Son Dakika
18 Kasım 2017 Cumartesi

Türkiye’nin Borç Güdümlü Büyümesi

27 Mayıs 2013 Pazartesi, 13:28

Yaşar Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Erinç Yeldan, Türkiye ekonomisinin büyüme karakteristiğini inceleyen dikkat çekici bir makale kaleme aldı.  Hükümetin ekonomik rakamların halka anlatımında gösterdiği manipülatif ve sloganlarla yüklü diskurlara karşı bilimsel bir meydan okuma olan o makale şu şekilde:

“Geçtiğimiz on yıl süresince, ‘büyük dengelilik’ten ‘büyük durgunluk’a geçilirken, Türkiye ekonomisini “değişken ve düzensiz hareketlenmelere maruz kalan, aşamalı olarak havası azalan balon” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Eğer durum bu ise, asıl sorgulamamız gereken bu spekülatif büyümenin kaynağının ne olduğudur. (Ya da- okuyucularımızın izniyle, daha günlük deyimle: Bu balonu şişiren gaz kaynağı nedir?)

Cari İşlemler Açığının Büyüme ile Olan Bağının Zayıflaması

Türkiye ekonomisinin bu dönem boyunca ayırt edici olan özelliğinin büyüme oranı ve dış tasarruf (cari işlemler açığı) arasındaki (pozitif) korelasyonun neredeyse kalıcı olarak yüksek seviyelere ulaşması olduğunu düşünüyorum.

Belirtilmelidir ki, Türkiye geleneksel olarak yüksek cari işlemler açığı yaratan bir ekonomi değildi. Örneğin, verilere bakılacak olursa, 1990’larda milli gelirin büyüme hızı %3.6 iken, cari işlemler açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranı 1%’in altında seyrediyordu. 2003 yılından itibaren, yıllık cari açık %3-4 bandına yükseldi ve 2006’dan sonra %6’nın üzerine fırladı. 2009 yılında, cari açık azalırken, büyüme hızı, büyük durgunluğa paralel olarak, -%4.8 idi. Ancak, daha sonra, 2010 yılında, cari işlemler açığının milli gelire oranı tekrar artmaya başladı. Tablo 1’de sunulan veriler bu gelişmeleri yansıtmaktadır.

Tablo 1

2006 yılından itibaren, Türkiye ekonomisi pozitif büyüme elde edebilmek için yüksek (%6 üstü) cari işlemler açığı ile işlemeye (hareket etmeye) başladı. 2012 bu gözlemin netleştiği yıldır. Resmi kurumlar ve uluslararası finansal spekülatörlerinin ‘hafif düşüş’ senaryoları beklentilerinin aksine, bu dönem, Türkiye ekonomisinin dış borç güdümlü, ucuz ithalat cenneti ve iş gücü fazlası olan bir ekonomiye dönüşümünün başlangıcını temsil etmektedir.

Bir başka tehlike işareti ise borçların finansmanında kullanılan araçların kalitesinin düşük olmasıdır. Aşağıdaki tablo bu durumu özetlemektedir:

Tablo 2: Cari İşlemler Dengesi ve Seçilmiş Finansal Araçlar (Milyon $)

Verilerde görüldüğü üzere 2012 yılı cari işlemler açığının %91’i, rakamla 48.8 milyar doları, net portföy yatırımlarıgirişi ve kayıt dışı sermaye girişi (sözde net hata ve noksanlar) tarafından finanse edilmiştir. Ancak, geçmişe bakınca, 2010 ve 2011 yıllarında bu belirtilen araçların cari işlemler açığı içindeki oranı %40 civarında idi.

Portföy yatırımları ve kayıt dışı sermaye girişine dayanan sıcak para akışı sermayenin en dalgalı formu olmakla birlikte, aynı zamanda ani döviz spekülasyonları dalgalanmalarına karşı en hassas olanıdır. Bu tür spekülasyonlara dayalı sıcak para girişinden kaynaklanan sermaye girişleri, ulusal ekonominin reel sektörlerinde yaşanan aşırı dalgalanma ve belirsizliğe sebep olan ana unsurlarıdır.

Borç Güdümlü Birikim

2008 yılında Türkiye’nin milli geliri, gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 742.1 milyar dolardı. 52.5 milyarını kısa vadeli borcun oluşturduğu dış borç stoku ise 241 milyar dolardı. Tablo 3’te sunulan veriler Türkiye ekonomisininbüyük küresel durgunluk döneminde (2008-2012) dış borçlanma ve büyüme macerasını gözler önüne sermektedir.

Tablo 3.Türkiye’deki Borç Güdümlü Büyüme

2008’den 2012’ye, sözde büyük durgunluk devresi boyunca Türkiye ekonomisi 55.8 milyar dolar net ekstra dış borç biriktirmiştir. Yine aynı dönem süresince, Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılası 44.3 dolarlık kümülatif artışla 786.4 milyar dolara yükseldi. Bu da gösteriyor ki 2008’dan sonra dış borçluluk düzeyindeki net toplam artış milli gelir artışından daha yüksekti.

Türkiye ekonomisini dış borç tuzağına iten bu büyüme mucizesinin bir diğer şaşırtıcı yanı ise dış borçlanmanın genellikle kısa vadeli yapıda olmasıydı. 48.4 milyar dolar olan kısa vadeli dış borç stokunun net artış miktarı, 48.4 milyar dolarlık genel artışın %87’sini oluşturmaktadır.

Bu konuyla ilgi akıllara takılan bir başka soru ise bu dış borç senaryosunun hangi kurumlardan kaynaklandığıdır. Bu soruya yeterli bir cevap verebilmek bu çalışmanın kapsamı dışında olan derin bir analiz gerektirse de; yine de verilerden çıkaracağımız genel eğilimler üzerine yorum yapabiliriz. Resmi veriler dış borçlanmadaki 55.8 milyar dolarlık net artışın 18.5 milyar dolarlık kısmının kamu sektörü (Merkez Bankası dahil) tarafından üretildiğini gösterirken; 37.3 milyar dolarının özel sektörden kaynaklandığını gösteriyor. Özel sektör dış borçlarının neredeyse tamamı finansal kuruluşlar kaynaklıdır. 37.3 milyar dolarlık artışın yalnızca %1.6’sı finansal olmayan kuruluşlar tarafından üretilmiştir.

Tablo 4

Ancak, 2008 öncesinde tam tersi bir durum söz konusu idi. 2003-2008 döneminde özel sektörün biriktirdiği 100 milyar dolarlık net dış borcun yaklaşık olarak üçte ikisi finansal olmayan reel ekonomik sektörler tarafından üretilmiştir. 2008/09 krizinden itibaren, reel sektör firmalarının dış borçlanma şekli olarak kredi kullanımı açık bir şekilde azaldı. Bir kez daha Türkiye, daha da şiddetli bir şekilde, finansal yatırımcıların risk iştahının yönlendirdiği spekülatif dalgalanmaların himayesi altına girmiştir.

***

Kısa vadeli dış borcun milli gelirden daha hızla yükseldiği bir ekonomi… Son dönemdeki kararları, Türkler tarafından milli gurur olarak görülerek kutlanan kredi derecelendirme kuruluşları, hiç şüphesiz ki bu durumun farkındalar. Uluslararası politik iktisadın unsurlarına karşı naif olunmamalıdır. Bilinmelidir ki; Türkiye’nin uluslararası iş bölümündeki yeri sadece ekonomik tercihler tarafından değil; kolektif emperyalizmin siyasi tercihleri tarafından da belirlenmektedir. ‘Ekonomik başarı’ efsaneleri siyasi unsurlarla şişirilmektedir.”

Profesör Erinç Yeldan, Dekan, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Yaşar Üniversitesi, İzmir

Yeldan, Erinç (Mayıs, 2013), “Türkiye’nin Borç Güdümlü Büyümesi”, Cilt II, Sayı 3, s.20-22, Türkiye Siyasi Analiz ve Araştırma Merkezi (AnalizTürkiye), Londra: AnalizTürkiye(http://researchturkey.org/?p=3176&lang=tr)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz