Son Dakika
21 Kasım 2017 Salı

Vaktiyle Bir Atsız Varmış (Röportaj)

Vaktiyle Bir Atsız kitabının editörü ve yazarlarıyla gerçekleştirdiğimiz söyleşi…

18 Ağustos 2013 Pazar, 14:12

Ünlü Türkçü Nihal Atsız’a ait eserlerin azlığı ve bu alandaki çalışmaların yokluğunda bir grup genç düşünür büyük bir projeye imza attılar.

Atsız üzerine yazılan kapsamlı makalelerle literatüre önemli bir katkı sağlayan “Vaktiyle Bir Atsız” kitabı, gelecek nesiller için de önemli bir referans kaynağı olarak yorumlandı.

HaberDokuz.com / Röportaj / Ankara

“Vaktiyle Bir Atsız Varmış” ismini verdikleri çalışmanın detaylarını kitabın editörü Fırat Kargıoğlu, yayıncı ve yazarlarından M.Bahadırhan Dinçaslan ve Murat Karataşlı ile konuştuk.

MELEZ ve PARÇALI BİR YAPIT

HaberDokuz: Kitabın hazırlanması fikri nasıl doğdu?

Fırat Kargıoğlu: Kitabın hazırlanması düşüncesi –kitap için hazırlamış olduğum yazıda da belirttiğim üzere– iki ayrı koldan doğmuştu. Ülkü Ocakları Dergisi’nde yazarlık yaptığım dönemde bir “Atsız sayısı” hazırlamıştık. Bendeniz o sayıya yazmış olduğum kısa yazıda, “Vaktiyle Bir Atsız Varmış” tarzı editoryal bir kitap için –bir grup arkadaşımla– zihinleri sıvadığımıza dikkat çekmiştim. Dolayısıyla düşüncenin doğuşuna ilişkin tam bir tarih vermem gerekirse, söz konusu yazımın Ülkü Ocakları Dergisi’nde yayımlanma tarihi ölçüt olarak alınabilir. Öte yandan kitabın hazırlanmasındaki temel kaygımız ise, Atsız Hoca’nın metinleri üzerine yaptığımız “yeniden okuma”lardı. Burada “yeniden okuma” derken iki şeyi kastediyorum: Birincisi “karşılaştırmalı okumalar”, diğeri ise “eleştirel okumalar”. Yâni kitabın hazırlanma amacı tarihsel ya da biyografik bir eksikliği doldurmaktan ziyâde –ki aslında bana kalırsa, kitap, kısmen de olsa bu amaca da hizmet ediyor–, risk alarak, okura farklı “bakış açıları” sunmaktı. Bir başka deyişle: Amaç, okura tek bir “Atsız Hoca” olmadığını, Atsız Hoca’nın –tıpkı hemen her entelektüel gibi– farklı zihinlerde farklı izdüşümlerle yaşatıldığını ortaya koymaktı. Hazır yeri gelmişken söyleyeyim: Kitaba ilişkin bâzı eleştirilerde, yazıların birbirleriyle çeliştiği, “bütünlük” sağlamadıkları söylendi; oysa bizim de zâten amacımız buydu, yâni “olması gereken”i gösteren, “bütüncül” değil, aksine “olan”ı gösteren, “parçalı”, melez bir yapıt sunmaktı.

 

vaktiyle bir atsız varmış iç sayfa

“ZİHİN AÇICI  BİR KİTAP”

HaberDokuz: Okuyucu bu kitapta Hüseyin Nihal Atsız ile ilgili neler bulacak? 

Fırat Kargıoğlu: İlk sorunuza verdiğim yanıtta da vurguladığım üzere, bu kitapta okur adına en önemli yenilik, “eleştirel” ve “karşılaştırmalı” okumalar olacaktır. Okur eleştirilere katılmayabilir ya da karşılaştırmalı okumaları “yanlış” veya “işlevsiz” bulabilir. Gâyet tabiî aksi de olabilir, yâni bu okumaları “zihin açıcı” ve “işlevsel” de görebilir. Ki, kitabın ilk basımı yapıldığından beri her iki yönde de gelen tepkiler var. Ancak okur, bu anlamda nasıl bir konum alacak olursa olsun, söz konusu okumaların getirdiği “yeni”liği inkâr edemez. Bir de şunu söylemeliyim: Bu kitapta okur –Türk milliyetçiliği adına– “gençliği” ve “özgürlüğü” de bulacak. Kitabı alan okurlarımız, lütfen ilk önce bâzı yazarların yaşlarına dikkat etsin, “Yazarlar Hakkında” başlıklı bölümde bu bilgiler mevcut. “Özgürlük”ten kastım ise şu: Hiçbir yazarın kalemine gem vurulmadı, herkes Atsız Hoca’ya ilişkin düşüncelerini açık bir biçimde, korkusuzca dile getirdiler. Bu bâzı kesimler için önemli olmayabilir; ama bana kalırsa Türk milliyetçiliğinin entelektüel boyutu adına, küçümsenmemesi gereken, önemli bir adım.

 

“SİYASAL ÜMMETÇİLİĞE KARŞI ÇIKIŞ”

Murat Karataşlı: Ben de kitabımızı başka yönüyle ele almak istiyorum. Malumunuz Türk Milliyetçiliği, siyasileşince kendisine alan açmak için modernlik karşıtı önemli bir söyleme sahip çıktı. Yükselen Siyasal Ümmetçilikten ve henüz modernleşmesini tamamlayamamış bir toplumun zaaflarından dolayı anti-modernist eğilim zaman içinde güçlendi ve kökleşti. Bu, tarihin akışını tersine çevirmeye çalışan anlamsız bir çaba olarak hala varlığını bir şekilde idame ettiriyor. Atsız’ı ve düşüncelerini kamuoyuna yeniden hatırlatmak bu eğilime de bir cevap, bir karşı çıkış niteliği taşıyor. Bence kitabı önemli kılan önemli özelliklerinden birisi bu.

 atsız facebook tanıtım

HaberDokuz: Atsız’ın ailesinden hiç olumlu ya da olumsuz bir tepki aldınız mı?

 

Fırat Kargıoğlu: Kitabın “Sunuş” yazısını zâten Atsız Hoca’nın küçük oğlu, Dr. Buğra Atsız Bey yazdı. Okuyanlar bilirler, kendisi kitaba ilişkin eleştirilerini de bu yazıda dile getirdi. “Eleştiriye açıklık” konusunda bizden şüphe edenlere, Buğra Bey’in bu yazısını tekrar tekrar okumalarını tavsiye ederim. Yağmur Atsız Bey’e de bir yazı ile katkı sunması için –iki kere– e-posta ile ulaşmaya çalıştık; ama kendisinden maalesef olumlu ya da olumsuz bir yanıt alamadık.

 

KİTABA TEPKİLER

HaberDokuz: Kitap çıktıktan sonra ne gibi tepkilerle karşılaştınız?

Fırat Kargıoğlu: Demin de belirttiğim üzere, kitap çıktıktan sonra olumlu eleştiriler de aldık, olumsuz eleştiriler de. Örneğin Yeniçağ Gazetesi yazarı Cazim Gürbüz Bey, köşesinde kitaba ilişkin eleştirel bir tanıtım yazısı kaleme aldı. Yazısının başlığı “Sansürsüz Atsız”dı ve açıkçası bu başlık bizleri çok mutlu etti; zirâ “sansür” yüzünden hem Atsız Hoca’nın eserleri sıkıntıya girmişti yakın zamanda, hem de biz. O nedenle kendilerine bu söyleşi vesilesiyle bir kere daha teşekkür ederim. Bendeniz “Türkyorum.com” adlı sitemizdeki köşemde kitaba ilişkin yapmış olduğu bu eleştirilere yanıt vermiştim Cazim Ağabey’in. O da “Facebook” sayfasından geri dönüş yapmıştı bizlere. Kısacası “örnek” bir iletişim oldu bu, öncelikle bizim için ve tabiî ki kitaba eleştirel yaklaşanlar için. Hâkezâ; Faruk Kurtbaş Bey de, Vatan Gazetesi’nde dolu dolu bir yazı kaleme aldı kitabımızı anlatan. Ona da bu söyleşi vesilesiyle bir kere daha teşekkür ederim. Her ne kadar eksiklerimiz yanlışlarımız da olsa, sonuç itibâriyle yapmak istediğimiz işi, ulaşmak istediğimiz noktayı çok güzel bir şekilde, samimi bir dille özetlemiş Faruk Bey. Bu gibi örnekleri neden uzun uzun anlattım? Şundan dolayı: Maalesef her “eleştirel” diyalog bu örneklerdeki kadar sağlıklı yürümedi. Meselâ kitap ilk yayımlandığı zaman Cazim Ağabey’in ve Faruk Bey’in eleştirilerinden –“seviye” bakımından– çok farklı olan bâzı eleştiriler, hattâ daha doğru bir deyişle düpedüz “saldırı”lar da aldık bâzı kesimlerden. Kitaptaki bâzı yazarlara, Atsız Hoca’ya ilişkin yapmış oldukları bâzı yorumlar nedeniyle “hakaret” edenler dahi oldu. Bu “hakaret”ler kamusal alanda, herkesin görebileceği ortamlarda yapıldığı için, tarafımızdan belgelendi. Bu belgeleme yapıldıktan sonra da, söz konusu kesimlere herhangi bir yanıt filan da verilmedi. Şuana kadar gelen tepkileri kabaca böyle özetleyebilirim.

atsız öğrenciler site 1

GERİLLA TARZI BASIM

HaberDokuz: Peki, basım sürecinde ne gibi zorluklar yaşadınız?

Fırat Kargıoğlu: Basım sürecine ilişkin artık daha fazla konuşmak istemiyorum; zirâ orada maalesef “sansür” yakamızı bırakmadı. Hemen her yayınevi, ya bâzı yazıların içeriğinden ötürü ya da birtakım ticârî kaygılardan ötürü kitabın içerisindeki yazılardan kiminin çıkartılmasını ya da en azından traşlanmasını istedi. Biz de bunu kabul etmeyince, kitabı, M. Bahadırhan Dinçaslan kardeşimizin başkanı olduğu Siyah Beyaz Kültür Sanat Platformu’nun da desteğiyle, “gerilla tarzı” basmaya karar verdik ve sonuç itibâriyle bastık da. Hazır sözü geçmişken gelmişken belirteyim: Bu “gerilla tarzı” ifâdesi de epey yakıştı sürece. Bu ifâdeyi ilk olarak Yönetmen Derviş Zaim’den, “Tabutta Rövaşata” adlı filmi için kullandığında duymuştum. Bir yandan olanaklarınızın kısıtlılığını, diğer yandan ise yaptığınız işe olan inancınızın sağlamlığını gösteren, güzel bir ifâdeydi. Az önce de dediğim gibi, “Vaktiyle Bir Atsız Varmış”a da yakıştı.

 

M. Bahadırhan Dinçaslan: Basım süreci esasında, fikir mesaisinden daha az yorucu geçmeliydi, “normal şartlar altında.” Belki biz fazla safdiliz, 19 kafanın bir araya gelip ciddi bir uğraşla ortaya koyduğu eserin sansüre uğramak şöyle dursun, hevesle basılacağını umuyorduk. Olmadı, kendimiz üstlendik. Esasında bu, “süreç boyunca şunu yapmasaydık dediğiniz oldu mu” sorusuna bir cevaptır: Keşke hiç “ummasaydık.” Zira, diyor ya Hoca Dehhani, “İnceldise hecr ile karınca gibi belin / Firkat nice bir ola Süleyman ire umma”, insan yücelerden, büyüklerden, çevreden medet ummamalı, hele ki Türkçülük gibi eylemcilik ve taş gibi bir irade gerektiren bir fikrin muhibiyse.

Bu açıdan, yaptığımız işin birincil boyuttaki faydalarının yanında, çok önemsenmeyen ya da dillendirilmeyen bir ikincil boyutu olduğunu düşünüyorum: Türkçü gençlere örnek olmak. “Bizim gibi olsunlar” fikriyle bir örnek olma çabası değil bu; “bir avuç genç böyle bir işin altından kalkabiliyor, biz de yapabiliriz” demelerini sağlama arzusu. Bugün milliyetçi cephenin bölünmüş, kokuşmuş ve ağır bir ruh hastalığından mustarip bir tablo çizmesinin sebebi, kanımca, üretim azlığı ve hak etmeyenlerin maddi ya da manevi konumları “doldurup”, alttan gelebilecek iyi, güzel ve doğru kıpırtıları engellemesidir.

Bunu Faruk Kurtbaş gördü, sağ olsun, kitabın içeriğine dair analizler yaparken, bu noktaya dikkat çekmeyi de unutmadı. Kitabımız hakkında yazdığı köşe yazısından ufak bir parçayı, bu vesileyle, alıntılamak istiyorum: “Sansüre karşı tavır, düşünce namusunun, ahlakın bana göre zirvesidir. Kapitalizmin kurallarına göre işleyen yayıncılık sektöründe gerçekleştirilmiş bu kahramanca eylemin önünde saygıyla eğiliyorum.” Atsız’ın da ötesine geçen bir mücadele anlayışıyla giriştiğimiz işte, bu boyutun görülmesi, kıymet verilip, dersler çıkarılması, hâsılı, Türkçü gençlere bir tecrübe ve yol gösterici ışık olması beni sevindirecektir.

atsız kitap isteme

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz