Son Dakika
22 Eylül 2017 Cuma

Büyüyerek mi bölüneceğiz?

01 Mayıs 2013 Çarşamba, 15:23

Akşam Gazetesi köşe yazarı Gürkan Hacır, dün oldukça dikkat çekici bir analiz içeren yazı yazdı. Herkesin okuması gereken yazıyı bir kez de biz yayınlıyoruz.

 

En iyimser bakışla Türkiye bir federasyona gidiyor… Haritada büyütülen bir Türkiye olacak. Tabii ki küresel emperyalizmin kontrolünde…

Yeni adı GEBOP olan büyük Orta Doğu planı tıkır tıkır işliyor. Suriye ayağı intikaya uğrasa da Türkiye ayağı tam istenildiği gibi yürüyor. Orta Doğu’yu alt üst eden bu projenin iki temel hedefi vardı. Daha önce de yazmıştım. İlki, bölgede yeni dünya düzenine entegre olmuş küçük devletçikler yaratmak, ikincisi İsrail’e bir güvenlik bahçesi oluşturmak. Bölgede yaratılacak uydu devletçiklerin İsrail’le uyumlu olması şart. Burada en önemli etnik kimlik ise Kürtler.

EVET, siyonistler 1900’lerin başında Türk kimliğinin inşaasında nasıl görev aldılarsa şu anda aynı işlevi Kürt kimliği için yerine getiriyorlar. Liz Behmoaras’ın ‘Bir Kimlik Arayışının Hikâyesi’ ve Rıfat N. Bali’nin ‘Bir Günah Keçisi’ kitaplarını okumanızı öneririm. Siyonist Moiz Kohen’in Türk kimliğini ortaya çıkarmak için çabalarını hayretle izleyeceksiniz.

BÜYÜK küresel güç ve onun Orta Doğu temsilcisi olan siyonistler yeni bir millet yaratıyorlar: Kürtler…

VE dikkat ediniz… Bunun için kendilerine en zıt gibi gözüken bir grubu bile partner edinebiliyorlar. Çıkışında anti-emperyalist ve anti-kapitalist olan PKK şimdi İsrail’in kontrolünde çizilen yol haritasından yürüyor.

TARİHİNDE ne İsrail’e ne de ABD’ye tek mantar tabancası bile patlatmayan PKK, özgürlük şarkıları eşliğinde emperyalizmle kol kola oturmuş gün sayıyor.

PEKİ nasıl olacak? Yani Kürtlere ne verilecek? AKP’lilerin üstün körü anlattıkları gibi ‘genel bir demokratikleşme’ hamlesiyle bu ‘barış süreci’ tamamlanacak mı? On yıllardır kan kusan silahlar, bir günde demokratikleştik deyip toprağa mı gömülecek?

ELBETTE hayır!

BAKINIZ… Murat Karayılan son açıklamasında satır arasında ne dedi: “Kürt halkı Türkiye’de kimliksiz ve statüsüz yaşamayacak bir noktaya
gelmiştir.”

YANİ Kandil’e statü sözü verilmiş. Devam edelim…

KARAYILAN bir başka yerde “Tüm Kürdistan halkını, (4 parçadaki Türkiye, Irak, İran, Suriye) tüm parçalar arasında milli dayanışma ve barış için ulusal bir platform oluşturmaya, Hewlêr’de (Erbil) ‘Birlik, Dayanışma ve Barış Konferansı’nı örgütlemeye ve katılmaya çağırıyoruz” dedi.
YANİ Türkiyeli Kürtler olarak değil 4 ülkedeki Kürtlerin de liderliğine soyunmuş bir PKK var karşımızda. Öcalan’ın Misak-ı Milli açıklamasını hatırlayın. Yani bölgedeki Kürt varlığının şefliğine oynuyorlar.

SURİYE’NİN devrilmesi durumunda sıra İran’a gelecek ve oradaki Kürt bölgesinin de dahil olmasıyla puzzle tamamlanacak. Peki yeni bir devlet mi kurulacak?

ÖNGÖRÜMÜ peşinen söyleyeyim: Hayır!

TÜRKİYE bu projede pilot ülke olarak seçildi. Başbakan Erdoğan onun için eşbaşkan seçildi. Ve Türkiye onun için ağır ekonomik kriz sonrası suni para bolluğuyla obez çocuk gibi beslendi. Siyasi sonuç alınıp haritalar yeniden şekilleninceye kadar da beslenmeye devam edecek. Para fonlarını elinde tutan Yahudi lobileri para akıtmayı sürdürecekler.

Paranın dayanılmaz CAZİBESİ

KÜRT meselesine şimdilik biraz ara verelim. Ve dünya siyonizmi Türkiye’nin formülünü yıllar önce nasıl keşfetmişti? Ona bir bakalım…

SİYONİZMİN kurucusu Theodor Herzl’in anılarından okuyalım:

“İZZET birden esrarlı bir havaya büründü ve bana arkadaşça tavsiyelerde bulundu: ‘Bu memlekete maliyeci olarak giriniz, sonra ne isterseniz yapabilirsiniz’ (Bununla şunu demek istiyordu: Biz sizin ne istediğinizi biliyoruz ve buna muhalefet edecek değiliz. Ne Sultan ne de etrafındaki işadamları para bulabiliyor, dikkatli davranmak zorundayız, aksi halde alaşağı ediliriz) Devam etti: ‘Maliyemizi elinize alınız. O zaman patron olursunuz. Önce en mükemmel iş olan maden işine girişiniz. Bizim cevap bile vermediğimiz yüzlerce binlerce talep var bu konuda.

İmparatorlukta bütün mevcut madenlerin işletilmesi size teklif edildi, kabul etmez misiniz? Ondan sonra bankacılığa el atarsınız. Lüzumlu bütün imtiyazlar size verilecektir. Bu öyle bir şekilde yapılacaktır ki, Osmanlı Bankası hiçbir şeyden şüphelenmeyecektir. Sonunda sizin kolonizasyon talebiniz hususunda ne yapılabileceğine karar veririz.’

BU fikir bana son derece parlak göründü. Zira gözlerinin önüne paraları sürmek için bana fırsat veriliyordu. Otele döndüm. Dün sabah çok erken kalkarak Saray’a gitmeye hazırlandım, zira gemi saat 10’da kalkacaktı. Bagajlarımız akşamdan hazırlanmıştı. Sultan’ın misafiri olduğumu belirtmeme rağmen Saray’dan kimse gelmediği için otelin hesabını ödedim. Adamıma ben gelmeden bagajları gemiye çıkarmamasını tembih ettim. Çünkü Sultan’ın ne yapacağı belli olmazdı, belki de ayrılıp gitmeme müsaade etmezdi. Burada beklenenle olanlar hiç birbirine benzemiyor. Mamafih olaylar bambaşka cereyan etti.

Muhtemelen ileride ben bu imtiyazı elde edeceğim, bunun ne zaman olacağı belli değil. Belki de Türkiye’yi ‘Kuvvetler’ tarafından taksim edilmeden ele geçiremeyeceğiz.”

(Siyonizmin Kurucusu Theodor Herzl’in Hatıraları ve Sultan Abdülhamid / Ergun Göze / Boğaziçi Yayınları / 1995 / 1. Baskı)

YAHUDİLERİN GÖÇÜ

DURUN… Sadece biz değil, Filistinliler de paranın dayanılmaz cazibesine kapıldı…

TARİH, 1943 Temmuz… İkinci Dünya Savaşı’nın en kanlı günleri… Nazi partisinin aklında nihai çözüm vardı. Yani kıta Avrupası’ndaki Yahudilerin zorunlu göçü. Peki nereye? Önce Madagaskar Adası’na. Ama orası elverişsiz bulundu. Başka neresi olabilirdi? Siyonistlerin de bayılacakları bir yer akıllara geldi: Filistin! Yani vadedilmiş topraklar. Nazi parti yetkilileri, Kudüs Müftüsü Emin el-Hüseyni’yi buldular. Onu Almanya’ya davet ettiler. Ve Avrupa’daki Yahudilerin, Filistin’e yerleşmesini istediklerini ilettiler.

Emin El-Hüseyni yüklü miktarda para istedi. Nazi partisi kabul etti. Adolf Hitler’le de bir araya gelen Emin El-Hüseyni bitmek tükenmek bilmeyen Arap-İsrail savaşının da son devredeki başlama vuruşunu yapmış oldu. (Emin El-Hüseyni’nin eski bir Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olduğunu ve Yaser Arafat’ın amcası olduğunu da ekleyeyim.)
VE akın akın Filistin’e Yahudi göçü başladı. Bu arada Nazilerin bu kararına en büyük desteği de siyonistlerin verdiğini ve Hüseyni’ye ödenen paranın büyük kısmının siyonistler tarafından karşılandığını da ekleyeyim.

PSİKOLOJİK BİR DEVLET

SİYONİZMİN babası Herzl, 1895’te yazdığı romanın nasıl fiiliyata geçtiğini göremedi. Anılarını 16 Mayıs 1904’te tamamladı. İki ay sonra kalp krizinden öldü. Cenazesi yıllar sonra 1949’da devlet töreniyle İsrail’e defnedildi. İsrail, Herzl’in kurduğu idealler üzerinden büyüyor, büyüdükçe azgınlaşıyor. Yarattığı askeri güç ise tamamen psikolojik savaşın eseri.

İsrail aslında psikolojik bir devlet. Yani gücünün çok üstünde bir psikolojik etki yaratmayı başaran devlet. Bunu da iki şeyi sürekli elde tutarak yapıyor: 1- Finans kapital. 2- Medya. Bakın Herzl’in anılarını derleyen Ergun Göze ne diyor: Bu savaşların belki en gayriresmisi, daha şiddetlisi, haberleşme organlarında, propaganda sahasında cereyan etti.

ERTUĞRUL Özkök, neden Murat Karayılan’ın açıklamalarındaki statü talebini hiçbir gazete yayınlamadı diye aranıp durmasın. Önce kendi yönettiği gazetenin arşivlerini bir tarasın. Küresel gücün (ve de İsrail’in) aleyhine tek satır çıktı mı bir arasın…

GELELİM finale…

TÜRKİYE bir federasyona gidiyor. En iyimser bakışla bir federasyona. Haritada büyütülen bir Türkiye olacak. Ama federe bir devlet olarak. İçine tüm Kürt bölgesini alan kısmen petrol zenginliğiyle moral bulmuş ve büyümenin verdiği sevinçle federasyona ses çıkarmayan Türklerin rıza gösterdiği bir devlet…

VE bu devlet elbette İslam sosuna batırılmış ama siyonizme mutlak bağlı ve küresel emperyalizmin kontrolünde bir ülke olacak.

NOT: 1999’da ülkemizi ziyaret eden Clinton’un neden Osmanlı tarihi çalıştığını şimdi daha iyi anlıyor musunuz? Eğer daha da fazla ayrıntı istiyorsanız Cengiz Özakıncı’nın ‘Yeni Osmanlı Tuzağı’ isimli kitabını okumanızı öneririm.

Akşam

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz