Son Dakika
26 Eylül 2017 Salı

“Tahribat Her Alana Yayılmıştır”

Bahçeli, MHP Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

21 Temmuz 2013 Pazar, 16:21

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Geldiğimiz bu aşamada AKP milli güvenliğimiz ve milli geleceğimiz açısından bir numaralı tehdit haline dönüşmüştür” dedi. Bahçeli, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, geriye bakıldığında Türkiye’nin hiçbir sorununun çözülmediğini ve hiçbir yükü hafifletilemeyen bir ülke gerçeğiyle yüz yüze kalındığını savundu.

“Yıllar AKP’yle israf edilmiş ve boşa geçmiştir” görüşünü dile getiren Bahçeli, verilen demokratik kredinin layıkıyla kullanılamadığını savundu. Türk milletinin yüzüstü bırakıldığını, kuru vaatlerle oyalandığını ve boş sözlerle avutulduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle konuştu:

“TAHRİBAT HER ALANA YAYILMIŞ, BOZGUN HER TARAFA SIÇRAMIŞTIR”

“AKP’yle birlikte tahribat her alana yayılmış, bozgun her tarafa sıçramıştır. Toplumsal bünye cepheleştirilmiş, siyasi yapı ahlaki ölçülerden arındırılmış, milli birlik ve beraberlik makul düzeyden uzaklaştırılmıştır. Türkiye aslında adı konulmamış siyasal, sosyal ve ekonomik merkezli bir krize yıllardır katlanmak, yıllardır tahammül etmek zorunda bırakılmıştır. AKP hükümeti duyguların, birlikte yaşama inancının ve bin yıllık devasa kardeşlik iradesinin arasına girmiş, harcı bölücülükle karılan kalın bir duvar çekmiştir. Aynı zamanda Türk milletinin tüm fertlerini birbirine düşürmek amacıyla yoğun çaba sarfetmiştir.

Başbakan Erdoğan’ın etnikçi, bölücü ve kışkırtıcı tasavvur, tahayyül ve tahrikleri, iç içe geçmiş millet varlığını ayırma, ayıklama ve ayrıştırma amacına hizmet etmiştir. 24 Temmuz’da 90’ncı yıldönümünü idrak edeceğimiz Lozan Antlaşması’yla, tescil ve teyit edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm hayat hakları, tüm kuralları ve tüm kurumları birer birer zayıflatılmış, zaafa düşürülmüştür. Cumhuriyet’in ilanından 2002 yılına kadar geçen 79 sene içinde elde edilen kazanımlar, sahip olunan birikimler, sağlanan gelişmeler ve koyulan milli hedefler maalesef saldırıya uğramıştır. Milli mücadele yıllarındaki emperyalist komplo, on yıllar sonra demokrasiyi istismar ederek işbaşına gelen AKP’ye tutunmuş, AKP’yle bütünleşmiş ve Başbakan’ın şahsında somutlaşarak operasyonlarını kaldığı yerden sürdürmüştür.”

“BAŞBAKAN KONUŞMALARIYLA RAMAZAN AYININ MANEVİ ATMOSFERİNİ BOĞUYOR”

Başbakan Erdoğan’ın katıldığı iftar ve açılış programları vesilesiyle yaptığı konuşmalarda, Ramazan ayının manevi atmosferini dedikoduya, gıybete ve tezvirata boğmak için elinden gelen çabayı gösterdiğini vurgulayan Bahçeli, boşboğazlıkta rakipsiz olduğunu her defasında ispatladığını, palavrada eşsiz olduğunu her fırsatta kanıtladığını kaydetti.

“Başbakan’a itibar edersek; yalnızca üç beş densiz, üç beş sorumsuz, üç beş provokatör sorun çıkarmaktadır.” diyen Bahçeli, şunları söyledi: “Tencere tava çalanlar yargıya teslim edilirse, meşru sınırlar dahilinde gösteri yapan, seslerini duyuran, kişisel hak ve özgürlüklerine sahip çıkan gençler yakalanıp haklarında gerekli işlemler yapılırsa her şey daha da güzelleşecektir. Şu çirkinliğe, şu edepsizliğe bakınız ki, elinde silah taşıyanlar barış yanlısı, tencere tava bulunanlar kamu düzenini bozan suçlulardır. İşte burası sözün bittiği yerdir. Recep Tayyip Erdoğan’ın gücü teröriste değil, katillere değil, şehir ve dağ eşkıyalarına değil; masum şekilde demokratik tepkisini gösterenlere yetmektedir. Bu gidişle tencere ve tavanın yasaklanması, üretiminin azalması herhalde imkansız sayılamayacaktır.”

“KREDİ KARTI FELAKETİNİ TÜRK MİLLETİNE HEDİYE EDEN BİR ZİHNİYETİN ŞİKAYET ETMESİ TRAJİ KOMİK”

Başbakanın kredi kartına kafayı taktığını anlatan Bahçeli, “Faiz lobisinin hop oturup hop kaktığını söyleyerek, bunların ceplerine giren paranın artık girmediğini sevinç içinde duyurmuştur. Nasıl ve hangi yollarla hesaplandığı meçhul olan 642 milyar lira tutarındaki bir astronomik meblağa göz dikmiş faiz lobisinin buna ulaşamadığını da ilave olarak iddia etmektedir. Kredi kartı felaketini Türk milletine hediye eden bir siyasi zihniyetin, şimdi kalkıp da bundan şikâyet etmesi traji komiktir. Başbakan Erdoğan’ın her beyanatı istismara dayalı ezber ve klişe ifadelerle doludur. Sürekli aynı eksende konuşmalar yapan, sürekli aynı noktalara temas eden, sürekli kafa karıştırmak ve aldatmak için çırpınan bu zihniyetin iyi niyetli olmadığı tüm çıplaklığıyla ortadadır. Başbakan Mısır’dan girmekte Suriye’den çıkmaktadır. Gezi Parkı’yla ilgili hayal mahsulü açıklamalarını süreç ihanetiyle ilgili sarsak ve sancılı düşünceleriyle devam ettirmektedir. Başbakan kimi zaman sözde dört dörtlük Alevi, kimi zaman dört dörtlük Mısır yanlısı, kimi zaman dört dörtlük çözümcü, kimi zaman dört dörtlük pazarlıkçı, kimi zaman da dört dörtlük demokrasi aşığı olarak hayret verici bir geniş repertuara sahip olduğunu hezeyanlar içinde göstermeye çalışmaktadır. Başbakan Erdoğan Mısır’ı konuşmaktadır, Gezi Parkı istismarını sürdürmektedir, sözde çözüm süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunmaktadır da, nedense bir türlü bölücü terör örgütünün azgınlaşan eylemlerini, Suriye’nin kuzeyindeki tehlikeli durumu gündemine almamaktadır. Görüldüğü kadarıyla Başbakan PKK’yı kızdırmamak için hep alttan almayı benimsemiştir. Terör örgütü hükümeti tehdit etmektedir, ama Başbakan sessizliğe gömülmüştür.” dedi.

“SURİYE’NİN KUZEYİNDE CEREYAN EDEN HADİSELER TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK BİR RİSKTİR”

PKK terör örgütünün meydanı boş bulduğunu, küstahlıklarında dur durak bilmeksizin ilerleme kaydettiğini dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti: “Ve öyle bir sürece gelinmiştir ki, terör örgütü sınırlarımızın hemen yanı başında özerk bir yönetim kuracak kadar şımarmıştır. Hiç şüphesiz Suriye’nin kuzeyinde cereyan eden hadiseler Türkiye için büyük bir risktir. PKK’nın Suriye uzantısı PYD, Türkiye’nin güney sınırının mücavir alanlarında hakimiyet kurmuş, geçtiğimiz günlerde Rasulayn’ı ele geçirmiştir. Irak’ın kuzeyinden sonra ikinci bir özerk bölgenin çatısı oluşturulmuş, kapısı açılmıştır. Allah korusun ama, böyle giderse üçüncü sırayı Türkiye alacaktır. Şanlıurfa ilimizin Ceylanpınar ilçesinin tam karşısında bulunan bir Suriye kasabasının PYD terör örgütü tarafından kontrolü ülkemiz adına son derece ağır ve azımsanmayacak bir beka meselesidir. Son gelişmeler, Irak’tan sonra Suriye konusunda da hükümetin milli menfaatleri gözeten etkili ve caydırıcı politikalar izleyemediğini göstermiştir. Strateji ve vizyon fukarası AKP’nin dış politikası Suriye’de de duvara toslamıştır. Sonuç aşağı yukarı bellidir: Başbakan ve hükümeti, bağımsız Kürdistan’ın Irak parçasının koruyucusu, Suriye parçasının seyircisi, Türkiye parçasının hazırlayıcısı olarak ihanette son sınıra, son etaba, son hıza yaklaşmıştır.”

“HIYARIM VAR DİYENE TUZ YETİŞTİREN BAŞBAKAN”

Suriye’nin kuzeyinde yaşanan kaosun AK Parti’nin Esad’la girdiği inadın ve sonuçsuz cebelleşmenin eseri olduğunun altını çizen Bahçeli, Başbakan’ın ölçüsüz, hesapsız ve kontrolsüz sözlerine rağmen Beşşar Esad’ın hala işbaşında olduğunu ve Suriye ordusunun ülke çapındaki denetim ve etkinliğini derinleştirerek genişlettiğini kaydetti.

Buna karşılık muhalif unsurların ise gerilediğini anlatan Bahçeli, PKK-PYD’nin sınırlara tutunduğunu, otorite boşluğundan azami ölçüde istifade ettiğine dikkat çekti. “PKK bugünkü şartlarda sınırlarımızda özerk bir yönetim kurma aşamasına geldiyse, bunun hesabını birilerinin kesinlikle vermesi lazımdır.” diyen Bahçeli, “Dünyanın neresinde sınırlarını koruyamayan bir ülkenin yaşadığı ve bağımsızlığını koruduğu görülmüştür? Dünyanın neresinde kırmızı çizgileri silinmiş, kazınmış ve duman olmuş, üstelik teröristlere payandalık yapan bir ülke varlığını koruyabilmiştir? Başbakan Erdoğan tencere tava çalanlara değil, bu sorular üstüne kafa yormalıdır. Türk milletini birbirine kırdırmaya ve düşürmeye değil, ahlaklı ve faziletli olmaya çalışmalı ve milli meselelerle ilgilenmelidir. Başbakan’ın sözü dinlendiğini ifade ettiği ülke nerededir? Gündem belirlediğini iddia ettiği ülke nerededir Teröristlere gücü yetmediği izlenimi veren bir ülkeyi kim ciddiye alacak, kimler önemseyecektir? Başbakan Suriye’nin kuzeyindeki felakete niçin sessizdir? Hıyarım var diyene tuz yetiştiren Başbakan, hainliği kazanç kapısı yapanlara sıra geldiğinde neden dilsiz olmayı tercih etmektedir? Suriye’de PKK bölgesi kurulması ve Türkiye’nin buna fazla tepki göstermeden razı olması, teröristbaşı ile yürüttüğü ihanet sürecinin bir unsuru değilse, bu kahredici derin sessizliğin sebebi ve hikmeti nedir? Türk milleti bu soruların cevaplarını beklemektedir.” diye konuştu.

“BOŞ BOŞ KONUŞAN DIŞİŞLERİ BAKANI”

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun boş konuşmakla suçlayan Bahçeli, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi kaygılandıracak bir şey olmaz diyen Dışişleri Bakanı’nın bugünkü manzarayı nasıl izah edeceğini sordu. “Böylesi öngörüsüz, böylesi ufuksuz ve böylesi sığ birisinin Türk Dışişlerinin başında bulunmasına daha ne kadar izin verilecektir?” diyen Bahçeli, “Bu zihniyet daha bir yıl önce, sakin ve soğukkanlı davranırken, bugün ‘sınır güvenliğimize yönelik her türlü tehdide karşı en etkin yöntem alınacak ve anında cevap verilecek’ diyerek yine muğlâk konuşmalarını devam ettirmektedir. Ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni göreve davet etmektedir. İşte Türkiye’de siyasi sorumluluk üstlenenlerin hali bu kadar perişan, bu kadar yerlerde sürünmektedir. Türkiye gibi muktedir ve kuvvetli bir ülke, sınırlarının hemen ötesindeki teröristlerden çekiniyor mudur ki, Birleşmiş Milletler seçeneğini masaya koymaktadır? Stratejik çukurun kazıcısı AKP’li bakanın hayalleri nereye uçmuş, hedefleri nereye saplanmıştır? Bu zihniyet Türkiye’ye mi, yoksa perde gerisinde başka ülkelere mi hizmet etmektedir? Gazze’de ölenlere ve Humus’taki Halid Bin Velid Camii’nin bombalanmasına ağlayan söz konusu bakanın, Kerkük’te, Tuzhurmatu’da, Doğu Türkistan’da, Suriye’de katledilen Türkmenler karşısında çıtını bile çıkarmaması hangi insanlıkla, hangi imanla ve hangi inançla açıklanacaktır?” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI ÇÖKMÜŞTÜR”

Sözde etkin, aktif, ön alan, tabuları yıkan, insiyatif kullanan ve belirleyici olduğu iddia edilen dış politika anlayışıyla ne yazık ki Türkiye’nin Ortadoğu çıkmazının içine hapsedildiğini belirten Bahçeli, bu nedenle Türkiye’nin dış politikasının çöktüğünü vurguladı.

Hiçbir hedefin tutturulamadığını, hiçbir tahminin gerçekleşmediğini anlatan Bahçeli, “Koskoca bir ülkenin dışişleri bireysel egolarını tatmine yönelen şuursuz ve kendini bilmez kitaplı cahillerin oyuncağı olmuştur. Bu kadar yıllık birikime yazıktır. Bu kadar yıllık emek, mücadele ve kazanımlara haksızlıktır.” dedi.

“Unutmayınız ki, dokunulduğu takdirde boş varilin sesi de fazla çıkacaktır.” diyen Bahçeli, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerin Türkiye için en üst seviyede ve ilk sırada değerlendirilmesi gereken bir tehdit algılaması olduğuna dikkat çekti.

Geçmişteki tüm tahminleri, yorumları ve uyarılarının yerini bulduğunu ve bir kez daha kendilerini haklı çıkardığını belirten Bahteli, Türkiye’nin gerçeklerinden koparak başka coğrafyalarda kahramanlığa soyunan Erdoğan’ın başımıza büyük belalar açması, kendisiyle birlikte Türk milletini de altından kalkılamayacak badirelere mahkum etmesinin artık an meselesi olduğunu vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin buna duyarsız kalmayacağını, Başbakan’ın kibrine, nifak ve tehlike saçan siyasetine, omurgasız dış politikasına bigane durmayacağının altını çizdi.

MHP’NİN ÖNERİLERİ

“Sınırlarımızın hemen yanı başında PKK’nın özerklik ilan etmesi, mevzi kazanması Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne karşı yeni bir hamledir.” diyen Bahçeli, Başbakan ve hükümetinin PYD ile de pazarlık yapmayacaksa, süreç ihanetine ortak etmeyecekse, melanet ve rezalet serisine yenilerini eklemeyecekse Suriye’nin doğusunda ve kuzeyinde provokasyonlara izin vermemesini istedi.

“Herkes şunu aklından çıkarmasın ki, zor, oyunu bozacaktır. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının hemen dibindeki gayri meşru oluşuma göz yumamaz, yummamalıdır.” diyen Bahçeli, her tedbirin kademeli olarak planlanmasını, ortaya koyulmasını, rüzgar ekenin fırtına biçeceğinin de gösterilmesini istedi.

Bahçeli, partisinin görüş ve önerilerini de şöyle sıraladı: “Suriye sınır bölgemizde PKK otonom bölgesinin resmiyet kazanmasını önlemek, ilanını engellemek karşımızdaki en acil meseledir. Hükümet bu konuda kararlılığı göstermeli, alacağı tedbirler ile atacağı adımları ilan etmelidir. Türkiye Suriye’nin kuzeyinde özerk yönetim kurulmasına askeri güçle müdahale edeceğini açıklamalıdır. Bu amaçla, askeri caydırıcılığının gereği olan hazırlık ve tedbirlerin sınır bölgelerimizde ve arazide fiili uygulamasına geçilmelidir. Barzani, Suriye’deki PKK unsurlarına olan tüm desteğini kesmesi konusunda açık bir dille uyarılmalıdır. Başbakan teröristlerle pazarlıkları sonlandırmalı, süreç rezaletini bitirmeli; gelişmeleri şeref ve siyasi namus ölçeğinde dürüstçe ele alarak aklını başına almalıdır.”

“BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN’IN KURULMASI İÇİN BÜYÜK GAYRET VE ÇABA VAR”

Özellikle bağımsız Kürdistan’ın kurulması için büyük bir gayret ve çaba olduğuna dikkat çeken Bahçeli, Irak, Suriye, İran ve Türkiye’den koparılacak dört parçalı topraklar üzerinde yeni bir devletin harıl harıl inşa edildiğini belirtti. Başbakanın tüm bu olup bitenlere onay vermiş gibi tepkisiz olduğunun altını çizen Bahçeli, “Türkiye’nin bir bölgesi sözde Kuzey Kürdistan olarak lanse edilmektedir. Ama hükümetten hiçbir itiraz ve karşı çıkış gelmemiştir. PKK terör örgütü Doğu ve Güneydoğu’da eylem üstüne eylem yapmaktadır. Hatta sözde şehit mezarlıkları açmakta, bölünme için yoğun bir alt yapı hazırlamaktadır. Ne var ki, Kürt kökenli kardeşlerimin büyük çoğunluğu bunlardan rahatsızdır. Şahsıma ulaşan, mesaj gönderen, aracılarla haber ulaştıran çok sayıda Kürt kökenli kardeşim ‘biz bölünmek istemiyoruz’ kararlılığında ve iradesindedir. Kürt kökenli kardeşlerim PKK’nın hain emellerinden, AKP ve BDP’nin dışlayıcı ve İmralı canisi merkezli siyasetinden bunalmıştır. Daha da önemlisi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından herhangi bir şikâyetleri de yoktur. AKP-BDP ve PKK arasına sıkışan kardeşlerim ses beklemekte ve uzanacak el istemektedir. Bana kadar gelen bu talepleri Başbakan görmemekte midir? Bu kardeşlerim, bu vatandaşlarım seslerini çıkarmalı, teröre, feodal kalıntılara, millet altı yapılanmalara güçlü bir tepki göstermelidir. Biz onların samimiyetine inanıyor ve hepsini kucaklıyoruz. Bir de buluşan, Türk milletinde kucaklaşan kökü, mezhebi ne olursa olsun tüm kardeşlerimizi, tüm vatandaşlarımızı bağrımıza basıyoruz. Ayrılığa yüz çevirmiş herkesin sesi olmaya hazırız. Bölünmede fayda görmeyen herkesin nefesi olmaya varız. Yeni bir şuurla, yeni bir heyecanla, yepyeni bir hevesle Türk milletini ebediyete taşımaya azimliyiz.” dedi.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz