Son Dakika
21 Ağustos 2017 Pazartesi

Suriye’de muhalifler arası rekabet artıyor

13 Nisan 2013 Cumartesi, 15:22

Suriye’nin parçalanması süreci hızlanır ve rejimin çöküşü adım adım yaklaşırken, şu ya da bu tarafı tutan dış güçler arasındaki rekabet de arttı.

Bu güçler Suriye’nin geleceğine dair aracılar üzerinden çatışmalarını da yoğunlaştırdı.

El Kaide’nin Suriye’deki Nusra Cephesi’yle bağını kamuoyu önünde açıklaması ve burada bir İslam devleti kurulması için cesaretlendirmesi de bu durumun son örneği.

Suriye’deki ılımlı ve laik güçler ise, rejimin yıkılması ve demokrasinin kurulması için çalışmalarını artırıyor.

Bu durum, Suriye’deki çıkmazın bir boyutunun da, Amerika Birleşik Devletleri öncülüğündeki batı dünyası ile El Kaide’nin çatışması olduğu.

 

Usame Bin Ladin’in ardından El Kaide’nin liderliğine gelen Eyman ez-Zevahiri geçen Pazar günü, Suriye’deki cihatçıları, bölgesel bir halifeliğin merkezi olacak bir İslam devleti kurulması için çalışmaya çağırdı.

Bundan iki gün sonra Irak’taki el Kaide, Nusra Cephesi’nin kendi kollarından biri olduğunu ve iki örgütün Irak ve Şam (Suriye bölgesinin eski adı) İslam Devleti kurmak için birleştiğini açıklamıştı.

Suriye’deki muhalif güçler arasında, yerelde kitleleri kazanmak için uğraşan Nusra Cephesi ise bunu potansiyel olarak bir ölüm fermanı olarak gördüğünden birleşme haberleriyle ilgili farklı bir açıklama yaptı.

Birleşmeyi reddeden örgüt, Zevahiri’ye bağlı olduğunu açıkladı ancak bunun örgütün çizgisinde herhangi bir şeyi değiştirmeyeceğinin altını çizdi.

Peki, cihatçılar tarafındaki bu açıklamalar ve sarsıntıların şu sırada gerçekleşiyor olması ne anlama geliyor?

Batı desteği

Amerikalılar, çizgilerinde bir değişiklik yapıldığı işareti vermeden ve somut askeri yardım vaatlerinde bulunmadan Katar, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bölgesel müttefiklerine, isyancılara yaptıkları silahların miktarını ve kalitesini artırmaları yönünde göz kırptılar.

Aynı zamanda da ABD’lilerin daha ılımlı Özgür Suriye Ordusu birimlerinin Ürdün’deki eğitimine katıldıkları; ardından da bunların Ürdün üzerinden Suriye’nin güneyine gönderildikleri haberleri geldi.

İsyancıların, Suriye’nin bu bölgesinde, başka bölgelere göre daha güçlü hava savunma sistemlerine sahip oldukları ve zırhlı araçlara karşı özel silahlarının olduğu da gelen haberler arasında.

Batı desteği alan grupların Özgür Suriye Ordusu’na bağlılıklarının şart koşulması Nusra Cephesi ve diğer cihatçı örgütler üzerinde bir baskı kurmayı amaçlıyor.

Nusra Cephesi’ne katılanların birçoğunun, bu örgüte fırsatçı bir şekilde katıldıkları ve bunda bu örgütün diğerlerine göre daha fazla kaynağa ve deneyime sahip olmasının önemli bir etken olduğu belirtiliyor.

 

Bu durumun değiştirilmesi ve “ılımlı” gruplara daha fazla kaynak ayrılması yönelimiyle birlikte, el Kaide, cihatçı gruplara nereye bağlı oldukları ve amaçlarının ne olduğunu hatırlatmak için uygun bir zaman olduğuna karar verdi.

Batının Özgür Suriye Ordusu’na ve “ana akım” isyancı gruplara destek konusunda hassas olduğu bir dönemde, ülkede dengeyi sarsabilecek türde silah desteğinin cihatçıların eline geçmesi büyük bir tehlike olarak görülüyor.

Muhalefetteki radikaller ile diğerleri arasındaki çatışmanın düzeyinin, rejim değişikliğinin gerçekleşmesi potansiyelinin artması ile birlikte daha da keskinleşeceği tahmin ediliyor.

Bölgesel etkiler

Bu mücadelenin sonucu, Orta Doğu’nun odağındaki bu bölgenin geleceğini belirlemede oldukça kritik bir rol oynayabilir.

Eğer cihatçılar, yeni Suriye’de öncü konumlarını koruyabilirlerse, Irak’ın Sünni bölgeleriyle, Sünnilerin kontrolündeki Suriye arasında gayrı resmi de olsa bir birliğin oluşması söz konusu olabilir.

Bu da bölgenin, dini ve etnik fay hatları üzerinden bölünmesinin yolunu açabilir.

Esad rejiminin kendini kurtarması ya da çoğunlukçu yapısı ya da özelliklerini koruyarak başka bir hale dönüşmesi ise bu sonucun önündeki en büyük engel.

 

Bu da Amerikalıların ve diğerlerinin, Suriye’de İran’a karşı Hizbullah ve Şam yönetimi ile yürüttükleri vekiller savaşına fazlasıyla yoğunlaşmamalarının nedeni olabilir.

Amerikalıların karşı karşıya kaldıkları ikilem şu: Bir yandan isyancıları destekleyerek inatçı rejime, kontrollü bir geçişi müzakere etmeye zorlamak ancak bunu yaparken, ani bir rejim değişikliğini tetikleyip radikallerin iktidarı ellerine geçirmelerini engellemek.

Bu dengeyi doğru kurmak mümkün olmayabilir ve rejimin odağındaki güçler, çöküşe kadar boyun eğmemeyi seçebilir.

İsrail’in provoke edilmesi riski?

Bu arada, diplomatlar, Amerikalıların ve müttefiklerinin, Özgür Suriye Ordusu isyancılarının sınır bölgelerindeki kontrolü mümkün olduğunca ellerine alarak, bölgesel etkileri sınırlamaya çalıştıklarını söylüyor.

Korkulan noktalardan biri, rejimin, daha da çaresiz hale geldiği bir noktada, İsrail’i provoke ederek içerde ve bölgede desteğini artırmayı deneme ihtimali.

Bu nedenle de İsrail’in işgali altında olan Golan tepelerinin Suriye tarafında bir tampon bölge oluşturulması için oldukça yoğun bir efor sarf ediliyor.

BBC Türkçe Servisi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz