Son Dakika
20 Kasım 2019 Çarşamba

Demokratik hakkını arayan herkes askerimdir

Mustafa Keser, askerlerini anlattı.

30 Haziran 2013 Pazar, 11:44

Sahnede 50 yılı geriden bırakmış bir usta sanatçı Mustafa Keser. Repertuarı ve performansı rekorlar kırıyor, 7’den 70’e herkes tarafından çok seviliyor. Geçtiğimiz ay yaşanan Gezi Parkı olayları sırasında adını bir duvar yazısında görünce merak ettik, ziyaretine gittik. “Mustafa Keser’in Askerleriyiz” ne demek, kendisine sorduk…

Silivri’deki yazlığında ziyaret ettik Mustafa Keser’i. Ekrandan nasıl biliyorsanız öyle, güzler yüzlü, misafirperver, tatlı dilli. Hâl hatır ettik, denize karşı kahvemizi içtik ve sorduk, “Kimdir sizin askeriniz, bu yazı ne anlama geliyor?”. Bol ‘bip’li, esprili cevaplar ve kahkahalar hemen aşağıda…

– Adınızı duvarlarda görünce, ne hissettiniz? “Ne askeri?” dediniz mi?

Bir şey hissetmedim de, ne anlama geldiğini anlamaya çalıştım. Neden böyle bir şey yazdıklarını öğrenmek istedim. Müzikle ilgili değildi, şaşırdım. Bağlantı kurmaya çalıştım, anlamak istedim. Sonra da buldum.

– Neye ulaştınız, neden yazmışlar? 
Başka bir şey anlatmaya çalışıyorlar. Bir delikanlı benimle alakalı bir yazı yazmış daha önce, sağ olsun iltifat ediyor. Çok da güzel bir yazı. Çıkış noktası bu, hususiyetlerimden bahsediyor. Gayet iyi tanıyor beni, birleştiriciliğimden, demokratlığımdan bahsederek, övüyor. Yıllar içindeki duruş, oturuş, kalkışımdan etkilenmişler. Buradan hareketle ‘Mustafa Keser’in askerleriyiz’ demişler. Laik, Atatürkçü, dinini bilen, Allah’ını tanıyan, Umre yapmış biriyim. Abbas yapan biriyim bir de.

– ‘Abbas yapmak’ nedir?
‘Abbas’ diye şarkım var ya, onu söylerken çilingir sofrası da kurarım. Bahsettiğim metinde bu da var, muhafazakâr kanalda çilingir sofrası kurduğum yazıyor.

– Birleştiricisiniz!
Öyle görüyorlar, eksik gördükleri konu bu. Dinine bağlı ama dünyadan elini eteğini çekmemiş biri, çilingir sofrası kursa da dini vecibelerinden vazgeçmemiş bir adamım. Örnek göstermişler.

‘KERATALAR BENİ YAKACAK’ DEDİM

– Bu kadar olayın içinde, adınızı görünce, “Başım belaya girer mi acaba?” dediniz mi?
(Gülüyor) İşin esprisi de var, “Keratalar yakacak beni” dedim. “Ne alaka” dedim. Hafif bir tedirginlik de oldu. Yazı çok güzel ama.

– Sizin askeriniz olsa kim olurdu?
Polise taş atan, Molotofkokteyli atan benim askerim olamaz; demokratik hakkını arayan, protesto hakkını kullanan herkes askerimdir. Her zaman onların yanındayım. Kim olursa olsun, işi şiddete, teröre götürenle işim olmaz.

– Siyaseten nerede duruyorsunuz?
Hangi görüşte olduğumu hiç söylemedim elbette bir duruşum var. Ana temel kuralı, kim bu ülke için çalışıyor, dinime imanıma sahip çıkıyorsa, dilimi koruyorsa onların yanındayım. Parti adı ne olursa olsun. Bu iktidarın da hoşuma giden veya gitmeyen tarafları var, genelde iyi işler yapıyorlar. Yanlış da yaptıkları oldu. Bir kişi hiç yanlış yapmadığını söylüyorsa, yanılır. O zaman iş yapmıyordur, iş yapılan yerde hata da olur. İnsanız hepimiz. Hatanın ne olduğu önemli. Eski iktidarlar zamanında da ülke aleyhinde iş yapan kimse olduğuna inanmıyorum. Yanlış karar verilebilir, ferdi olarak kötü işler yapan vardır tabii. Onlarca Türk devleti kurulmuş, hep nifakla yıkılmış.

– Ülkeyi karıştıranların dış mihraklar olduğuna inanıyorsunuz yani!
Bunu bilmek için ulema olmaya gerek yok, onların hedefleri, projeleri yüz yıllık. Biz 5 yılı bile planlayamıyoruz. Bir yerleşim bölgesi yapılıyor, binlerce konut inşaatı var; adam iki şerit yol yapıyor. Baştan yapsana dörder şerit, sonra ha bire inşaat! Beyinsizlik, o yolun yetmeyeceğini çocuk bile bilir.

– Gençlere ne diyeceksiniz?
O olaylarda beni en sevindiren nokta gençler oldu. Eskiden koyun gibiydiler, son yıllarda yetişen gençler hakkını demokratik yollarla arıyor. Bilinçli çocuklar, eylemlerine olaylara siyasi bir boyut katmamak için azami gayret gösterdiler. Kültürümüzü, sanatımızı daha iyi öğrensinler isterim. Adam gidiyor oğluna gitar alıyor, bağlama alsana! Kenarı yırtık pantolon, yarısı sarı yarısı kırmızı saç bizim kültürümüz değil. Batıcılık sevdası, o fotoğraf çekici geliyor. Ben de biliyorum gitar çalmayı!

MÜZİĞİN KÖTÜSÜ OLMAZ

– Nasıl oluyor da her kesim tarafından bu kadar seviliyorsunuz?
Sanırım Allah’tan. Hangi işi yaparsanız yapın halktan kopuksanız başarma şansınız yoktur; hele de müzikle uğraşıyorsanız. Kendi kültürünüzden, örf ve ananenizden ayrılırsanız kabul görmezsiniz. Türklüğümden, dinimden, imanımdan kopmadım; halkın yüzde 100’üne yakın bir kesim tarafından seviliyorum. 5 yaşından 95 yaşına kadar. Yaşım ve müziğim itibarıyla bazı kesimlere ulaşmadığımı düşünenler olabilir; öyle değil!

– Sizi dinlemeyenler de sizi seviyor.
Tabii ki! Bizi dinlemeyen zaten bir süre sonra dinliyor muhakkak. ABD’de yaşayan bir dostumun kızı, Türkçe müzik bile bilmiyormuş ama beni dinliyormuş, seviyormuş. Kargadan başka kuş tanımayan tutucu kesimler var, entel-dantel takımı; onlar beğenmeyebilir. Müziğin kötüsü olmaz.

– Yapmayın!
Kötü icraat vardır. Müzik güzel şeydir, ancak kötü icraatı dinlemezsin. İyi müziği dinlerim ben, o dili bilmesem de. Yabancı gitarla anlatır duygusunu, ben bağlamamla. Amaç aynı araç farklıdır. Bak telefonumu çaldır ne duyacaksın…

– Nasıl çalıyor melodiniz?
Frank Sinatra’dan sonra gelen en iyi ses, Perry Como. Öğrencilerim “Ne dinleyelim?” diye soruyorlar, bunu öneriyorum. Müthiş değil mi? Olağanüstü. Bunu dinlememek için hayvan olmak lazım. Hayvana bile dinletsen havaya girer ayrıca.

– Bazı çiftliklerde daha iyi verim almak için hayvanlara klasik müzik dinletiyorlar ya!
Doğrudur, iyi müzikten her canlı anlar. Seni alıp götürür iyi müzik, işten çıkıyorum, arabada dinliyorum, iliğim kemiğim dinleniyor. Huzur buluyorum.

– Kaç yıldır şarkı söylüyorsunuz?
50 yılı geçti. 48 yılı da profesyonel olarak, 66’dan beri sahnedeyim. Hiç ara vermeden!

– Bir rekor mu bu?
Rekor mudur bilmiyorum. 40 yıldır sahnede olan çok kişi vardır ama ne kadar zamanı müziğe ayırdın, ona bakmak lazım. Toplasan 10 yılı bulmaz. 30 yaşında biri vardır 20 yıldır müzikle uğraşıyordur, kilometreye bakmak lazım. Hiç kopmadım, her gün 3-5 saatim çalışmakla geçer. 30 yıl kadar her gece sahnedeydim, son on yıldır da haftada 2 gece sahnedeyim.

PENGUEN GİBİ DİZİLİRDİK

– Türk müziği neden dinlenmiyor deniyor, neden programlar yok ekranda?
Özel kanalların derdi ayrı ama bugün Türk müziğinin gerilemesinin baş müsebbibi TRT’dir. Ben de eski TRT sanatçısıyım, zamana ayak uyduramadılar. Ayakta, android gibi, penguen gibi diziyorlardı bizi.

– Aman penguen demeyin!
Tamam, diziyorlardı bizi; ‘Ayva Çiçek Açtı Yaz mı Gelecek?’ derken, şarkıyı kesiyorlardı. “Neden?” diye sorunca, “Gülümsediniz de ondan” diyorlardı. E, şarkı neşeli ne yapalım, ağlayalım mı? (Gülüyoruz) Bu zihniyetle ne yapalım? Bir ara darbukayı da kaldırdılar, gürültü yapıyor diye. Geri zekâlılık değil mi, ritmi kaldırmak! O sırada Orhan Gencebay çıktı, arkaya dizdi darbukaları, kemanları, kösleri; aldı götürdü. Çığır açtı.

– Arabesk patladı!
Orhan Gencebay arabesk falan değildir. Türk müziği yapar. Arabesk diye bir müzik de yok, kim icat etti, nereden geldi?

– Bana sormayın, bilmiyorum! 
(Gülüyor) Korkma, sana kızmadım! Arap müziği çok güzeldir. Şarkının içine ne kadar eder ve rezil edersen, müzik, prozodi ve Türkçe olarak, kuşa döndürürsen; ona arabesk denir. Arabesk takımının yaptığı icraat odur. TRT kötü icraatları yasaklamıştı. Kendi kendilerine icat ettiler o terimi. Şarkının sözünü bilmesem, anlamak mümkün değil. Aslı kalmıyor, rezalet. Çok kötü! Lisanın neyse şarkıdaki lisanın da o olacak. Eğip bükmeyeceksin kelimeleri. Popçu takımı da yapıyor bunu.

 

– Popçulara da mesaj gitti!
Hepsine değil, ülkede bir Fatih Erkoç, Kayahan gerçeği var. Gerçek ustalar var. Zibidi takımından bahsediyorum.

– Eh şimdi de “Zibidi” dediniz!
Zibidi derken kimi kast ettiğimi biliyorlar, onlar işi bozanlar. İşini yapanlar ütsüne alınmaz. Fatih Erkoç mesela dünya çapında bir sanatçıdır.

– Mendiliniz de elinizden düşmedi!
Hanım verdi yıllar önce, terliyorum diye. Dantelli mendil koydu cebime. Sembol oldu.

– Aman “Sembol” de demeyin!
Tamam, HBB kanalındaydık o zaman. Bak Türkçe bile okumuyoruz televizyon isimlerini. “Eyçbibi” nedir?

– Eşiniz hep destek size, bu anlamda da örneksiniz. Mutluluk sırrınız nedir?
35 yılı geçtik. Artık torun sahibiyiz. Örnek olmak zorundayız, sanatçıyız biz. Kelaynak türünden bir adamım işte, insanların dikkatinden kaçmıyor. Yamuğu olmamış, çentiği olmamış kaç adam kaldık? Bazı gençlerin evlilikle ilgili düşünceleri sinirimi bozuyor. “Evlilik iyi bir kurum olsa bu kadar boşanma olmazdı” dedi bir oyuncu geçenlerde ağzını büke büke. Terbiyesiz! Senin göstereceğin 5 boşanmaya karşılık ben sana bin 500 mutlu evlilik gösteririm. “Bana göre değil” dese, anlarım. “Sıkıldım, boşandım” diyor. Rezalet! Anlayışa bak, önceden tartaydın ya kendini. Zafer hasar ister, “Aldım pabucumu gidiyorum” ne demek? Önemli bir sebebin varsa boşan tabii ama ekrana çıkıp saçma sapan konuşma. “Düzeyli ilişki” deniyor, ne demek bu? Eskiden bunun adı ‘Dost tutmak’tı.

‘ONUN ARABASI VAR’I DİNLEYEYİM DEMEZSİN

– 50 yılda hiç yıldığınız oldu mu?
50 kere batıp çıkmışımdır ama sanatımda hiç geriye gitmedim. Adım adım ilerledim, tosbağa gibi. Sanatıyla gündeme gelemeyen medyada yer aradı, hep işimle gündemde kalabildim çok şükür. İyi bir sanatçıyım, 13 yıldır albüm yapmadım ama icraatım iyi. Allah’a şükür, hep program yaptım. 20 yıldır gazinom açık. Yaş ortalaması 30 yaş ve altı, bu da rekor. Kim demiş gençler dinlemez diye? Türk müziği dinlenmez diyen geri zekâlılara da kapak olsun. Pop okumuyorum.

– Okumaz mısınız?
Hayır, ama eserlerimi uyutur gibi söylemiyorum. Mustafa Sandal kusura bakmasın ama ‘Onun Arabası Var’ mı dinlersin, ‘Kalbimin Sahibi Sensin’i mi? Gidip müzik dinleyeceksin diyelim, ‘Arabası Var’ dinleyeyim demezsin… Mustafa kardeşimi çok severim ayrıca.

– Kimin programına gidersiniz?
Kaşlarımı kaldırıp indiriyorum, anlaşılıyor mu? Kimseye gitmem ama Perry Como tarzında biri gelsin gideyim, dinleyeyim.

– Hiç havalara girmediniz mi bu kadar ünlenince?
Sanatçı gibi yaşamadım hiç. Yağdanlık da yapmadım halka, “Beni siz yarattınız” demedim ama herkesten çok sevildim. Öyle söylememe gerek yoktu, işimi iyi yaptım, yetti. 5 yaşında ilk konserimi verdim. Baba tarafından en çirkin sesli bendim, düşün artık.

– 5 yaşında ne söylediniz?
Diyarbakırlı Celal Güzelses’le sahneye çıktım. Şalvar giymiştim, sandalyeye çıkıp söylemiştim. Babam keman çalmıştı, Selahattin Pınar’dan ‘Kalbim Yine Üzgün Seni Andım Derinden’i söylemiştim.

– Hafızanız müthiş, en fazla şarkıyı sizin bildiğiniz söyleniyor.
Özel bir durumum yok, bildiğim şarkılara bile en az yüz kere bakmışımdır. Hafıza tembeldir. Bilgini tazeleyeceksin, özel imalat değilim. Allah’ın verdiği özel kabiliyetlerimiz, zekâmız var ama zaten olması gereken de çok çalışmak. Çok çalışmak gerekir. Bilgi ve beceriyle donatacaksın kendini.

– Ne dinlersiniz?
Güzel icra edilmiş her şeyi dinlerim. Benim ve müziğin kriterlerine göre iyi olacak. Sanatın kriterlerine uyacak. Zaten insanlar doğrudan sanatçıyı sevmez, ilgi müziğedir, şarkıyadır. O şarkıda kendinden bir şey bulur. Öyle ipe sapa gelmez adamlar var bakın sesi de kötü ama şarkısı rekorlar kırıyor. O şarkıda bir kelime vardır, yeter. Onlarca şarkım var, müzikal anlamda çok iyi şarkılarım olsa da, ‘Aklımda Fikrimde Hep Sen Varsın’ en çok dinleniyor. Üzerine de iyi bir ses ve icra varsa, yıllarca söyleniyor.

Akşam/ Şenay Yıldız

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

escort izmir izmir escort porno izle türk porno porno escort izmir porno izle travesti porno izmir escort türkçe porno üvey anne pornosu
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
bedava bonus veren bahis siteleri bedava bonus