Son Dakika
12 Kasım 2019 Salı

İmralı Sürecinin (!) Galibi Kim Olacak ?

03 Mart 2013 Pazar, 18:27

2010 yılında Oslo Görüşmeleriyle başlayan ve adına Kürt Açılımı adı verilen MİT-PKK-ÖCALAN Görüşmelerinin ikinci safhası yeniden başladı.

 

Hatırlarsanız Oslo Görüşmelerinin deşifre olmasıyla MİT-PKK-ÖCALAN görüşmeleri kesintiye uğramış, ardından KCK operasyonları ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağırılmasıyla birlikte “Açılım Sürecinde” ciddi kırılmalar ve kesintiler olmuştu.

 

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın KCK operasyonları kapsamında ifadeye çağırılması devlet içi hesaplaşmaya dönüşünce, Başbakan Erdoğan gerek KCK Soruşturması Savcısına gerekse de operasyonları yürüten İstanbul Emniyetine karşı çok sert tavır almıştı.

 

Hatta o dönemde yasal düzenlemeye gidilerek MİT yöneticilerinin ve görevlilerinin soruşturma izni kesin bir şekilde Başbakanın iznine bağlanmıştı.

 

Şimdi ise yeni bir süreç başladı.

 

Bu defa MİT direkt olarak terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşmeye başladı ve BDP’de sürece dâhil edildi.

 

Son görüşme ise yine MİT’in gözetiminde BDP Milletvekilleri ile terörist başı Öcalan arasında gerçekleşti

 

İşte bu son görüşmelerin ardından terörist başı Öcalan’ın süreçle ilgili düşüncelerine ait olduğu iddia edilen tutanaklar basına sızdı veya sızdırıldı.

 

Tutanakların içeriği son derece hayati konularla dolu.

 

Başkanlık sisteminden AK Parti’nin siyasi hayatına, MİT’ten Cemaate, KCK operasyonlarından halk savaşı tehditlerine kadar toplumu ciddi anlamda rahatsız eden pek çok konuda kendi görüşlerini tutanaklara yansıtan terör örgütü elebaşı Öcalan özetle çözümün merkezine kendini koymuş durumda.

Özellikle AK Parti hakkında ortaya koyduğu düşünceler gerek iktidar kanadında gerekse de yandaş basında izahı mümkün olmayan bir hayal kırıklığına yol açtı.

 

Sürecin diğer tarafı olan BDP ise tutanakları kendilerinin sızdırmadığını iddia ederek Başbakana karşı bir komplonun içinde olmayacaklarını ifade etti.

 

Cemaat ise tutanaklara karşı çok sert bir tepki gösterdi ve Fethullah Gülen tutanaklardaki ifadeleri iftira ve komplo olarak nitelendirdi.

 

Esasında tutanaklarda MİT eksenli Hükümet-Cemaat çatışmasının bir kez daha gündeme geldiği görülüyor ve MİT, teröristbaşı Öcalan üzerinden Cemaate karşı güç gösterinde bulunuyor.

 

Sürece karşı olan ve bu konuda son derece hassas davranan MHP ise doğal olarak ülkenin geleceğinden duyduğu endişeyi çok sert açıklamalarla kamuoyuyla paylaşıyor ve ikna edici açıklamalar bekliyor.

 

CHP ise zaten bir öyle bir böyle siyaset izlediği için toplum ve iktidar tarafından çok fazla ciddiye alınmıyor.

 

Yukarıda özetlediğimiz son Oslo ve İmralı Görüşmelerinin ve özellikle de İmralı tutanaklarının basına sızdırılmasının galibi kim olacak derseniz bu sorunun cevabı kısa vadede yaklaşan Nevruz’da ve yaz aylarında, uzun vadede ise gelecek nesillerin yaşayacağı Türkiye’de gizli.

 

Terör örgütü yandaşlarının Nevruz Bayramındaki tutumu ilk ciddi sınav olacak.

 

Hükümetin ve açılım destekçilerinin provokasyon olmaması konusunda sürekli uyarılarda bulunması bakalım ne kadar etkili olacak ?

 

Yaz ayları ise terör örgütünün saldırılarını artırdığı bir dönemdir hep.

 

Terör örgütü PKK, nisan ayından itibaren saldırılar planlamaya ve ardından haziranla birlikte terör eylemlerini gerçekleştirmeye başlar. Ateşkes adı verilen ve terörle mücadelede hukuki bir karşılığı olmayan sözde barış döneminde eylemsizliğin olacağına dair henüz ciddi bir işaret yok. Görüşmelerin ana başlıklarının ve gündem maddelerinin bile net olarak bilinmediği bu dönemde sözde eylemsizliğin ve ateşkesin olacağını ummak hayalperestlikten başka bir şey değil.

 

Terör örgütü yöneticilerinden yapılan açıklamalarda da böyle bir adımın atılacağı söylenmiyor. Hatta terör örgütünün eli kanlı yöneticilerinden Duran Kalkan, silahların bırakılmayacağını, eylemlerin durmayacağını ve tam tersine artacağını ifade etmiş, Murat Karayılan ise Türkiye topraklarını terk etmeyeceklerini ve tam tersine Türk Ordusunun Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu terk etmesi gerektiğini söylemiştir.

 

Maalesef bu açıklamalar Türk kamuoyuna tam olarak yansıtılmıyor ve her şey tozpembe olarak gösteriliyor.

 

Kimin kazanacağına gelince ne yazık ki PKK terör örgütünün güç ve mevzi kazandığı kesin. 2012 yılında gerçekleştirilen sürekli operasyonlarla ağır kayıplar veren terör örgütü bu son süreçle birlikte toparlanmak için fırsat bulmuş ve kayıplarını telafi etmek için zaman kazanmıştır.

 

Türk Ordusu ise zaten darbe iddiaları ile yeterince güç ve moral kaybetti fakat buna rağmen terörle mücadelede başarılarla dolu bir yıla imza attı. Lakin bu son müzakere süreci Türk Ordusunun operasyonlarını durdurursa işte o zaman ciddi bir kırılma ve kayıp yaşanacaktır.

 

Terör örgütü mevzi kazanırken ve tabanını genişletirken, Türk Ordusunun harekât kabiliyetinin ve saldırı gücünün kısıtlanması Allah korusun yeni şehit cenazelerine sebep olacaktır. Çünkü bir tarafta saldırı kabiliyetini artırmış ve yeni mevziler kazanmış bir terör örgütü diğer tarafta ise kışlasına hapsolmuş ve kazandığı mevzileri kaybetmiş bir Tür Ordusu.

 

Bu öngörü maalesef terör uzmanlarının da üzerinde mutabık olduğu bir öngörüdür ve yaşanacak bu tür bir tehlike karşısında milletimiz objektif olarak aydınlatılmamaktadır.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

escort izmir izmir escort porno izle türk porno porno escort izmir porno izle travesti porno izmir escort türkçe porno üvey anne pornosu
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
bedava bonus veren bahis siteleri bedava bonus