Son Dakika
15 Aralık 2017 Cuma

12 Mart 2013 Salı, 02:21
Batuhan ÇOLAK
Batuhan ÇOLAK batuhancolak@gmail.com Tüm Yazılar

İstiklal Marşının Kabulü ve Milli Şair Mehmet Akif Ersoy

İstiklal harbinin tam ortasında milli bir devlet kurma düşüncesinin şekillendiği bir dönemde, bağımsızlığın sembolü olacak milli bir marşa ihtiyaç vardı. Bunun için de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir yarışma başlatılmıştı.   Birçok şair, yazar iştirak etmişti bu yarışmaya…   Yarışma kapsamında altı ay içerisinde toplam 724 şiir gelmiştir milli marş olabilmek için. Gelen metinlerin […]

İstiklal harbinin tam ortasında milli bir devlet kurma düşüncesinin şekillendiği bir dönemde, bağımsızlığın sembolü olacak milli bir marşa ihtiyaç vardı. Bunun için de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir yarışma başlatılmıştı.

 

Birçok şair, yazar iştirak etmişti bu yarışmaya…

 

Yarışma kapsamında altı ay içerisinde toplam 724 şiir gelmiştir milli marş olabilmek için. Gelen metinlerin arasından da, milli marş olabilecek altı tanesi belirlenmişti. Bu altı şiir içerisinden, milli marş olacak metnin seçilmesi gerekiyordu.

 

Milletvekilleri her şiir için uzun düşüncelere kapılıyor, hepsinde ayrı bir gurur duyuyorlardı. Ancak okunduğunda yürekleri titretecek, üzerinden asır geçse bile aynı heyecanla okunabilecek bir metnin olmadığı görülüyordu.

 

Son altıya kalan şiirler güzeldi… Güzeldi güzel olmalarına fakat istenilen tat tam olarak yakalanamamıştı. Bir şeyler eksikti…

 

Maarif vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in aklına Mehmet Akif Ersoy geliyordu bu kutlu metni yazmak için. Lakin Mehmet Akif yarışmaya katılmayacağını ve bunun sebebinin de, kazanan kişiye verilecek paradan kaynaklandığını birçok defa dile getirmişti.

 

Buna rağmen Maarif vekili kararlıydı, ikna edecekti şairi…

 

Tanrıöver, Mehmet Akif Ersoy’a bir teklifle geldi; “Yeter ki yaz, sana ödül verilmeyecek…”

Bu sözlerle ikna etme çalışıyordu şairi, sanki geleceği görmüşçesine…

 

Mehmet Akif Ersoy, ısrarlara dayanamamıştı ve Tanrıöver’e “tamam yazacağım” diyerek teklifi kabul etmişti.

 

Sıra, milli marş olabilecek kıtaları yazmaya gelmişti.

 

Kutlu bir süreç başlamıştır artık… Uykusuz geçirilen gecelerde, milli marşın o eşsiz mısraları kaleme alınmış, milli mücadele eşsiz bir dille yorumlanmaya başlanmıştı.

 

Bu kutlu sürecin sonucunda her satırında duygu, her satırında coşku, her satırında Türklük ve her satırında milletin son destanını anlatan o muhteşem dizeler ortaya çıkacaktı.

 

Bağımsızlık ülküsünden bir adım bile geri adım atmayan, şanlı bir topluluğun tarihe geçen şanlı bir metnidir bu…

 

***

 

Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiirin TBMM’de okunmasına gelmiştir sıra…

 

Mehmet Akif, son dakikaya kadar şüphe içinde kalmış, ‘acaba beğenilecek mi’ kaygısıyla şiirin TBMM’de okunmasına kadar heyecanla beklemiştir.

 

Bu kutlu metinlerin yazılmasında aracı olan, zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver okuyacaktır şiiri… Emin adımlarla çıktığı kürsüde şöyle başlayacaktır sözlerine:

 

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!

O benimdir, o benim milletimindir ancak!”

 

Tüm TBMM üyeleri dikkatle dinlemektedirler. İlk dizeden sonra gururla dolan vekiller, son dizenin okunmasıyla birlikte çok büyük bir alkış tufanını koparmışlardır.

 

TBMM milletvekilleri ayaktadırlar ve hepsi de Türk’ün milli marşını ayakta, hiç bitmeyecekmiş hissi veren bir coşkuyla alkışlamaktadırlar.

 

Böylesi bir manzara neticesinde yapılan oylamada Mehmet Akif Ersoy’un şiiri, 12 Mart 1921 tarihinde resmi olarak İstiklâl Marşı olarak kabul ediliyordu.

 

Mehmet Akif Ersoy, daha önce de kabul etmeyeceğini belirtmesine rağmen kendisine verilmek istenen ödülü, maddi sıkıntılar yaşamasına, eşinin astım hastalığı içerisinde kıvranmasına rağmen kabul etmiyordu.

 

Bu hareketiyle bir büyük mükâfatı daha almıştır gönüllerde…

 

O artık ‘Milli Şair’dir.

 

Gövdelerini vatan uğruna siper ettikleri, kurşunları bittiklerinde dipçiklerle düşmanın üzerine yürüyen şanlı bir neslin ifadesidir İstiklal Marşı.

 

Tecellisi bayrakta, mükâfatı ahirette, destanı millette, ilk gün gibi, bugün de aynı coşkuyla…

 

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl !”.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz