Son Dakika
23 Kasım 2017 Perşembe

Aydilge, Yeni Albümüne İkinci Klibi Çekti

Yeni albümünün 2. klibini çeken Aydilge “Ben kolaya kaçıp da insanların ilkel duygularını kaşımıyorum, aksine onları kışkırtmaya çalışıyorum” diyor

16 Temmuz 2013 Salı, 09:32


.

 

Kendisini yaşam oburu olarak özetleyen Aydilge, yeni albümü  Yalnızlıkla Yaptım’ın ikinci klibiyle gündeme geldi. Onunla tanışmak için bunu bir şans bildim ve soluğu Aydilge’nin yanında aldım. Enerjisi yüksek ve farkında yaşayan bir kadın olan Aydilge’yle, albümünden geziye, sektörden kitap-dergi çalışmalarına birçok şey konuştuk. İşte uzun sohbetimizden kısacık notlar…

Yeni albümünün ikinci klibiyle ekranlardasın. Yine eğlenceli bir şarkı ve yazlık bir Aydilge görüyoruz.

Ülkemizde neşeli ve eğlenceli bir şeyler yapmaya çalıştığın zaman, sanki hayatın farkında değilmiş, sığmışsın gibi algılanıyor. Nedense hüzünlü, depresif şeyler sunmak çok moda. Hem eğlenceli ve hem de kaliteli olan işlere çok alışık değiller. Ben de kendi çalışmalarımda bunu yapmaya çalışıyorum. Bence ben, insanların mutsuz hallerini sömürecek trajik bir klipten, çok daha gerçekçi şeyler sunuyorum. Yine Ben Aşık Oldum harekete geç, aşık ol diyen bir şarkı. Kolaya kaçıp insanların ilkel duygularını kaşımıyorum, aksine onları kışkırtmaya çalışıyorum. İlk klibimde olduğu gibi bu klipte de Doğukan sevgilim rolünde bana eşlik etti. İlk klibin devam hikâyesi diyebiliriz. Diğer klipte de yine ikimiz kamera karşısına geçeceğiz.

Oğuzhan Uğur da klipte sana eşlik ediyor. Kimin fikriydi?

Oğuzhan çok iyi arkadaşım. Klipte yer almayı o isteyince, ben de çok eğlenceli olacağını düşündüm. Ters köşe yapmayı ve izleyenleri şaşırtmayı seviyorum. Bu yüzden tam da Doğukan’la yakınlaştığımız anda Oğuzhan ekranda beliriyor, daha sonra da Oğuzhan’la dans etmeye başlıyoruz. Klip bir anda başka bir seyre giriyor. Bu çalışmamızda pek ciddi değiliz. Her şeyin çok ciddiye alındığı, işlerin ölüm kalım haline geldiği şu günlere, bizce bir eleştiri…

Aslına bakarsan, ilk şarkın Yalnızlıkla Yaptım ’la herkesin diline dolanırsın diye düşünüyordum ama yine eğlenceli şarkın ilgi gördü.

Yalnızlıkla Yaptım benim için çok özel bir parça. Ben slow şarkıları daha iyi okuduğumu düşünüyorum ama nedense hep hareketli şarkılarım ilgi görüyor. O şarkımda klasik arabesk öğeleri yok. Klipte kadın aşkı gururla taşıyor. Biraz da kinayeli sözlere sahip. Günümüzde şarkılarda hep nefret söylemleri var. Belli ki nefret etmek en kolayı olduğu için bunu tercih ediyorlar. Bence bu söylemlerin aksine, insanlar birbirlerinin kalplerinden incitmeden çıkmalı, tıpkı Yalnızlıkla Yaptım’daki gibi…

Anneyle beraber şarkı yazmak nasıl bir tecrübe peki?

Aslında şarkıyı oturup beraber yazmadık. Onun şiirinden birkaç alıntı yapmak istedim ve annemden rica ettim. Çok güzel iki kilit cümle olduğu ve annemle gurur duyduğum için albümde onun ismini de yazdık.

Annesinin kızı mıdır peki Aydilge?

Yok, hayır değilim. Annem çok daha normal biridir. Hayata karşı çok daha tatminkârdır. Ben doyumsuzluğu ve tatminsizliği, ayıp olarak görmediğimden her şeyin tadına bakmak isterim. Bildiğin yaşam oburuyum. Ruhuna aykırı gelmeyen her şey yaşanmalı bence, zira dünyayı ilerleten şeyin tatminsizlik duygusu olduğunu düşünüyorum.

Ülkemizde alternatif müzik yapmak ayrıca bir efor istiyor. Hayıflandığın oluyor mu?

Radyoların çalması ve kliplerin dönmesi konusunda mücadele vermek beni çok yoruyor. Albüm için yeterince mücadele veriyoruz, bir de yayınlanma aşaması için çabalamak oldukça moral bozucu. İşimiz kolay değil, elektro gitar sesinden korkan bir halkız. “Keşke pop yapsaydım, daha iyi yerlerde olurdum” demiyorum ama “keşke müzik sektörünü şekillendiren insanlar, ne kadar büyük bir kısırdöngü yarattıklarını fark edip, kahraman olmak için adım atsalardı” diyorum. İnsanların seçme özgürlüğü varmış gibi davranıyorlar ama bize sundukları birbirine benzeyen isimlerden birini seçmek, asla özgürlük olamaz.

Bu güne kadar yazdığın dört kitap var. Üzerine çalıştığın yeni bir projen var mı?

Yeni bir kitabın üstüne çalışıyorum ama müzik çok vakit aldığı için şimdilik nadasa bıraktım. Bulumia Sokağı adlı kitabım İnönü Üniversitesi’nde sosyoloji bölümünde kaynak kitap olarak okutuluyor. Kitapta yediklerini kusarak topluma olan öfkesini gösteren bir genç kız görüyoruz. Bir diğer kitabımda da uyuşturucu ve aşk bağımlılığını işledim. Kitaplarımda karanlık bir yan hep oluyor ama buna rağmen umut ışığından da söz etmek mümkün. Kimse çirkin olduğunu düşünmezse, güzel olma ihtiyacı hissetmez. Kimse eksik olduğunu düşünmezse, bir şeyler satın alarak o boşluğu doldurmaya çalışmaz. O yüzden sistem insana devamlı eksik ve zayıf olduğunu dikte eder…

Bazıları para kazanır bazılarını ise para kazanır

Daha önce çevre projelerinde sıkça yer almış birisisin. Son dönemde, “Sanatçılar kendi işini yapsın” gibi söylemler gündeme geldi. Bu önermeye var mı bir cevabın?

Öncelikle Ajda Pekkan gibi bir insana sanatçı dendiği bir noktada sanata bakış açısı da belli oluyor zaten. İyi bir yorumcu ve sürekli estetik ameliyatı olup, vücudundaki kusurları kapatmaya çalışan biri. Bizse ona “super star” diyoruz. Bu bence çok önemli bir gösterge. En başta sanatçının yaratıcı olması ve toplumsal olaylara hassasiyet göstermesi gerekli. Ayrıca yapılan haksızlığa sessiz kalmamız, o durumu meşrulaştırır. Sistemler insanları kırarak, insanlar sistemleri kırarak gelişir ve bunun sonunda da; ya sistemi kıracaksın ya da kırılacaksın. Susarsan, sistemin yanında insanları kırıyorsun demektir. Ajda Pekkan’a çık biber gazı ye demiyorum ama Vali Mutlu’ya da gönderdiği teşekkür dolu mesajı da anlamıyorum. Bazıları para kazanır, bazılarını ise para kazanır. Para mı seni kazanıyor, sen mi parayı kazanıyorsun çok önemli. Medyayı şekillendiren Serdar Erener gibi bir insanın “Gezi’nin değil, ticaretin reklamcısıyım” gibi bir açıklama yapması her şeyi özetliyor. Sadece insanlar biraz daha farkında olsun istiyorum. Tecavüz sadece bedene yapılmıyor. İzlediğiniz, diziler-filmlerreklamlarla, dinlediğiniz müziklerle beyimize de tecavüz ediliyor. İşin kötü yanı bedene yapılanın farkında oluyoruz ama beynimizin maruz kaldığı durumu fark etmek her zaman mümkün olmuyor…

Bağımsız bir dergi zor şartlarda çıkıyor

Gitmeden kurucularından olduğun Sound dergisini de konuşalım…

Sound ülkemizdeki iki müzik dergisinden biri. Ses ve kayıt teknolojileri üstüne bir dergiydi ama ülkemizde müzik dergilerinin kalmamış olması, derginin içeriğini geliştirmemiz konusunda bizi teşvik etti. Bağımsız bir dergi o yüzden çok zor şartlarda çıkarıyoruz, ama hiçbir zaman vazgeçmiyoruz. Yakın bir zamanda dijitalde de müzik severlerle buluşacağız. Bu yaz dönemi için değil belki ama gündem biraz daha sakinleşirse eylül gibi internette de yayında olmayı planlıyoruz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz