Son Dakika
19 Ekim 2017 Perşembe

Solingen katliamı anılıyor

29 Mayıs 2013 Çarşamba, 09:15

 

Aşırı sağcı dört kişi Almanya’nın Solingen kentinde 29 Mayıs 1993 tarihinde Türklerin oturduğu bir evi ateşe vermişti. Yangında aynı aileden 5 kişi hayatını kaybetmişti

20 yıl önce Solingen şehri Almanya’da ve dünyada yabancı düşmanlığı ile adını duyurmuştu. Aşırı sağcı gruplar tarafından yapılan kundaklama sonrası 2 kızını, 2 torununu ve bir yeğenini kaybeden Mevlüde Genç, o zaman 50 yaşındaydı.

20 sene sonra tekrar konuşan Mevlüde Genç acısının hâlâ dinmediğini belirtiyor: “O günden beri aynı acıyı yaşıyorum, aynı acıyı çekiyorum bir anne olarak. Mezara kadar devam edecektir benim bu acım.”

Hislerini en iyi anadilinde açıklayabildiği için Türkçe konuşmayı tercih ediyor. Genç, 1973 yılında çalışmak için Türkiye’den Almanya’ya geldiğinde, Almanca bilip bilmemesi çok da önemli değildi. Zira Almanlar çalışmak için bu ülkeye gelen misafir işçilerin günün birinde ülkelerine geri döneceğini düşünüyordu. Misafir işçiler kendilerinden bekleneni yerine getirdi ve işlerine odaklandı. Birçok işçi gibi Mevlüde Genç de ailesinin geçimine yardımcı olmak için temizlik işçisi olarak çalışmaya başladı.

 

Hâlâ Solingen’de yaşıyor

Şimdi 70 yaşında olan Mevlüde Genç ailesi burada olduğu için hâlâ Solingen’de yaşıyor. Evlerinin kundaklandığı 29 Mayıs 1993 tarihinin üstünden 20 sene geçmesine rağmen şehirde yabancı düşmanlığını hissetmek hâlâ mümkün.

Solingen İl Meclisi Göç Komisyonu’nun Yunan asıllı üyesi İonna Zaharaki, Solingen şehrinin son yıllarda hem aşırı sağcı grupların hem de aşırı İslamcıların gövde gösterilerine sahne olduğunu vurguluyor ve “11 Eylül’de ve sonrasında yaşananlar, ekonomik kriz ve buna bağlı toplumsal gelişmeler insanların önyargılarının artmasına, güvensizlik ve korku duymasına neden oldu. Özellikle aşırı görüşlerin yükselişe geçtiği şu günlerde daha fazla çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Ve toplum olarak çok dikkatli olmalıyız, çünkü söz konusu olan demokrasinin geleceği” şeklinde konuşuyor.

Solingen’de yaşayan ve bir Türk kadın derneğinde çalışmalar yürüten anaokulu eğitmeni Ayla Uzun da özellikle ırkçı terör örgütü Nasyonal Sosyalist Yeraltı’nın Almanya’da sekizi Türk dokuz göçmenin öldürülmesinden sorumlu olduğunun ortaya çıkmasından sonra, yabancı düşmanlığı konusunun sık sık gündeme geldiğini söylüyor.

‘Ya yine kundaklamaysa?’

Uzun “Başka Türk ailelerinin evlerinin yandığını duyduğumda hep ‘İnşallah yine bir kundaklama değildir’ diyorum. Aynı olayın tekrarlanabileceği korkusu hep içimizde var. Diğer yandan da bizim vergilerimizle ücretleri ödenen polis teşkilatının NSU davasındaki çalışma şekli bizi çok büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. 10 yıl boyunca etrafımızda üç kişi dolaşıyor ve birbiri ardına insanları öldürüyor. Ve yüksek teknolojilere sahip olduğunu söyleyen polis teşkilatı bu cinayetleri çözemiyor. İşte bu da bizim canımızı yakan başka bir konu” şeklinde konuşuyor.

Mevlüde Genç ise devletin yabancı düşmanlığını engellemedeki sorumluluğuna dikkat çekiyor:

“Benim büyüklerime çok görev düşüyor. Türk devletime, Alman devletime… Böylesi çirkin olaylar olmasın artık. Ufak tefek bir şeyler başlıyor, sinyaller başlıyor. Yabancı düşmanlığı çoğalmaya başlıyor. Bunları engellemelerini istiyorum devletlerimizden.”

Deutsche Welle Türkçe

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz