Son Dakika
22 Kasım 2017 Çarşamba

Akil insanlar işbaşında !

14 Nisan 2013 Pazar, 08:57
Akil insanlar işbaşında !

 Boyunlarına poşu takan heyetin başkanı Yılmaz Ensaroğlu, “Öncelikle umuyor ve diliyorum ki hiç birimiz bu kez hayal kırıklığına uğramayız. Kalıcı çözüme, barışa hem devlet vatandaş ilişkileri açısından, hem toplumsal açıdan hep birlikte kavuşmuş oluruz” dedi. Ensaroğlu, toplantıya verilen arada yaptığı değerlendirmede “Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, koşullarının iyileştirilmesi öne çıktı” diye konuştu.

Diyarbakır’daki çalışmalarının 3’üncü gününde Diyarbakır Dernekler Platformu’nun organizasyonuyla merkez Kayapınar Belediyesi’ne ait Kültür Merkezi’ndeki toplantıya heyet başkanı Yılmaz Ensaroğlu ile üyeler Murat Belge, Etyen Mahçupyan, Kezban Hatemi, Mehmet Emin Ekmen, Fazıl Hüsnü Erdem katıldı. Heyet üyeleri kendilerine verilen poşuları boyunlarına astı. Heyet üyelerinden Yılmaz Erdoğan, Lami Özgen, Ahmet Faruk Ünsal ise kentten ayrıldıkları için bugünkü çalışmalara katılmadı.

“UMUYORUM HİÇ BİRİMİZ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMAYIZ”

Halkın talep ve şikayetlerini dinlemeden önce konuşan Akil İnsanlar Heyeti Başkanı Yılmaz Ensaroğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’de barış süreci yürütülüyor. Öncelikle umuyor ve diliyorum ki hiç birimiz bu kez hayal kırıklığına uğramayız. Bu süreç barışla sonuçlanır. Kalıcı çözüme, barışa hem devlet- vatandaş ilişkileri açısından, hem toplumsal açıdan hep birlikte kavuşmuş oluruz. Akil İnsanlar komisyonu bütün dünyada tarih boyunca çatışma şiddet yaşanan yerlerde uygulanan bir mekanizma. Her ülkede kuruluş amacı ve işlevi değişebiliyor. Kimi yerde hakemlik, kimi yerde arabuluculuk, kimi yerde sadece şahitlik benzeri görevler üstleniyor. Türkiye’de oluşturulan komisyon ise daha çok genel olarak toplumu bu sürece sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi için bilgilendirmekten ziyade, toplumun farklı kesimlerinde insanlar ne düşünüyor, nasıl bakıyorlar, ne tür beklentileri var ne gibi endişeleri var bunları tespite yönelik bütün Türkiye’ye arkadaşlar dağılmış durumda.

Amacımız, sizin görüşlerinizi almak sonra bunları bir metne döküp hem Ankara’da karar alıcılara, siyasi partilere, hem de öncelikle diğer bölgelere giden arkadaşlarımıza iletmektir. Ankara ne yapması gerektiğini, Diyarbakır’da Kürtler ne istiyorlar, olaya nasıl bakıyorlar, ne gibi talep ve endişeleri var bunu öğrensin hem de diğer bölgelere giden arkadaşlarımız bu sorunla ilgili olarak Güneydoğu’nun düşüncelerini yaklaşımlarını öğrenmiş ve kendi çalışmalarını ona göre yürütüyor olsunlar.”

“HER CÜMLE ÇOK ÖNEMLİ”

Yılmaz Ensaroğlu, halkın söyleyeceği her cümlenin kendileri için çok önemli olduğunu belirterek, “Kürt meselesi etrafında bir yönüyle çok fazla bilinmeyen bir şeyde yok. O yüzden birbirimize zaten yıllardan beri karşılaştığımız dertlerimizi paylaşmaktan çok esasen bundan sonrası için projeksiyon tutmak ve bize yol göstermeniz daha önemli” dedi.

Ne yapılırsa Kürt sorununa kalıcı çözüm olacağı, ne yapılırsa barış olacağına ilişkin önerileri alacaklarını belirten Yılmaz Enrsaroğlu, “Sezin önerileriniz değerlidir. Hepimizin ona ihtiyacı olur” diye konuştu. Yılmaz Ensaroğlu, bu sorunu yıllardır kendi aralarında konuştuklarını hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aynı şeyi belki Karadeniz ve İç Anadolu’da çalışıyor olsaydım söylemezdim. Yani oralarda bu sorunla ilgili bilinmeyen çok şey olduğu için, yada yanlış bilinen çok şey olduğu için neler olup bittiğiyle ilgili çok şeyde konuşmak gerekir. Ama Diyarbakır’da biraz da geleceğe bakmak, unutmamamız gerekenden çok esasen bundan sonrası için nelere ihtiyaç var, neler yapılması gerekiyor bunları sizlerden dinlemeyi tercih ederiz.”

BASINA KAPALI AMA SESLER DIŞARDAN DUYULDU

Daha sonra basına kapalı yapılan toplantıda konuşmacıların sesleri salonun dışından da duyuldu. 75 yaşındaki Hayriye Dolan, 4 çocuğundan 3’ünün dağda PKK saflarına katıldığını ve çatışmalarda yaşamını yitirdiğini belirterek, “Çocuklarım Selahattin, Abdülkadir ve Mehmet Ali, PKK’ya katıldıktan sonra yaşamlarını yitirdiler. Ben ölene kadar Kürdüm. Biz barışı hukuk, adalet ve eşitlik temelinde istiyoruz. Tank ve topla barış olmaz. Tank ve toplar varken barış nasıl olacak? Bu insanlar devletin zulmü nedeniyle dağa çıktı. Haksız adaletsiz eşitliksiz bir barış istemiyoruz” dedi.

Bir kadın da Şanlıurfa’da üniversiteye giden oğlunun ‘Öcalan siyasi irademdir’ dediği için 6 yıl önce gözaltına alındığını ve cezaevinden çıktıktan sonra ise kendisinden bir daha haber alınamadığını söyledi. Söz alan bir başka kişi de Başbakan Erdoğan’a başlattığı süreçten dolayı teşekkür ederek, “Başbakan bir konuşmasında daha önce Kürdistan eyaleti vardı, bu bizi memnun etti. Kürtler ne terörist nede ırkçı olmamıştır. Bugüne kadarda hiç olmadılar. 17 bin 600 faili meçhulü kimse araştırmadı. Gerçek bir barış için genel af, faili meçhullerin aydınlatılmasını istiyoruz. Herkes gelip siyaset yapsın artık kavga olmasın” dedi.

Söz alan bir başkası da “Bir babanın çocuklarıysak, gerçek bir barış eşitlik koşullarında olmalıdır” dedi. Bir başkası da, “Sayın Öcalan’ın yoldaşlarıyla iletişim kurabilmesi sağlanmalıdır. Ve Öcalan’ın Türk halkına de seslenebilmesi için koşullar yaratılmalı” dedi.

“BARIŞ OLACAKSA TÜRKLER, KÜRTLERE BORCUNU ÖDESİN”

Toplantıda bir başkası da Türklerin Kürtlere borçlu olduğu görüşünü savundu. Adı öğrenilemeyen bu kişi şöyle dedi:

“Kürtler tarihten günümüze kadar 3 defa Türklere destek verdi. Malazgirt’te, Çaldıran’da ve 1920’de ulusal kurtuluş savaşında Türklerin yanında yer aldı ve savaştı. Türkler, Kürtlere borçludurlar. Türk devletinin Kürtlere borcunu ödeme zamanı geldi. Barışın gelmesi için bu borcun ödenmesi lazım. Eğer barış olacaksa Sayın Başbakanın devlet ve hükümet adına Roboski olayı nedeniyle ailelerden özür dilemesi gerekiyor. Ayrıca Suriye Kürtlerine barış elini uzatsın. Özgür Suriye Ordusu’na verdiği desteği Suriye Kürtlerine de versin.”

ENSAROĞLU: ÖCALAN’IN SERBEST BIRAKILMASI ÖNE ÇIKTI

Toplantıya verilen arada açıklamada bulunan Akil İnsanlar Heyeti Başkanı Yılmaz Ensaroğlu, şunları söyledi:

“Geçmişte yaşananları da durduk yere insanların unutmasını bekleyemeyiz. Ancak geçmiş yerine geleceğe bakmalıyız. Yapılması gereken çalışmalara dönük önerilerini alalım dedik. İnsanlar çok dolu yaşadıkları acılar dolayısıyla. Bunu ne ölçüde başardığımızdan emin değilim ancak bazı arkadaşların acıları tazelendi. Çok somut öneriler yapanlar da oldu. Anayasal yasal düzenlemeler istendi. Uygulama bağlamında düzeltilmesini gerekenler var. Diyarbakır’daki program içinde bu toplantının epeyce anlamlı oldu.

Komisyon üyesi üyeler açısından doğrudan doğruya halkın nabzı tutuldu. Şu anda çözüm çabası içinde olan iki tarafın da ana aktörleri ile buradaki psikolojiye baktığımda halkın psikolojik olarak tatmin edilmesi gerektiği görülüyor. Geçmişte derin acılar yaşamış özellikle annelerin anlattıkları bu sorunun aslında çok da iyi bilen insanları etkiledi. Ancak geçmişte hiçbir şey yaşanmamış diye de kalıcı barışı yapamazsınız. Geçmişe takılırsanız da bu kez yol alamazsınız. Biz bu dengeyi oluşturmak istiyoruz.

Burada taleplerde çok yoğun biçimde Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, koşullarının iyileştirilmesi öne çıktı. Kandille İmralı arasında temasların, temas yolunun açılması, geri çekilme konusunda burada farklı bir psikoloji var. Diyorlar ki çocuklarımız niye dışarı çıksınlar ve bununla ilgili nedenler sunuyorlar. Ana dil özellikle anayasal ve yasal güvence bağlamında en çok öne çıkan şey. Ana dilinde eğitimin sağlanması ve sağlanacak barışın eşitlik ve adalet temelinde yani onurlu bir barışın sağlanmasını öne çıkardılar.”

KCK SANIĞIYLA GÖRÜŞTÜLER

Akil İnsanlar Heyeti üyeleri dün akşam Diyarbakır’da görülen KCK ana davasında yargılanan ve bir süre önce tahliye olan eski Dicle Belediye Başkanı Abdullah Akengin ile görüştü. 1,5 saati aşkın süren görüşmede Akengin’in grup üyelerine KCK davasından tutuklu olan ve cezaevindeki hasta tutuklular konusunda görüşlerini bildirdiği öğrenildi.

ŞEHİT ANNESİ: AKAN KAN DURSUN, BARIŞ GELSİN

Akil İnsanlar Heyeti, Diyarbakır’da halka buluşmasının ardından Bingöl’ün Adaklı İlçesi yakınlarında 1995 yılında terhisine 15 gün kala PKK’lılar tarafından şehit edilen er Abdülvahap Çokur’un ailesini ziyaret etti. Huzurevleri Semti’ndeki evde şehit annesi Hatun Çokur ve şehidin ağabeyi Diyarbakır Şehit Aileleri ve İnsan Hakları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Çokur tarafından karşılanan heyet üyelerinden bazısı, anne Hatun Çokur’un elini öptü.

Türkçe bilmeyen ve Kürtçe konuşan Hatun Çokur, Kezban Hatemi’nin kendisine verdiği mendille gözyaşlarını silerek, kendisine sorulan, “Barış sürecini nasıl değerlendiriyorsun?” sorusuna, “Tabii ki akan kanın durmasını istiyorum. Çocuklarımız birbirini artık öldürmesin. Kürt sorunu olmasaydı bu sorunlar olmazdı. Akan kanı durdurun, barışı getirin artık. Hepimiz Müslümanız, Müslüman Müslümanı öldürür mü?” dedi.

KÜRT SORUNU OLMASAYDI ÖLÜMLER OLMAZDI

Diyarbakır Şehit Aileleri ve İnsan Hakları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Çokur ise 1984 yılından beri ülkede kardeşin kardeşi öldürdüğünü belirterek, şöyle dedi:

“Böyle bir duruma geldik. Bu süreci tabii ki destekliyoruz. Üzücü olan bu süreç için geç kalındı. Bu süreç geçen yıl yaşansaydı belki 100’den fazla şehidimiz olmazdı. Biz kadere inanmışız, ancak bu süreç daha önce başarılmış olsaydı, belki de bunlar olmayacaktı. Ancak zararın neresinden dönersek kardır. Geç atıldı ancak sonuçta bu adımın arkasındayız. İnşallah bu süreci yapılırken de bizleri, şehit ailelerimizi suistimal etmemelerini de istiyoruz. Bizi göz ardı etmesinler. Bu insanlar vatan uğruna şehit oldu. Kendileri için ölmedi. Bu süreci sonuna kadar destekliyoruz, ancak bu sürecin mağdurları unutulmamalı. Annem Türkçe bilmiyor. Suçu ne? Bu Kürt sorunundan kaynaklandı. Hepimiz bu sıkıntıdan nasibimizi aldık. Kürt meselesi çözülmüş olsaydı niye kardeşimiz şehit edilmiş olurdu? Bu mesele çözülseydi insanlar ölmezdi. Birileri gariban insanların üzerinden rant elde ediyor, bedelini de biz ödüyoruz. Madem bu Kürt sorunuysa benim kardeşim Kürt, niye öldürdün kardeşim? Birileri bizleri kullanıyor. Bu annenin evladını aldın da ne oldu? Bir adım ileri atabildin mi?”

Kezban Hatemi ise, “Acınızı anlıyoruz. Buraya geliyorsun, bu ana perişan, bu ana da konuşamıyor, o ana da konuşamıyor. Zorla bu insanları Türkçe konuşturumaya çalıştırıyoruz. Kürtçe öldürüyoruz, Türkçe konuşmaya zorluyoruz” dedi.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz