Son Dakika
22 Eylül 2017 Cuma

Bahçeli Verdi Veriştirdi!

Bahçeli düzenlediği basın toplantısında gündeme yönelik değerlendirmelerde bulundu.

01 Temmuz 2013 Pazartesi, 21:21

Bahçeli, karakol yapımını eleştirenlere tepki göstererek; “Karakol yapımına karşı çıkanlar aslında Türk devletine ve Türk milletine kin ve nefret duyan bir avuç eşkıyadan başkası değildir. Ve bunlar ülke gündemini karartmak, kana bulamak üzere Lice’yi basamak yapmışlardır” dedi.

‘BAŞBAKAN ERDOĞAN GAZZE’DEN ÖNCE KERKÜK’E BAKMALI

‘Birkaç gün önce Irak’ta Türkmenler’e yapılan saldırıya değinerek basın toplantısına başlayan Bahçeli, “”Türkmen kimliği, Türkmen varlığı ve Türkmen şuuru kanlı emellerin hedefindedir. Filistin’den Myanmar’a kadar uzanan geniş bir coğrafi sahada yaşanan mezalim ve mütecavizlikleri ağzından düşürmeyen Başbakan Erdoğan, sıra Türkmenlere gelince nedense üç maymunu oynamakta, suskun kalmayı tercih etmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla Türkmenlerin etnik temizliğe tabi tutulup çok vahim baskı ve dayatmalara maruz kalması Başbakan ve hükümeti için önemsiz ve üstünde durulmaya değmeyecek kadar sıradan bir konudur” diye konuştu.

Bahçeli, Irak Türkmenleri’nin dayanacak mecallerinin kalmadığını dile getirerek şunları söyledi:”Irak Türkmenleri’nin sabredecek halleri kalmamıştır. Dört bir koldan sarılmışlar, dört bir koldan ateş altına alınmışlardır. Türkmenlerin eritilmesi ve benliklerinden taviz vermeleri amacı ile başta peşmerge terörü olmak üzere bölgesel ve küresel barbarlar zulüm ittifakında buluşmuşlardır. Son bir yıl içinde özellikle Tuzhurmatu’da 30’un üzerinde meydana gelen kanlı saldırılar sonucunda sayıları 500’ü aşan soydaşımızın canından olması bunun bir sonucudur. Maalesef Kerkük diken üstündedir, Musul sıkıntı içindedir, Altınköprü’nün boynu büküktür. Kısaca Türkmeneli boydan boya belirsizlikler ve talihsizlikler içinde kıvranmaktadır. Üzülerek müşade ediyoruz ki Bağdat yönetimi Türkmenlerin can ve mal güvenliğini sağlama alma konusunda henüz etkili bir tedbiri devreye koymamıştır. Bu durum görmezden gelinemeyecek kadar dikkate değer bir eksiklik ve zaaftır. Soydaşlarımızın hayatlarının tehlike altında olmasından dolayı doğdukları yerden göçmesi, Türkmen kentlerindeki nüfus yapısının bozulmasına yol açmaktadır. Kaldı ki en başta peşmerge yönetiminin isteği de budur.

Asırlara meydan okuyan Türkmen kentlerindeki nüfus dengesinin soydaşlarımızın aleyhine olacak şekilde değişmesi Barzani ve çetesini biraz daha emellerine yaklaştıracaktır. AKP hükümeti Erbil ve Bağdat arasına sıkışan Türkmen kardeşlerimizi kaderine terk etmemeli, küresel projelerin zorbalıklarına bırakmamalıdır. Hükümet soydaşlarımızın yaşadığı ızdıraplarla ilgili BM ve diğer uluslararası platformlarda temas ve girişimlerde bulunmalı dikkatleri Türkmenlerin feryatlarına çevirmelidir. Başbakan Erdoğan Gazze’den önce Kerkük’e, Şam’dan önce Tuzhurmatu’ya ve Türkmeneli’nin feryatlarına bakmalı ve samimiyetle yakınlık göstermelidir. Irak merkezi yönetimi Türkmenlerin çağrılarına kulak vermeli ve gereğini de acilen yamalıdır. Eğer güvenliği sağlama konusunda yetersiz kalacaksa bu durum karşısında Türkmenlerin kendi kendilerini emniyete alacak özel birlik ve mekanizmalar kurmalarına ön ayak olmalıdır. Türk milleti soydaşlarının yanındadır. Herkes yerini ve haddini bilmelidir ki mavi zemin üzerindeki ay yıldızlı bayrağa soldurmaya çalışanların karşısında Türk dünyası tek yürek olacak ve buna izin vermeyecektir. MHP olarak Türkmen kardeşlerimizin yanındayız ve her daimde böyle kalacağız. Unutulmasın ki Kerkük Türkün kaderidir, Tuzhurmatu Tüktür, Türk olarak yaşayacaktır. Türkmenlik bayraktır, bağlanıştır, vefadır, tarihtir, kültürdür ve sadakat nişanesidir. Saldırgan niyetler, teröristler, Türkmen kanından geçinen vampirler yaptıklarının hesabını gün gelecek vermek zorunda kalacaklardır. Türkmen kardeşlerimiz merak buyurmasın, Türk milletinin gözü, gönlü, aklı ve duası kendileriyledir. Ne Başbakan Erdoğan ne kardeşi Barzani ne de bir başkası bu gerçeği değiştiremeyecektir.”Bahçeli, 25 Haziran’da Tuzhurmatu’da intihar bombacılarının saldırısına kurban giden Irak Türkmen Cephesi Başkan yardımcısı Merhum Ali Haşim Muhtaroğlu ile Selahaddin Vali yardımcısı Merhum Ahmet Koca başta olmak üzere hayatlarını kaybeden tüm vatandaşlara başsağlığı diledi.

‘KANUN MADDESİ DEĞİŞTİRİLEREK DARBE ÖNLENMİŞ SAYILAMAYACAKTIR

‘TSK İç Hizmetler Kanunu’nda yapılması gündemde olan değişiklikle ilgili düşüncelerini açıklayan Bahçeli, şöyle konuştu:”Türkiye ara rejim dönemlerinden askeri müdahale dönemlerinden ve demokrasinin sansürlediği kişisel özgürlüklerin baltalandığı karanlık yıllardan çok geçmiştir. Parlamenter sistemin kapısına silah zoru ile kilit vurulması, millet iradesinin cebren ve hile ile tahakküm altına alınması ülkemize hiçbir şey sağlamamıştır. Daha da önemlisi darbe dönemlerinin sosyal, siyasal ve ekonomik kaynaklı faturası bir hayli ağır olmuştur. Darbenin engellenmesi adına ilk ve en geçerli çare demokrasinin güçlendirilmesi, siyasi ve demokratik kültürün yaygınlaştırılması ve zenginleştirilmesidir. Kanun maddesi değiştirilerek darbe önlenmiş sayılamayacaktır. Zaten darbeyi kafasına koymuş darbecilerin hukuka riayet etmek gibi bir kaygıları da olmayacaktır. Hukukta oynamalar yaparak, özel yetkili mahkemeler kurarak, darbeci izi sürecek ara rejim meraklılarının tamamen caydırılması da söz konusu değildir.

Bildiğiniz gibi AK Parti çok ilginç bir zamanlama ile TSK İç Hizmet Kanununda bazı değişiklikler yapmak amacıyla harekete geçmiştir. Hazırlanan kanun tasarısında özellikle iç hizmet kanununun umumi vazifeler başlığı altında yer alan 35’inci maddesiyle birlikte askerlik tarifini içeren ikinci maddesinde askerlerin siyaset yapma yasağını düzenleyen 33’üncü maddesindeki değişiklik öngörülmüştür. AKP 35’inci maddeyi budayarak sözüm ona darbeye hukuki zemin olabilecek mazeretlerinde ortadan kalktığına dönük bir algı, anlayış tesis etmeye çalışmıştır. Bu maddede yer bulan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazifesi olarak; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumak görevi kaldırılmıştır.

Bunun yerine, TSK’ya; yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askeri gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yurt dışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmak görevi yüklenmiştir. Hükümetin tasarısında iç tehditlerin artık kalmadığı ve tamamen dikkatlerin dışarıya verildiği anlaşılmaktadır. 35’nci maddenin bu yeni hali açıkça PKK’ya ve bölücü çevrelere bir tavizdir. Oslo’dan İmralı’ya kadar teröre sunulan ödünlerin ileri bir adımıdır. AKP hükümeti iç tehditlerin bittiğine nasıl ve hangi verilerle karar verebilmektedir? Terör sorunu sona ermiş midir, bölücülük tehdidi kalkmış mıdır? Türkiye huzura kavuşmuş, dirlik ve düzene ulaşmış mıdır? Takdir edeceğiniz üzere, bu sorulara verilebilecek en ufak olumlu bir cevap dahi yoktur. Nihayetinde İç Hizmetler Kanunu’nda yapılması gündemde olan değişiklik bölücü teröre bir ikramdır, bir ödüldür. Hükümet sarsıla sarsıla, eğile büküle her gün biraz daha acziyet ve mahkûmiyet içinde hainleri memnun etmiş, gönül ve heveslerini okşamıştır. PKK bastırmış, zorlamış, dayatmış Başbakan ve hükümetinden yeni bir taviz koparmıştır. Hiç kimse yapılması planlanan bu değişikliği demokrasinin gereği olarak izah etmeye kalkışmamalıdır. Askerlik tarifini içeren 2’nci maddenin değişikliğe tabi tutulması da hazmedilmesi ve makul bulunması kolay olmayacak bir gaflettir. Kanunun mevcut hali askerliği; Türk vatanını, istiklal ve Cumhuriyetini korumak için harp sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyeti olarak tanımlarken, hazırlanan yeni tasarıda askerlik, yalnızca harp sanatını öğrenmek ve yapmakla sınırlandırılmıştır.”Milli ve manevi değerlerden soyutlanmış ve sadece harp üzerine bina edilmiş askerlik tanımının, Türk milletine ve Türk devlet felsefesine aşırı ölçüde ters olduğunu öne süren Bahçeli; “Acaba Başbakan ve hükümeti, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yavaş yavaş tasfiye ederek askerlik hizmetini taşeron güvenlik şirketlerine mi devredecektir? Kutsal vatan nöbetini anlamsızlığa ve boşluğa mı sürükleyecektir? Millet ordusu olan TSK’yı, parayı bastıranın emrine mi verecektir? Son değişiklik teklifleri ister istemez bizim aklımıza bu soruları getirmektedir” dedi.

KARAKOL YAPIMI

Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en sancılı dönemini yaşadığını öne süren Bahçeli, “Türkiye, AKP sayesinde felaketin kıyısına kadar gelmiştir. Milli birliğimiz, milli kimliğimiz, bölünmez bütünlüğümüz ve milli varlığımız korumasızlığa ve savunmasızlığa terk edilmiştir. Başbakan Erdoğan ve bebek katili, kuruluşundan 90 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kimliğini silmek, kurucu iradesini yok etmek ve kuruluş esaslarını yıkmak için pazarlık masasına oturmuşlardır. Müzakere edilen Türk milletidir. Müzakere edilen Türk vatanıdır. Müzakere edilen Türkiye’dir” diye konuştu.MHP lideri, Türkiye’nin BOP’un deney sahası haline geldiğini iddia ederek, şunları kaydetti:

“Başbakan ve İmralı canisinin müşterek çalışmalarıyla bir araya getirilen 63 adet akıl fukarası, kendilerine verilen iki aylık süreyi epey bir aşarak 26 Haziran günü Başbakan Erdoğan’la Dolmabahçe Sarayı’nda toplanmışlardır. 4 Nisan’da yola çıkan 63 akıl ve vicdan yoksunu, faaliyetlerini raporlaştırarak Başbakan Erdoğan’a sunmuşlardır. Bu 63 sözde akil insan, dere tepe düz gitmiş, geceyi gündüze katmış, şehir şehir dolaşmış, toplantılar ve ziyaretler yapmış, beş yıldızlı otellerde ağırlanmış, âlemlere dalmış, lükse batmış, sonunda seferden dönen Haçlı kalıntıları gibi yorgunargın bir şekilde Başbakan’ın huzuruna çıkmıştır. Sözde akillerin final toplantısı bizim açımızdan malum olan niyet ve yüzlerini tekraren deşifre etmiştir. Başbakan Erdoğan ve İmralı canisinin ortaklaşa tanzim ettikleri sefer emriyle yollara düşen 63’lükler; PKK’nın bir uzvu ve yan kolu gibi faaliyet göstermişler, hatta kendilerini ispat edebilmek ve İmralı takdirnamesine hak kazanabilmek için tüm hünerlerini sergilemişlerdir. PKK ne istemişse 63’lükler de istemiştir. PKK neyi buyurmuşsa, 63’lükler bir adım ötesine geçmiştir. Bunlar arasında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Grubunun ayrı ayrı düzenlediği rapor hakikaten de akıllara durgunluk verir türdendir. PKK’ya bu kadar sevdalanan, Türk’e ve Türk milletine bu denli düşmanlık besleyen sözde akiller, acaba ne zaman Kandil’de kendileri için rezerv edilen inlere yerleşecekler, mekaplarını giyerek dağlarda, bayırlarda elde kalaşnikof gezeceklerdir? Sözde Akil İnsanlar Heyeti, kimin nam, hesap ve yararına çalıştığını şüpheye yer bırakmayacak kadar netleştirmiştir. Geldiğimiz bugünkü aşamada İmralı canisinin dışarıya çıkmasına bile gerek kalmamıştır. Çünkü caninin fikirleri, hedefleri 63 bedene bölüştürülmüş, 63 ayrı zihne yerleştirilmiştir. PKK’nın da Kandil’den inmesine gerek yoktur. Zira PKK Dolmabahçe Sarayı’ndadır, Başbakanlık’tadır, TBMM koridorlarındadır, üniversitelerdedir, sokaklardadır, meydanlardadır, şehirlerdedir, belediyelerdedir.

“‘BAŞBAKAN LİCE’DE OLANLARI GÖRMEZDEN GELMEKTEDİR

‘Lice’de yaşananları değerlendiren Bahçeli, “Karakol yapımına itiraz edenlerin taşlı, sopalı, molotoflu ve silahlı saldırılarla PKK’nın peşine düşmeleri provokasyon olmayacak, güvenlik güçlerimizin meşru müdahale ve savunması kışkırtma olacak, süreci sakatlama adımı olarak itham edilecektir. Başbakan Erdoğan; Gezi Parkı olaylarında, başta Taksim olmak üzere, yurdumuzun değişik bölgelerinde yakıp yıkan, kırıp döken teröristlere, barbarlara ağzına geleni söylerken, Lice’deki hadiseleri niçin görmezden gelmektedir? PKK’nın Meclis ayağı BDP, ‘hükümet adım at’ sloganıyla da terör ve bölücülük kalkışmasına yeni bir kılıf bulmuştur. Komşu coğrafyalar kavrulurken, Suriye ve Mısır alev alev yanarken, Türkiye’yi de benzer bir akıbete çekmeye çalışan alçaklar daha inatçı bir şekilde devreye girmiştir. Savaş sözleri iyice alenileşmiştir. PKK’nın kan tutkusu tekrar nüksetmiştir. Bunun için durmadan tahriklerini sürdürmektedir. Hatta sınır dışına çıktığı sanılan caniler, şimdi de bir uzman çavuşumuzu kaçırmışlardır” dedi.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz