Son Dakika
19 Kasım 2017 Pazar

Irak ve Suriye ‘Kürdistan’ından Türkiye ‘Kürdistan’ına…

Herşey ‘‘Silahlar susacak, barış gelecek’’ sloganıyla başlamıştı ve Türk Milleti üzerinde olağanüstü psikolojik yönlendirme uygulanmıştı.

13 Ağustos 2013 Salı, 14:35

Sonrasında yeni yeni adımlar atılmaya başlanmıştı.

Akil İnsanlar Heyeti oluşturulmuş ve bu insanlara ‘‘gidin Türk Milletini ikna edin’’ denilmişti.

Teröristbaşı Öcalan’ın adı İmralı olarak değiştirilmiş ve bir anda ‘‘Barış Elçisi’’ ilan edilmişti.

Diyarbakır Meydanında mektuplar okunmuş ve ‘‘Barış’’ nutukları atılmıştı.

Velhasıl terör örgütü PKK ve elebaşı Öcalan ile yürütülen müzakerelerde herşey yolunda gidiyordu ve hep bir ağızdan ‘‘iyi şeyler oluyor’’ deniliyordu.

Tabi yine de ihtiyatlı davranmak adına ‘‘derin güçler ve dış güçler süreci sabote edebilir’’ ya da ‘‘derin PKK süreci engelleyebilir’’ gibi sözlerle minareye kılıf uyduruluyordu.

Derin güçlerde ilk şüpheli doğal olarak ‘‘Ergenekon ve uzantıları’’ idi.

Dış güçlerde ilk şüpheli ise İran, Suriye, Irak Merkezi Hükümeti ve batı idi.

Derin PKK diye de acayip bir tanımlama yapılıyordu ve bundan kasıt terör örgütü içerisindeki bazı ‘‘kişi ve klikler’’ idi.

Yani her şartta minareye kılıf uydurulacaktı.

Asla hatalar kabul edilmeyecek ve terör örgütü ile yapılan pazarlıklardan ve teröristbaşı Öcalan ile yapılan müzakerelerden vazgeçilmeyecekti.

Sonuçta proje büyüktü ve amaç sözüm ona terörü bitirip barışı getirmekti.

Hâlbuki bu projenin bir kazananı bir de kaybedeni vardı ve kamuoyunun gözünden kaçırılan kazanan-kaybeden tarafların kim olduğu idi.

Çözüm Sürecini başlatan AK Parti iktidarına göre kazanan Türkiye olacaktı ve terörün bitmesiyle ülkemiz hem bölgesel de küresel olarak daha da güçlenerek önemli kazanımlar elde edecekti.

Fakat AK Parti kendince belirlediği bu kazanımları elde etmek için o kadar fütursuzca hareket ediyor ki aslında gerçek kazananın terör örgütü PKK olduğu her geçen gün daha da netleşiyor.

Neler mi kazanıyor PKK ?

–          Tabanını genişletiyor ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde alan hâkimiyetini artırıyor.

–          Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerinde güçlü bir psikolojik baskı ve etki oluşturarak sözde Kürdistan’a giden yolda kendisini bölge halkının tek temsilcisi olarak gösteriyor.

–          Türkiye Cumhuriyeti’nin hem bölgesel hem de uluslararası alanda haksız ve zalim bir devlet olarak tanınmasını sağlayarak kendisinin de demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren legal bir siyasal hareket olduğu algısını oluşturuyor.

–          Türkiye açısından ise terör örgütü PKK hızla siyasallaşıp meşru hale gelirken Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise 30 yıldır Kürtlere zulmeden ve şiddet uygulayan devlet konumuna doğru sürükleniyor.

–          Bölge açısından ise Büyük Kürdistan’a giden yolda Irak ve Suriye Kürdistan’ının ardından Türkiye Kürdistan’ının da temelleri atılıyor.

Son maddeyi açıklamak gerekirse tabi bu açılım sürecinin sadece Türkiye eksenli değil aynı zamanda Suriye eksenli olarakta ilerlemeye başladığına ve terör örgütü PKK’nın Türkiye ve Irak’ın ardından Suriye’de de etkili bir aktör haline geldiğine şahit oluyoruz.

Suriye’de yaşanan iç savaşı fırsat bilen terör örgütü PKK ve uzantısı PYD, dört parçalı Kürdistan’a giden yolda Irak’ın kuzeyinin devamı olarak Suriye’nin kuzeyinde de özerk Kürdistan’ın temellerini hızla atarken AK Parti iktidarının buna destek olduğunu görüyoruz.

AK Parti’nin ‘‘komşularla sıfır sorun’’ politikasından ‘‘komşularla maksimum sorun’’ politikasına dönüşen Türk Dış Politikası şimdilerde çok ciddi bir tehditle karşı karşıya kaldı.

Fakat bu tehdidi bile Türk kamuoyundan gizleyen iktidar her zaman olduğu gibi gündemi yine saptırmış ve Mısır’daki darbe üzerinden mağduriyet politikası oluşturmaya başlamıştır.

Hâlbuki asıl gündem PKK terör örgütünün Türkiye’de hızla güç kazanması ve meşru muhatap haline gelmesiydi.

Ve bu gündemin devamı olan bir başka asıl gündem ise PKK’nın uzantısı olan PYD’nin de Suriye’nin kuzeyinde aynı ölçüde güç kazanması ve meşru muhatap haline gelmesiydi.

AK Parti, terör örgütü PKK’nın yıllardır yapamadığını kendi iktidarı döneminde yapmış ve Türkiye-Suriye eksenli Kürt Özerkliğine zemin hazırlamıştı.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın BDP İstanbul İl Kongresinde söylediği ‘‘Atı alan Üsküdar’ı geçmiş. Rojava’da halk iktidarını çoktan kurdu. Bugüne kadar Suriye ve Irak komşumuzdu. Şimdi komşumuz Kürdistan olacak diye niye feryat ediyorsunuz ?’’ sözleri zaten herşeyi açık ve net bir şekilde özetliyor.

Kırmızı çizgilerin tamamen silindiği ve Kürdistan’ın AK Parti eliyle kurulduğu bu sürecin devamında Türkiye Kürdistan’ı hayali var ve aslında hayal olmaktan çıktı gerçekleşmeye başladı bile.

Terör Örgütü PKK elebaşlarından Duran Kalkan’ın ‘‘Kürt kendini savunmayacak mı ? Süreç ilerlerse Kürtlerin asayişleri de, polisleri de, savunma kuvvetleri de olacak. Bunlar sadece Türk’ün hakkı değildir.’’ sözleri her ne kadar Türk kamuoyundan gizlense de AK Parti iktidarının süreçle birlikte Türkiye’yi ne hale getirdiği ortadadır.

Bu açıklamalar gösteriyor ki Irak ve Suriye Kürdistan’ından sonra sırada Türkiye Kürdistan’ı var ve bu dört parça Kürdistan projesinin üçüncü parçası olacak. Dördüncü parça ise İran Kürdistan’ı olup ABD-İsrail ikilisinin olası İran operasyonu neticesinde de İran Kürdistan’ı hayata geçecektir. İran’a yönelik askeri bir operasyonda AK Parti’nin yine ABD ve doğal olarak İsrail’in yanında yer alacağını da görmemiz şimdiden mümkün.

Irak’la başlayan Suriye ve Türkiye ile ilerleyen ve İran’la son bulacak olan bütün bu hadiselerin ışığında özellikle Suriye’de etkisini ve gücünü artıran PKK-PYD’nin bundan sonra atacağı her adımda Türkiye ile ortak hareket edeceği de ortaya çıkmışken bugün gelinen noktada Türkiye’nin kazandığını ve bundan sonra da kazanan taraf olacağını iddia etmek ise ya hayalcilik ya da gaflet olur…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz