Son Dakika
24 Kasım 2017 Cuma

04 Temmuz 2013 Perşembe, 01:47
admin
admin haberdokuz@gmail.com Tüm Yazılar

Yol Haritasının Sonu Nereye Çıkar?

AKP’nin “Çözüm Süreci” Nereye Gidiyor ?

Öcalan’ın yazdığı “ Türkiye’de Demokratikleşme Sorunları ve Kürdistan’a Çözüm Modelleri”,  bir başka deyişle “Yol haritası” doğrultusunda Müzakere masasına oturup genel çerçevede anlaşan AKP ile PKK uygulama ve atılacak adımlar konusunda uzlaşmazlığa düştü

Peki, ne oldu da adeta medya filosu ile başlayan, akillerden, artizlere başvurularak başlayan süreç  “error” verdi.

Bu noktaya gelmeden “hafıza-i beşer nisyanla maluldür “diyerek sürecin en başına dönelim…

*****

Öcalan’ın 3 aşamada sunduğu, AKP hükümetinin de bugün birer birer uygulamaya koyduğu na ülkece tanıklık ettiğimiz sürecin birinci aşaması, geçtiğimiz Mayıs ayının ilk haftasından itibaren PKK’nın gruplar halinde sınır dışına çekilmesiyle başladı. Bölücübaşı o “Yol haritasında” sürecin birinci Aşamasını: “PKK’nın çatışmazlık ortamını kalıcı olarak ilan etmesi. Bu aşamada taraflar provokasyonlara gelmemeye, güçleri üzerindeki kontrolü sıklaştırmaya ve kamuoyunu hazırlamaya devam etmeleri gerekir” diyerek özetledi.

3 perdelik AKP-PKK tiyatrosunda Öcalan dün Brüksel’de düzenlenen konferansa gönderdiği mesajda “Süreçte ikinci aşamaya geçildi. Sürece dair güvensizlikleri derinleştiren söylem ve pratiklerden herkesin uzak durması, çözüm sürecini çok fazla zamana da yaymadan somut adımların pratikleştirilmesi elzemdir”(29 Haziran 2013) diyerek AKP’nin üstüne düşen rolü oynaması gerektiğini istiyordu.

Aynı günde KCK’dan gelen açıklamada “sürecin doğru temelde ilerleyebilmesi için bizler üzerimize düşen görevleri yaparken, Türk devleti ve hükümeti ise maalesef üzerine düşen görevleri yerine getirmekte ketum davranmaktadır. Her ne kadar imha amaçlı operasyonlar durdurulmuş olsa da, yeni karakol yapımları, baraj inşaları, keşif faaliyetleri ve halk hareketlerini sindirmeye dönük girişimler arttırılarak devam etmektedir denilerek hükümetten 2.ve 3. aşamanın şartlarının yerine getirilmesi istendi.

ÖCALAN’IN YOL HARİTASINDAN SATIR BAŞLARI

Peki, ‘mevlidin firaklı yeri’ olan hem Öcalan’ın, hem KCK’nın ısrarla 2.ve 3. aşamaya geçilsin dedikleri bu süreçte onların beklentilerini karşılayacak ne gibi talepler var?

PKK’nın çekilmesine, eylemsizliğine karşı hükümetin, dolayısıyla Türkiye’nin tavizleri neler olacak?

Ne oldu da PKK 3 aydır eylemlerini büyük ölçüde durdurdu?

Esasen bütün bu suallerin cevabı müzakerenin “yol haritasında” açıkça görülmektedir. İşte tüm çıplaklığı ile Öcalan’ın 2009’da yazdığı “Yol haritasının” 2.ve 3. aşamasında PKK’ya ve kendine  ilişkin yapılacaklardan satır başları şu şekilde anlatmıştır

“*Hükümetin inisiyatifiyle TBMM’nin onayından geçmiş ve hazırlayacağı önerilerle hukuki engellerin kaldırılmasına yardımcı olacak bir Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’nun teşkil edilmesi.

*Komisyonun teşkilinde tüm taraflar arasında azami muvafakat aranacaktır.

*Yasal engellerin bu biçimde kaldırılması halinde, PKK yasadışı konumdaki varlığını ABD, AB, BM, Irak Kürt Federe Yönetimi ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin içinde bulunacağı bir kurulun denetiminde Türkiye sınırlarının dışına çıkarabilecektir.

*Daha sonra bu güçlerini kontrollü olarak değişik alan ve ülkelerde üslendirebilecektir.

* Bu aşamada önemli olan kritik nokta, PKK siyasi tutuklu ve hükümlülerinin bırakılmasıyla PKK silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesinin birlikte planlanmasıdır. “Biri diğersiz olmaz” ilkesi geçerlidir.

*Demokratikleşmenin anayasal ve yasal adımları atıldıkça tekrar silahlara başvurmanın zemini kalmayacaktır.

*Başta PKK’da görev almış olanlar olmak üzere, uzun yıllardan beri sürgün yaşayan, vatandaşlıktan çıkarılmış ve mülteci konumuna düşmüş olanların peyderpey yurda dönmesi başlayacaktır.

*KCK faaliyetlerinin yasallık kazanmasıyla PKK’nın Türkiye sınırları dâhilinde faaliyet göstermesine gerek kalmayacaktır.

*Her bakımdan legal demokratik siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetler esas alınacaktır.

Aşagıdaki maddelerde ise  Öcalan Yol haritasının 3.aşamasında kendine ilişkin yapılacakları şu şekilde sıralayor;

* Bu aşamalı planın hayata geçmesinde Abdullah Öcalan’ın konumu stratejik önem arz etmektedir. Planın Öcalansız yürüme şansı çok sınırlıdır. Dolayısıyla konumuna ilişkin makul çözümler geliştirilmek durumundadır.

Konumuma ilişkin olası önerilerimi şu şekilde sunmam mümkündür:

 *Hakikat ve Uzlaşı Komisyonu’nda geliştireceğim savunma temelinde özgür bırakılmam görev, iş gereğidir.

* Özgürlük çerçevesinde ama yukarıda adı geçen ABD, AB, BM, Kürt Federe Yönetimi ve Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle, gerekirse başka ülkeler ve güçlerin temsilcileriyle ittifak halinde, PKK başta olmak üzere Kürtlerle ilgili olan tüm çevreleri demokratik çözüme hazırlama ve planın gereklerine uyarlama konusunda görev yürütmem sağlanmalıdır.

* İkamet başta olmak üzere çeşitli ihtiyaçlarımın giderilmesi için destek sağlanması gerekir.”(Yol haritası s.88)

“ERROR”

Şimdi yol haritasının neden “error “verdiği üzerine basit bir zihin egzersizi yapalım

A)Hükümet PKK ile pazarlık yapılmayacağını, ülkeyi kaosa götürdüğünün farkına vararak hatasından döndü. Bir başka ifadeyle İyi niyet taşları örerek gittiği yolun chenneme çıktığını gördü.

B)Gezi olayları ile birlikte demokrat imajı sarsılan Erdoğan’dan AB ve ABD’nin desteğini çekmesi, Cumhurbaşkanlığı meselesi gibi diğer iç çekişmelerde de en büyük stratejik ortağı Gülen Cemaatinin desteğini çekmesi, dolayısı ile “yalnızlaşması” bahsedilen sürece büyük darbe vurdu. Yalnız kalan hükümetin, Gezi olaylarında bu kadar farklı ve değişik problemlerle uğraşarak vakti kalmadığı için halkı süreç konusunda ikna edemedi ve gereken kamuoyu inşasını gerçekleştiremedi. Sözde ‘akil takımı’nın toplantılarına Anadolu’nun her yerinde vatandaşların tepkiyle karşı çıkması çözülme sürecine “error” verdirdi.

SON PERDE”

Özetle;Öcalan ve KCK’nın ısrarla başlatılmasını  istediği 2. ve3 aşamanın şu veya bu sebeple sekteye uğramasıyla  Türkiye’nin ikili yapısının,hukuki(de jura) tesciline gidecek en önemli aşama bir süreliğine donduruldu.

Aksi halde, çadır tiyatrosunun sahneye konmaya devam edilmesi durumunda,  Yapılacak Yeni Anayasada   şu meallerde çıkacak hükümlerin konması kaçınılmaz olacaktır.

1: Türkiye Cumhuriyeti, Türk ve Kürt halklarından oluşmuş bir devlettir.

2: Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dilleri Türkçe ve Kürtçe’dir.

Yahut

“Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır” hükmü getirilerek Türk ibaresinin tasfiye edilmesi  ile vuku bulacaktır.

Bu aşamadan itibaren  artık “Türkiye” artık “Türkiye”değildir,Mülkün tapusu delinmiştir ve dahi mülke ortak getirilmiştir…

Hal böyle iken ,kan baronları ile müzakere edilerek yönetilen  süreci ,bu aşağılık çadır tiyatosusunu  mülkün sahiplerinin Yani Türk’lerin gözlerini avuşturarak izlemesini beklemesin!

Zira bu yol haritasının Türkiye’nin ”üniter“yapısını fedaratif yapıya, “Türkiye Fedaral Cumhuriyeti’ne dönüştürülmesi anlamına geleceği unutulmamalıdır. Bu şekildeki bir yapının da ülkedeki mevcut  kaosun derinleştireceğinin, etnik temelli çatışma ihtimallerini ortaya çıkaracağını söylemek için kahin olmaya gerek yoktur.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz