Son Dakika
23 Eylül 2017 Cumartesi

Cem Ersever’in Terör Raporu Ortaya Çıktı

05 Mayıs 2013 Pazar, 15:55

JİTEM’in kurucu kadrosunda bulunan ve uzun süre Güneydoğu’da terör karşı mücadele veren Cem Ersever, 4 Kasım 1993 tarihinde şüpheli bir şekilde öldülmüştü. Faili meçhul olarak kalan bu olay zaman zaman tartışılmaya devam etmektedir. Öldürülmeden önce devletin terörle mücadele politikasını değiştirmesi için müstehar isimle kitaplar yazan Ersever’in yayınlayamadığı “terör raporu” olduğu ortaya çıktı. Raporda terörle mücadele noktasında özellikle, toprak reformuna vurgu yapan Ersever, önemli bilgiler sunuyor.

Cem Ersever’in, 5 Nisan 1990 tarihini taşıyan “Değerlendirme Raporu” Ergenekon davasının ek klasörlerine girdi. Ersever’in öldürüldüğü 4 Kasım 1993’ten altı ay önce yazdığı raporda ilginç değerlendirmeler bulunuyor.

Cumhuriyet’ten İlhan Taşçı’nın haberine göre; Bölgedeki kirli ilişkileri açıklayacağını söylemesinin ardından elleri bağlanıp kafasına iki el ateş edilmiş cesedi bulunan binbaşı Cem Ersever’in öldürülmeden 6 ay önce kaleme aldığı anlaşılan bir rapor ortaya çıktı. Raporda, devletin bölgede uyguladığı yanlış politikalardan, devlet görevlilerinin “yoz ilişkilerine” kadar pek çok konuda değerlendirmeler yer aldı. Ersever’in “J.Binbaşı, Jitem-2 Brl. K.” unvanıyla imzaladığı ve 5 Nisan 1990 tarihini taşıyan “Değerlendirme Raporu” Ergenekon davasının ek klasörlerine girdi. Ersever’in öldürüldüğü 4 Kasım 1993’ten altı ay önce yazdığı raporda şu değerlendirmeler öne çıktı:

Politikacıların ucuz kahramanlığı: Topraktan kopma, işsizlik, sanayisizlik, kültürsüzlük tam bir barut fıçısı olarak tarif edilebilir. Güvenlik kuvvetlerinin çaba sarf ederek PKK’nin askeri faaliyetlerini durdurma mücadelesi demokrasi ve insan hakları adına baltalanmış, basın ve politikacıların ucuz kah­ramanlık malzemesi haline getirilmiştir.

Ayaklanmayı devlet hazırlıyor: Değişik bir yaklaşımla olaylardan uzak, bölge gerçeğini yaşamayan, neyin mücade­lesinin verildiğinden haberi olmayan birtakım kişiler karar organlarını etki­ler hale gelmişler. Adeta bölgede bir halk ayaklanmasının objektif koşullarının oluşmasına yardımcı olmuşlardır.

Koruculuk hesabı: Ekonomik katkısı oluyor diyerek geçici köy korucularına öde­nen para miktarı 180 milyar lirayı bulmuştur. Bir kaynağa göre bu para ile doğu kentlerine 180 adet et kombinası,1200 adet konfeksiyon atölyesi, 3 çimento fabrikası, alt katta ahırıyla banyo tuvalet bu­lunan 7200 köy evi, günde 40 kg süt veren holstein ineği ve dolayısı ile günde 3 milyon 600 bin litrelik süt kapasitesi sağlanabilirdi.

Toprak dağıtın, kooperatif kurun: Geniş kapsamlı bir toprak reformuna ihtiyaç vardır. Mevcut toprak ağalarının birkaç kat daha zenginleşmesi köy­lüyü değil batıdaki bar, pavyon ve kumarhaneleri kalkındırmaya yarayacaktır. Esnaf ve çiftçi kooperatifleri ile yapı koope­ratifleri desteklenebilir, küçük çiftçi ve esnafa verilen krediler bu bölge için artırılarak taksit faizleri düşürülebilir, Mardin-Siirt-Hakkâri-Van ve Bitlis illerinde toprakların tümü kamulaştırılarak devlet çiftliği haline getirilebilir.

Kravatlı Koçerolar: Halen yol kenarları arıcılık, hayvancılık bahanesiyle derme çatma kurulmuş içi boş binalarla doludur. Devletin bu işler için verdiği milyarlarca liralık kredi­ler sözde tesis sahibi kravatlı Koçeroların karanlık emellerine vasıta olmak­tadır.

Lolipoplu propaganda: Güneydoğu’yu tanıdığını zannedenlerin çözüm üretmeye hakları olmadığı gibi susmaları vatandaşlık görevidir. Ben Doğu’da görevli iken diye başlayıp bulanık suda balık avlayanların Hamo-Mamo ağalar ile birlikte yedikleri kuzu çevirmelerini unutmaları, cumhuriyet tarihinde isyanlar kitabını da rafa kaldırarak Vietnam, Küba, Filipinler ve Latin Amerika ülkelerindeki çağın milli demokratik hareketlerini okumaları gerekir. Beş kilo pirinç, iki mekap, üç önlük, iki defter, bir lolipop ile propaganda ça­lışmaları devlet ciddiyeti ile bağdaşmamaktadır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz