kadroyu iş başına taşıdı. Yüzde 52 oy ile Sayın Mursi’yi işbaşına getirdi. Değerli arkadaşlar süratle bir anayasa oylaması yapıldı. Yüzde 65 oyla bir anayasa kabulü oldu. Batı, bir yıllık süreçte Mursi halkını kucaklamadı diyor. Ne yazık ki İslam ülkelerinin birçoğunda aynı şekilde kullananlar var.

‘MURSİ, SİSİ’Yİ GÖREVE GETİRDİ SAVUNMA BAKANI YAPTI’

Bir şeyi sormak istiyorum. Bir yıl içerisinde bu nasıl kucaklamamak ki, mevcut kabinenin 3’te 2’si hala kabinesini oluşturuyordu. Üçte birini değiştirmişti. Kendisine bu darbeyi yapan Sisi, genelkurmay başkanlığına Sayın Mursi’nin getirdiği kişiydi. Arkasından da kendisini milli savunma bakanı yaptı. Bizim buraya da geldi. Şu anda cumhurbaşkanlığına gelen kişi, aslında Sisi’nin yönettiği bir kişidir. Onu da Anayasa Mahkemesi başkanlığına Sayın Mursi getirildi.

‘KARDEŞLER KİLİSELERİ KORURKEN BUNLAR YAKMIŞTIR’ 

Bu darbede 17 yaşındaki Esma vardır. Bebekler vardır. İnsanlar acımasızca öldürülmüştür. Bunların Suriye’de olduğu gibi bizim kutsal mekanlarımıza saygısı kalmamıştır. Hristiyanların da kutsal mekanlarına saygısı kalmamıştır. Müslüman Kardeşler kiliseleri korurken, bunlar kiliseleri yakmıştır. Bakın yüz bini aşkın ölü var Suriye’de.
Batı nerede? Hani insan halkları evrensel beyannamesi? Kendileriyle ilgili böyle olduğu zaman dünyayı ayağa kaldıranlar şimdi ne yapıyor? İnanın hepsi arkada gülüyorlar. Sonra da utanmadan sıkılmadan çıkıp mesaj veriyorlar. Hepsiyle bunları konuştuk.

‘BUNLAR VICTOR HUGO ‘SEFİLLER’İ DEĞİL BİZİM SEFİLLERİMİZ’

Arap dünyasının içinde zenginlerinin olduğunu biliyoruz. Ama biz İslam dünyasının içinde zekata muhtaç olanları da biliyoruz. Acaba kaç tanesine ellerinizi uzattınız? Hangisinin yanına gittiniz? Aynı şekilde İslam dünyasının Uzakdoğu’ya doğru uzanalım. Oraların halini de biliyoruz. Doğru, bir kaymak takım da var. Ama orada sefaleti yaşayanlar da var.

Bunlar Victor Hugo’nun sefilleri değil, bizim sefillerimiz diyordu ya. Bunlar diktatörlere sahip çıkıyorlar. Farkları bu. Mısır halkı son derece onurlu şekilde, hem oruçlarını tuttular hem de oylarının savundular.
Ben buradan Mısır ordusunun inançlı insanlarına sesleniyorum. Siz o Müslüman kardeşlerinize nasıl silah doğrultuyorsunuz? Sizin zerre kadar inancınızda, imanınızda bir titreme yok mu? Mısır bu tecrübeyi geçmişte de yaşadı ama bu denli yaşamadı.

‘SAYIN BAHÇELİ BU DARBE SİZİN İÇİNİZE SİNDİ Mİ?’

Şimdi sayın Bahçeli çıkmış. ‘Mısır’daki darbeyi kabullenemedi’ diyor. Sayın Bahçeli, siz Mısır’daki darbeyi kabullenebildiniz mi? Bu darbe sizin içinize sindi mi? Hazmedebildiniz mi? Evet biz Mısır’daki darbeyi kabullenemiyoruz ve kabullenmeyeceğiz. Zira Mısır’daki darbeye sessiz kalırsak, yarın sesimizi çıkarmaya hakkımız olmaz. Yarın aynı tuzağı bize kurduklarında sesimizi çıkarmaya hakkımız olmaz. Şu anda islam dünyası adeta hazreti Yusuf’u kuyuya atanlardan farksız durumdadır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz